logo

ADK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ADK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2013 Salı

ADK’den bağımsızlık yemini


İÜ ADK tarafından 68’liler Birliği Vakfı yöneticilerinin katıldığı anmada “Bizler Atatürk gençliği olarak, tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye kurana dek mücadele edeceğimize söz veriyoruz” yemini edildi.

İstanbul Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü(İÜ ADK), 68 Gençlik Kuşağı temsilcileri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin yıl dönümü sebebiyle 68 Kuşağı’nın siyasi düşüncesini ve mücadele birikimini bugüne aktarmak amacıyla bir anma düzenledi. Anmaya Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla birlikte mücadele veren 68’liler Birliği Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Merdan Aslan ve 68’liler Birliği Vakfı Saymanı Ali Işık konuşmacı olarak yer aldı. İÜ Hukuk Fakültesi’nin “Havuzlu Bahçe” olarak bilinen bahçesinde gerçekleşen anmada 68 Gençliği’nin Atatürk Devrimleri’ni benimseyen ve bu devrimleri sosyalist düşünce ile birleştirmek isteyen bir kuşak olduğu, bu durumun çarpıtılarak halktan saklandığı söylendi.

“Erdoğan, yeni bir 68’den korkuyor” 

Merdan Aslan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP İktidarı’nın yeni bir 68 Gençliği doğmasından korktuğunu, fakat yeni bir 68 gençliğinin oluşmakta olduğunu söyledi. Aslan, Türkiye’nin 150 yıllık devrimci hareketinin ana dinamiğinin Atatürk Cumhuriyeti olduğunu, Atatürk’ün Fransız ve Sovyet devrimlerinden esinlenerek Türkiye şartlarına özgü; halkçı, devrimci ve aydınlanmacı bir devrim programı izlediğini belirtti.

Aslan, Demokrat Parti dönemiyle ilgili olarak, “1950 ile birlikte ekonomik ve siyasal açıdan farklı, NATO ile işbirliği yapan bir yapıya girildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adnan Menderes ve Turgut Özal siyasetinin sözcüsü olduğunu söylüyor. Bu söz, ben NATO’ya, emperyalizme bağlılığın devamıyım demektir” dedi.

27 Mayıs Hareketi’nin darbe değil devrim olduğunu savunan Aslan, konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: “27 Mayıs ile birlike 1950’den başlayarak gericileşen yapıya bir set çekildi. Askeri bir harekettir fakat ciddi bir halk desteği vardır. Şiddete başvuran her hareket darbe değildir. Hak istiyorsun, eşitlik istiyorsun fakat bu noktada birilerinin damarına basıyorsun. 27 Mayıs’ın özgürlükçü ortamında bütün fikirlere özgürlük verildi ve sol düşünce yayıldı.”

“Denizler, Mahirler kullanılıyor” 

Aslan, 68 Gençliği’nin siyasal çıkarlar doğrultusunda kullanıldığını belirterek, “Mahir konusunda konuşan kişi Mahir’in THKP-C Savunması’nda Atatürk hakkındaki görüşlerini okumuyorsa, oradaki esasları ortaya koymuyorsa ezbere konuşuyordur. Belgeleri esas almak gerekir. Bugünkü siyasi duruma denk düşsün diye Denizler, Mahirler kullanılıyor” dedi.

Güncel siyasete de değinen Aslan, “Bugün 1800’lü yılların başlarına, yani Ortaçağ karanlığına dayanan bir iktidar var. Biz Süleyman Demirel’e karşı mücadele ettik. Ama bugün kendisiyle ittifak yapıyoruz. Çünkü Cumhuriyet’i savunuyoruz” şeklinde konuştu.

“68’in sloganı tam bağımsız Türkiye”

Ali Işık ise 68 Gençliği’nin sloganının “Tam bağımsız demokratik Türkiye” olduğu vurgusunu yaptı. Işık, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını veren dönemin Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi Başkanı Ali Elverdi ve Mahkeme Savcısı Baki Tuğ’u kimsenin hatırlamadığını, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ise halen akıllarda olduğunu söyledi. Sözlerine, Gezmiş’in ailesine yazdığı son mektubun son cümlesi olan “Sizi devrimciliğimin olanca ateşiyle selamlıyorum” cümlesini tekrarlayarak başlayan Işık, 68 Gençliği hakkında şunları söyledi: “68 Hareketi Türkiye halkıyla barışıktı. Kitleseldi ve bağımsızdı. Ben hiçbir yürüyüşümüzde tepki gördüğümüzü hatırlamıyorum. 68 Gençliği’nin sloganı tam bağımsız Türkiye idi. Bu slogan ülke gerçekleriyle örtüşüyordu. Avrupa’da 68 gençliği üyeleri ülkelerinin demokrasilerine katkıda bulunup yönetici, senatör olurken bizim 68 gençliğimiz katledildi.”

Soner Bahadır

29 Ekim 2012 Pazartesi

"Cumhuriyet değil ,AKP yıkılacak"

Blog yazarımız Merve ÇOBAN Ankara ULUS Meydanından bildirdi.

Ankara Valiliği tarafından yasaklanan 29 Ekim kutlamaları Ankara Ulus Meydanında yüzbinlerin katılımıyla başladı. Tüm yasak ve engellemelere rağmen, ilk Meclis önünde buluşan binlerce yurttaş "Cumhuriyet değil, AKP yıkılacak" sloganları ile meydanlara akmaya başladı. Yürüyüşe Devlet Tiyatrosu Sanatçıları da yoğun katılımları ile destek verdi.

Cumhuriyet yürüyüşüne katılmak için vatanın dört bir yanından gelen grupları taşıyan araçlar sabahın ilk ışıkları ile Ankara girişinde kolluk kuvvetleri tarafından durdurulup çeşitli yıldırma ve püskürtme operasyonları başladı.

Yurdun çeşitli ilçelerinden gelen bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları birinci Meclis önünde buluşan grup ile yurttaşlar arasından ilk arbede yaşandı.Cadde girişinde girişinde durdurulan gruba, Rüzgarlı Caddesi, Çapa ve İnebolu sokaklarından alana girebilecekleri uyarıda bulunuldu.  Yaşanan bu arbede de müdahele sert oldu. Polis tazyikli su ve biber gazı kullandı. Polisin orantısız müdahelesi sonucunda astım hastası olduğu öğrenilen bir vatandaş fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.

Ulus Meydanına alınmayan başta CHP,İP,ADD, TGB ve TMMOB üyelerinden oluşan gruplar başta çeşitli engellemelere maruz bırakılarak Sıhhiye Meydanına doğru yönlendirildi. Yolda yürüyüşü provake eden kolluk kuvvetlere tepki gösteren bir kadın panzer altında kaldığı kaydedildi. Sürekli polis ablukası ve tacizi altında olan grup Ankara Sıhhıye Meydanı üzerinden Tandoğan'a çıktıktan sonra Anıtkabir'e çıktı. Yürüyüş, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıkılmasının ardından sona erdi.

17 Ekim 2012 Çarşamba

"Hukuka inen balyoz"u anlattılar


İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenen panelde Balyoz Davası ve siyasi davalar tartışıldı. Ceyhan Mumcu, "Burada yaşananlar Sokrates, Galileo ve Dreyfus Davası'ndan daha vahimdir" dedi.

Atatürkçü Düşünce Kulubü'nün bugün Hukuk Fakültesi'nde düzenlediği "Hukuka inen balyoz!" başlıklı panelde konuşmacı olarak İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Hasan Kılıç, Balyoz Davası  müdafii avukatlarından Hüseyin Ersöz ve Avukat Ceyhan Mumcu konuşmacı olarak katıldı.

"Özgürlüğümüz tehlikede"

Panelde ilk konuşmacı Ceyhan Mumcu idi. "Kimsenin özgürlüğü güvencede değil" diyen Mumcu sözlerini şöyle sürdürdü: "Asıl mesele adalate balyozun ne zaman indirilmeye başlandığıdır. Kimsenin özgürlüğü güvencede değil. Çok basit sebeplerle suç tipi yaratılıp özgürlüğünüz kısıtlanabilir. Burada yaşananlar Sokrates Davası'ndan, Galileo'yu yargılayan Engizisyon Mahkemesi'nden ve Yüzbaşı Dreyfus Davası'ndan daha vahimdir. Bu davalar Türk meselesi olmaktan çıkmıştır. Bu yaşananlar Silivri Mahkemesi'ni bir insanlık ayıbına dönüştürmüştür" dedi. 

Mumcu ayrıca , "darbeye ortam hazırlamak" suçlamasının toplumsal muhalefeti bastırma aracına dönüştürüldüğünü belirterek, "2007 yılında Ergenekon Soruşturması başladı. Konu neydi? Darbe. Bir darbe bulunamadı. Ama çok basit bir suç yarattılar: Darbeye ortam hazırlamak. Siz pahalılıktan bahsederseniz, yemekhane zamlarından bahsederseniz sizi darbeye ortam hazırlamakla itham ediyorlar. Bu suçlamayla bütün muhalefeti sindirdiler" ifadelerini kullandı. 

"Tarihe not düşüyoruz"

Mumcu'nun ardından söz alan Hüseyin Ersöz duruşmalarda haksızlıkları tarihe not düştüklerini belirtti. Ersöz konuya ilişkin, "Bizim o salonda bulunmamızın sebebi otoriteye meydan okumaktır, müvekkillerimize destek olmaktır. Ama bunların yanında adaletsizlikleri tarihe not düşmektir. Eğer bugün Balyoz Davası tartışılıyorsa ve bu dava kamuoyunda tartışılıyorsa bizim tarihe düşmek istediğimiz not budur" ifadelerini kullandı. 

Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy gibi davalarda savunmanın suçsuzluğunu ispatlamak zorunda bırakıldığını belirten Ersöz, "Ortada bir suç varsa bunu iddia makamı ispatlamak zorundadır. Savunma makamı suçsuzluğunu ispat etmek zorunda değildir" dedi.

"Davalar hukuk çerçevesinden çıktı"

Son konuşmacı Hasan Kılıç ise siyasi davaların hukuk çerçevesinden çıktığı değerlendirmesinde bulundu. Kılıç konu hakkında, "Hukukçu olduğumuz için çokça kez sorarlar: Bir hukukçu olarak şu dava hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu davalar hukuk çerçevesinden çıkmıştır. Bu davaları uluslararası yapıların ülkemiz hakkındaki görüşleri çerçevesinde incelememiz gerekmektedir" dedi.

Balyoz Davası'nda mahkemenin müdafiilerin avukatı olduğu halde İstanbul Barosu'ndan avukat talep etmesini "avukatlık mesleğinin bitirilmesi" olarak tanımlayan Kılıç, "Mahkeme davada müdafii avukatlar varken Baro'dan yani avukatların meslek örgütünden yeniden avukat aramasını, avukatlık mesleğini bitirmemizi istedi. Bir Baro bunu yapabilir mi? Hakkımızda soruşturmalar açıyorlar. Açsınlar, savunma makamını susturamazlar. Savunma tarafı onurlu duruşuyla tarihe geçmiştir" dedi. 

Soner Bahadır

6 Ekim 2012 Cumartesi

İÜ'de İsyan Büyüyor !


İstanbul Üniveristesi öğrencilerinin yemek zammı isyanı devam ediyor. Beyazıt yerleşkesinden Avcılar, Çapa ve Sarıyer Yerleşkelerine kadar öğrenciler % 85'lik zammı protesto ediyor.

Rektörlük rahatsız !

İstanbul Üniveristesi (İÜ) yönetimi tarafından yapılan düzenleme ile her öğrenciye KAMPÜSKART alma zorunluluğu getirildi. 1 Ekim itibari ile yürürlüğe giren bu değişiklik  %85'lik zammı da  beraberinde getirdi. Karara tepki gösteren öğrenciler yaptıkları eylem ve boykotlarla bu durumu protesto ediyorlar. Avcılar Kampusü'nde öğrencilerin 3 gündür yemekhaneyi boykot ettiği öğrenildi.  Boykotun 3. gününde öğrenciler okula getirilen 3 otobüs dolusu çevik kuvvete ve özel güvenlik birimlerine aldırış etmeden %90 katılımla, öğretim görevlilerinin de desteğini alarak boykotlarını sürdürdü. Öğrencilerin evden getirdiği yiyeceklerle açılan ortak sofraya ise ilgi büyüktü. Halaylar çekip, şarkılar söyleyen öğrencilerin ısrarlı direnişleri Rektörlük’ü rahatsız etmeye başladı. Öğrencileri 'ikna etmesi için' Avcılar yemekhanesine rektörlük tarafından bir yetkili ve yemekhane müdürü gönderildi. Sarıyer ve Beyazıt'da ise öğrenciler afişlerle ve dağıttıkları el ilanları ile bu duruma dikkat çekiyor.

Sandaviçi al Boykota destek ol.

Bir başka eylem ise dün İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp  Fakültesi'nde gerçekleşti.  Atatürkçü Düşünce Kulübü, Türkiye Gençlik Birliği, Tıp Öğrencileri Konseyi  kulüblerine üye öğrenciler bir araya gelerek yemekhane zammını protesto etti. % 85'lik yemekhane zammına karşı fakülte yemekhanesi protesto eden öğrenciler  yemekhane önüne alternatif yemekhane kurarak ücretsiz sandaviç dağıttılar. İÜ Çapa Tıp Fakültesi ADK başkanı Barış Alpuğan, "yemekhane zamları her yıl belli bir oranda artırılıyordu. Ancak bu sene harçları kaldırdılar diye beslenme ihtiyacına %85 zam yaptılar. Bu kabul edilir bi şey değil. Böylece zaten kaldırdıkları hrç ücretinin yarısını temin ettiler. Bizler bu zamma karşı kendi cebimizden ve fakültedeki bazı hocalarımızın verdiği para ile alternatif bir yemekhane oluşturduk. Böylece boykot kararı aldık" dedi.

"Sandaviç al boykota destek ol" sloganı ile birleşen öğrenci klübleri sonrasında ortak basın açıklaması yaptı. Basın açıklaması Kulübler adına Kardelen Türkü SAÇAR yaptı.  Saçar, açıklamada şunları kaydetti.

Rektörün zammını değil, öğrencinin sandavicini yiyin!

İstanbul Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri olarak yeni öğretim yılında; doğalaz, elektirik, akaryakıt, ulaşım zamlarının yanında bir de yemekhane zammıyla karşılaştık. Yıllardır süregelen kontejan artışı zaten yemekhane kuyruğunu çekilmez hale getirmişdi. bir saatlik öğlen arası neredeyse tamamını yemekhane kuyruğunda geçrir olmuşduk Fiziki koşullar her geçen gün ağırlaşırken yemek fiyatlarının iki katına çıkmış olması  bütçemizi de sarstı. Geçen yıl 3,25 e yediğimiz yemek fiyatı bugün 5,45 e çıktı. sadece öğlen yemeğini yiyen öğrencinin aylık harcaması 20 TL'den 37 TL'ye çıktı. Bu 17 TL'lik fark ile ayda 34 çay içebiliyor, 17 kere daha otobüse binebiliyor. 3-4 kitap daha alabiliyorduk.

Yunus Söylet'in de itiraf ettiği üzere; üniversite yönetimi "maliyenin alamadığı harçları yerine koyma" derdindedir. Mali sorunların acısını bizlerden çıkarmalarına izin vermeyeceğiz! Öğrenciler olarak şimdiye kadar parasız eğitim ve sağlık için mücadele ettik. Nitelikli eğitim, ücretsiz barınma ve beslenme hakkımızı alana kadar da mücadelemize devam edeceğiz. Bugün, zamların geri çekilmesi talebiyle günlük uyarı boykotumuzu başlattık. Eğer fiyatlar düşemez ise, boykotumuza devem etmekte kararlıyız. Bu fiyatlarla yemek yemeği kabul etmiyoruz!
Basın açıklamasının ardından öğrenciler canlı müzik eşliğinde halaylar çekip şarkı söylediler. 

İstanbul Üniversitesi öğrencileri 9 Ekim salı günü tüm yerleşkelerde genel boykota gidecekler.

                                                                       Gökhan ÇELİK

4 Ekim 2012 Perşembe

İÜ öğrencileri “Yunus’un zammı”nı yemedi


İÜ’de yemekhanelere yapılan zamlar boykot yapılarak protesto edildi. Yemek dağıtan öğrenciler, “Yunus’un zammını değil, öğrencinin yemeğini yiyin” dedi.

İstanbul Üniversitesi(İÜ) Atatürkçü Düşünce Kulübü(ADK), üniversite yemekhanelerindeki yemeğin 1 .00 TL’den 1.85 TL’ye yükseltilmesini, İktisat Fakültesi Ek Bina-1’in önünde yemek dağıtarak boykot etti. Boykota dernek üyeleri dışında çok sayıda öğrenci destek verdi.

Ekmek suç aleti sayıldı

İÜADK üyeleri boykotu, Beyazıt’taki Merkez Kampüs’ün içindeki yemekhanenin içinde yapacaklarını duyurmuşlardı. Yemeklerini ve ekmeklerini alarak Merkez Kampüs kapısına gelen öğrenciler, üniversitenin özel güvenliği tarafından kampüse alınmadı. Güvenlik mensupları, yemeklerin ve ekmeğin suç aleti olduğunu söyledi. Öğrenciler bunun üzerine İktisat Fakültesi Ek Bina 1’in önünde boykotlarını gerçekleştirdiler.

“Bütçeyi denkleştiremiyoruz”

ADK yöneticileri, İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn ile görüştüklerini, Prof. Dinn’in kendilerine “Biz öğrenciyi düşünüyoruz ama mecburuz. Bütçeyi denkleştiremiyoruz. Siz böyle bize karşı çıkarsanız bir nasıl öğrenciyi idare ederiz” dediğini aktardı.

“Üniversiteler rant kapısına dönüştü”

Zamlar konusunda görüşlerini alığımız Hukuk Fakültesi 3. Sınıf Öğrencisi Elif Sedef Çelik, “Bu dönem yemeklerimiz yüzde 85 zamlandı. Bu durum üniversitelerin rant kapısına dönüştüğünü gösteriyor. Bir üniversite nasıl daha iyi hizmet veririm diye düşünmeliyken ne kadar çok para alırız diye düşünüyor” dedi.

“Çorba, makarna ve ekmeğe talimiz”

İletişim Fakültesi 3. Sınıf Öğrencisi Nagihan Alan ise zamları, “Öğrenciler zar zor harçlarını öderken bu yemekhane zamları bize dokundu. Ulaşıma yapılan zamlar geri alındı. Dileriz ki yemekhaneye yapılan zamlar da geri alınır. Öğrenci yemeği çorba, makarna ve ekmeğe talimiz” şeklinde değerlendirdi.

“Sonuç alana kadar devam edeceğiz”

Siyasal Bilgiler Fakültesi 1. Sınıf Öğrencisi Okan Özkan da, “2009 yılında yemekler 50 kuruştu. Zamanla kademe kademe zamlandı. En son 1 tl 85 kuruş oldu. Harçları kaldırdılar ama bu gideri bir yerden karşılamak gerekiyordu. Biz harçların kaldırılmasına da inanmamıştık. AKP’nin ne kadar öğrenci düşmanı olduğunu biliyoruz. Sonuç alana kadar bu eylemi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

Soner Bahadır