logo

İÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2014 Pazartesi

Cerrahpaşa’da taşeron dayanışma çadırı

CTF’de rotasyon gerekçesiyle işbaşı yaptırılmayan yemekhane işçileri, Hastane bahçesine direniş çadırı kurdu. İşçiler, çadıra müdahale edilmesi durumunda müdahalenin ertesi günü  12.00'de bütün destekçilerini Hastane’ye kendilerine destek vermeye çağırdı.

SONER BAHADIR

İstanbul Üniversitesi(İÜ)’ne bağlı, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi(CTF)  yemekhanesinde görev yapan taşeron işçiler, taşeron şirketin ihale süresinin sona ermesinin ardından rotasyona sokularak işbaşı yaptırılmadı. İÜ yönetimi de bu uygulamaya sessiz kaldı. Taşeron işçilerin örgütlü olduğu Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası(Dev-Sağlık-İş), CTF içerisine bir direniş çadırı kurdu. Çadırı, Hastane’nin bulunduğu semtte kurulan Kocamustafapaşa Dayanışması getirdi. İşçiler eylem sırasında, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Direne direne kazanacağız” ve “Atılan işçiler geri alınsın” sloganları attı.

‘Çadır direnişimizin simgesi’


Çadırın kurulmasının ardından Dev-Sağlık-İş Örgütlenme Sekreteri Gürsel Kaya bir konuşma yaptı. Gürsel Kaya, kurdukları çadırın direnişlerinin simgesi olduğunu söyledi. Kaya şöyle konuştu: “Burada yaşanan haksızlıklar İstanbul Üniversitesi’nin bütün birimlerinde yaşanıyor. İstanbul Üniversitesi yemekhanelerinde çalışan işçiler, zorunlu bir biçimde 3 ay ücretsiz izne çıkarılıyorlar. Bu çadırı, biz hakkımızı alana kadar direnişimizin simgesi olması için buraya diktik.”

6 Ekim 2012 Cumartesi

İÜ'de İsyan Büyüyor !


İstanbul Üniveristesi öğrencilerinin yemek zammı isyanı devam ediyor. Beyazıt yerleşkesinden Avcılar, Çapa ve Sarıyer Yerleşkelerine kadar öğrenciler % 85'lik zammı protesto ediyor.

Rektörlük rahatsız !

İstanbul Üniveristesi (İÜ) yönetimi tarafından yapılan düzenleme ile her öğrenciye KAMPÜSKART alma zorunluluğu getirildi. 1 Ekim itibari ile yürürlüğe giren bu değişiklik  %85'lik zammı da  beraberinde getirdi. Karara tepki gösteren öğrenciler yaptıkları eylem ve boykotlarla bu durumu protesto ediyorlar. Avcılar Kampusü'nde öğrencilerin 3 gündür yemekhaneyi boykot ettiği öğrenildi.  Boykotun 3. gününde öğrenciler okula getirilen 3 otobüs dolusu çevik kuvvete ve özel güvenlik birimlerine aldırış etmeden %90 katılımla, öğretim görevlilerinin de desteğini alarak boykotlarını sürdürdü. Öğrencilerin evden getirdiği yiyeceklerle açılan ortak sofraya ise ilgi büyüktü. Halaylar çekip, şarkılar söyleyen öğrencilerin ısrarlı direnişleri Rektörlük’ü rahatsız etmeye başladı. Öğrencileri 'ikna etmesi için' Avcılar yemekhanesine rektörlük tarafından bir yetkili ve yemekhane müdürü gönderildi. Sarıyer ve Beyazıt'da ise öğrenciler afişlerle ve dağıttıkları el ilanları ile bu duruma dikkat çekiyor.

Sandaviçi al Boykota destek ol.

Bir başka eylem ise dün İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp  Fakültesi'nde gerçekleşti.  Atatürkçü Düşünce Kulübü, Türkiye Gençlik Birliği, Tıp Öğrencileri Konseyi  kulüblerine üye öğrenciler bir araya gelerek yemekhane zammını protesto etti. % 85'lik yemekhane zammına karşı fakülte yemekhanesi protesto eden öğrenciler  yemekhane önüne alternatif yemekhane kurarak ücretsiz sandaviç dağıttılar. İÜ Çapa Tıp Fakültesi ADK başkanı Barış Alpuğan, "yemekhane zamları her yıl belli bir oranda artırılıyordu. Ancak bu sene harçları kaldırdılar diye beslenme ihtiyacına %85 zam yaptılar. Bu kabul edilir bi şey değil. Böylece zaten kaldırdıkları hrç ücretinin yarısını temin ettiler. Bizler bu zamma karşı kendi cebimizden ve fakültedeki bazı hocalarımızın verdiği para ile alternatif bir yemekhane oluşturduk. Böylece boykot kararı aldık" dedi.

"Sandaviç al boykota destek ol" sloganı ile birleşen öğrenci klübleri sonrasında ortak basın açıklaması yaptı. Basın açıklaması Kulübler adına Kardelen Türkü SAÇAR yaptı.  Saçar, açıklamada şunları kaydetti.

Rektörün zammını değil, öğrencinin sandavicini yiyin!

İstanbul Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri olarak yeni öğretim yılında; doğalaz, elektirik, akaryakıt, ulaşım zamlarının yanında bir de yemekhane zammıyla karşılaştık. Yıllardır süregelen kontejan artışı zaten yemekhane kuyruğunu çekilmez hale getirmişdi. bir saatlik öğlen arası neredeyse tamamını yemekhane kuyruğunda geçrir olmuşduk Fiziki koşullar her geçen gün ağırlaşırken yemek fiyatlarının iki katına çıkmış olması  bütçemizi de sarstı. Geçen yıl 3,25 e yediğimiz yemek fiyatı bugün 5,45 e çıktı. sadece öğlen yemeğini yiyen öğrencinin aylık harcaması 20 TL'den 37 TL'ye çıktı. Bu 17 TL'lik fark ile ayda 34 çay içebiliyor, 17 kere daha otobüse binebiliyor. 3-4 kitap daha alabiliyorduk.

Yunus Söylet'in de itiraf ettiği üzere; üniversite yönetimi "maliyenin alamadığı harçları yerine koyma" derdindedir. Mali sorunların acısını bizlerden çıkarmalarına izin vermeyeceğiz! Öğrenciler olarak şimdiye kadar parasız eğitim ve sağlık için mücadele ettik. Nitelikli eğitim, ücretsiz barınma ve beslenme hakkımızı alana kadar da mücadelemize devam edeceğiz. Bugün, zamların geri çekilmesi talebiyle günlük uyarı boykotumuzu başlattık. Eğer fiyatlar düşemez ise, boykotumuza devem etmekte kararlıyız. Bu fiyatlarla yemek yemeği kabul etmiyoruz!
Basın açıklamasının ardından öğrenciler canlı müzik eşliğinde halaylar çekip şarkı söylediler. 

İstanbul Üniversitesi öğrencileri 9 Ekim salı günü tüm yerleşkelerde genel boykota gidecekler.

                                                                       Gökhan ÇELİK

21 Mart 2012 Çarşamba

SOSYAL AĞLARDA DOKUNAN YANIYOR MU?

Malumunuz toplum olarak ayrışmanın ve ötekileştirmelerin yaşandığı şu zamanda zor günler geçiriyoruz. Mevcut muhafazakar-liberal iktidar her fırsatda kendilerine ve yandaşlarına  mualafet yapanları, farklı yöntemlerle sindirmeye, püskürtmeye devam ediyor. Bu  yolda da önüne çıkan gazetecileri,öğrencileri, memurları, bilim insanlarını, iş adamlarını, yargı çalışanlarını, yazarları, askerleri... camii'yi çalan kılıfını uydurur misali bertaraf ediyor.( Bkz : İçerideki 600 civarındaki üniversite öğrencileri, Ergenekon, Balyoz ve Odatv davaları ve süreçleri...) Artık bu dejenerasayondaki son moda sosyal ağ üzerinden olanı. Gayrı insanlar farklı internet mecralarında yayımladıkları haberler, karikatürler ve yorumlardan dolayı suçlanıp (fişlenip) teker teker bertaraf edilir hale geldi. İşde bu yazımda sosyal ağlarda yazdıkları yorumlardan ve paylaşımlarından ötürü tabiri caizse "yanan" kişilerin traji-komik olaylarına yer vermeye çalışacağım...

Gizem GÖRNAZ, ismini medyayı yakından takip eden arkadaşlarımız iyi bilirler. Kendisi Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin  (KTÜ) kayıtları  sırasında sözüm ona bağış diye  100 TL ve her dönem yenileyince de 25 TL' yi  alan  ve üniversitenin vakfına aktarıp oradan da güya akademinin giderlerini karşılamak maksadıyla kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılayan yandaş KTÜ Rektörü İbrahim Özen işgüzarlığını Evrensel Genç Hayat Gazetesine ve internet sitesine yazdığı haberden ötürü hakkında soruşturma açıldı. Gürnaz, rektörü sözde " hırsızlıkla itam etmek" den dolayı 1 yıl 2 ay hapis cezasına çaptırıldı. Ancak öğrencinin amacı bu değil, asıl gayesi parasız, bilimsel  ve demokratik bir üniversite idi. Olaydan sonra müfettişlerin yaptığı araştırmada Özer'in bu paraları kendi harcamaları için kullanıldığı tespit edilmişse de cezası iptal olmaksızın, 11 ay 20 güne düşürüldü ve ertelendi. ( NOT : hukuki süreçten 3 ay sonra Rektör İbrahim Özer, öğrencilere dilekçe yazmaları halinde paralarını tekrar iade edeceğini açıkladı.)

İbrahim Damatoğlu, namı diğer "facebook mağduru". Damatoğlu kendi facebook duvarında hükumet alehine haber ve karikatür paylaştığı için büyüklerince önce çalıştığı Zonguldak PTT müdürlüğünde soruşturma açıldı, ardından kademe ilerlememe ve maaş kesintisi yaptırımı uygulandı. Daha sonra Ordu İline sürgüne gönderildi.

Elbette yukarıda anlattığım İbrahim Damatoğlu olayı, AKP'nin sosyal medya üzerinden yürüttüğü baskı politikasını ne ilki nede sonu idi. Benzer bir olayda Çorum'da MEB' e bağlı bir okulda sözleşmeli öğretmen statüsünde çalışan Eğitim-sen üyesi bir öğretmenin başına geldi. Bilenler hatırlayacaktır, 2010 yılı referandum zamanında yine kendi facebook sayfasında "HAYIR" oyu kullanacağım yazdığı için Çorum Valiliğince görevine son verildi.

Bitmedi. İşde size bir sosyal ağ  hezeyanı daha... İstanbul Üniversitesi (İÜ) Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Şevket Dönmez hakkında bir internet sitesinde yorum yaptığı gerekcesiyle İÜ Disiplin Kurulunca öğrenci hakkında soruşturma açıldı.

Son olarak Samsun İli Yakakent İlçesinde meydana gelen traji-komik örnek ile yazımı sonlandıracağım. Bu sefer Mağdurumuz Erol CEYLAN. Üst satırda bahsettiğim ilçedeki sağlık ocağında memur iken Facebook hesabındaki profilinde "Eledim Eledim" türküsünü paylaşıp altına hükumet alehine yorum yazdığı için bertaraf edildi. Gerekcesi, "devlet malını kullanarak bir siyasi parti hakkında hakaret ve küfür içerikli yazılar yazma" Bu olayın hemen akabininde sosyal ağ mağduru Ceylan önce Artvin İline sürgüne gönderildi, sonrasında bir ay sonrada büyüklerince! memuriyetine son verildi.

Şimdi soruyorum size ey hat! Dokunan yanar mı ?
                                                         Saygılarımlarımla Gökhan ÇELİK