logo

16 Ekim 2026 Cuma

Avrupa maçları, Montella ve seviye tartışması

 

Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi'nde Türk takımlarının aldığı sonuçlar, Vincenzo Montella'nın UEFA Uluslar A Ligi için söylediği “bu seviyelere alışık değiliz” sözünü doğrular nitelikteydi.

Türk kulüplerinin bu hafta Avrupa turnuvalarında gösterdiği performans ve aldığı sonuçlar, görevine son verilen A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella'nın “seviye” sözlerini akıllara getirdi. Baştan söylemek gerekirse Uluslar A Ligi'nde Türkiye'nin yaşadığı hezimette şahsen payı olduğunu düşündüğüm Vincenzo Montella ile yolların ayrılmasının doğru bir karar olduğu görüşündeyim.

Bu hafta Türk takımlarının hangi turnuvada nasıl sonuçlar aldığını hatırlayalım.

Şampiyonlar Ligi: Galatasaray 1 – 4 Barcelona


Galatasaray bu maça Başkan, teknik direktör ve futbol takımının büyük çoğunluğu konusunda istikrarlı bir yapıyla 4 yıldır Türkiye'de şampiyon olan ve bu sezonun da lideri olarak çıktı.

Barcelona ise Avrupa'nın ikinci büyük ligi olarak adlandırılabilecek İspanya La Liga'da 8 haftada bütün maçlarını toplam 34(maç başına 4.25) gol atıp, 27 averaj sahibi olarak geldi.

Bu maça Galatasaray, seyircisinin desteğiyle iyi başlayıp 1-0 öne geçti. Skorun verdiği avantajla hücumda fırsatlar bulan Galatasaray'ı 2 farkla öne geçiren gol ise ofsayt nedeniyle değer kazanmadı.

Galatasaray'ın nefesi rakibine ancak 1 devre yetebildi ve Barcelona ikinci yarıda “farkını” ortaya koyarak maçtan 4-1 galip ayrıldı. Barcelona şu anda Şampiyonlar Ligi'nde 1 gol farkla ikinci.)


Şampiyonlar Ligi: Aston Villa 6 – 0 Fenerbahçe

Fenerbahçe ise “Efsane Başkanı” Aziz Yıldırım'ın seçim vaadi olarak dile getirdiği üzere 18 sene sonra Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kaldı. Kadrosunda Ederson, Guendouzzi, Kante ve Asencio gibi kaliteli isimler bulunan sarı lacivertliler bu sezon kadrosunu Ake, Greenwood ve Lukaku gibi yine üst düzey isimlerle güçlendirmişti.

Aston Villa ise Avrupa'nın en iyi futbol ligi olan İngiltere Premiere Lig'i geçen sezon dördüncü bitiren kadrosundan önemli isimleri kaybettiği için Fenerbahçe karşısına 20 takımlı Premiere Lig'de 16'ncı sırada ve konsantrasyonunu Şampiyonlar Ligi'ne çevirmiş bir halde çıktı.

Aston Villa, kendisinin bile beklemediği bir skorla sahadan 6-0 galip ayrıldı. (Aston Villa bu hafta itibarıyla Şampiyonlar Ligi'nde Barcelona ile aynı puan ve averaja sahip)

Avrupa Ligi: Hoffenheim 2 – 3 Beşiktaş


Beşiktaş da son 3 sezondur hem yönetim hem teknik direktör hem de saha içi sonuçları olarak kaotik bir süreçten geçmiş hem Süper Lig'de hem de Avrupa kupalarında yarıştan çok erken kopan bir vaziyetteydi. Bu sezon ise Sportif Direktör Önder Özen'in ortaya koyduğu futbol aklı ve bu akla uygun Teknik Direktör Vincenzo Italiano'nun “Avrupai” ve “modern” futbol anlayışı ile Beşiktaş hem Lig'de şampiyonluk için önemli adaylardan biri olduğunu gösterirken Avrupa Ligi için de umut veren bir duruma geldi. Yeni transfer Salih Özcan'ın, Orkun Kökçü'nün sahada kafasını rahatlatan ve performansını arttıran oyununun yanına Leo Trossard gibi Avrupa'nın önemli kanat oyuncularından biri ve Dusan Vlahoviç gibi yine Avrupa'nın önemli santraforlarından birinin eklenmesi siyah beyazlıları istim üzerinde bir takım haline getirdi.

Hoffenheim ise geçen sezon Almanya Bundesliga'yı 1 puan farkla beşinci sırada bitirmesine rağmen bu sezon 18 takımlı Bundesliga'da 17. sırada ve konsantrasyonunu Avrupa Ligi'ne çevirmiş durumda.

Beşiktaş; Salih Özcan, Vaclav Cerny ve Dusan Vlahoviç gibi takımın temel taşlarını rotasyona tabii tutup oynatmadığı için “alışılmış ölçüde” hegomonik futbolunu oynamasa da ve 1-0 öne geçtikten sonra rakibi 1-1'lik eşitliği yakalasa da “oyun kalitesini” ortaya koyarak deplasmandan galip ayrılmayı başardı. Beşiktaş, Avrupa Ligi'nde bu hafta itibarıyla önündeki üç takımla aynı puana sahip olmasına rağmen averaj farkıyla dördüncü sırada)


Konferans Ligi: Kups: 2 – 4 Trabzonspor

5 sezon önceki başarılı yapılanmanın şampiyonlukla sonuçlanmasının ardından bu başarının devam ettirilememesi ve istikrar sağlanamamasının ardından geçen sezon Fatih Tekke yönetiminde “scout ve teknik direktör takımı” olarak geçen sezon Süper Lig'de elde edilen üçüncülük ve Türkiye Kupası şampiyonluğu, bordo mavili camiada beklentiler artımıştı. Geçen sezon Onana, Muçi ve Onuachu gibi isimlerin öncülük ettiği kadroya Salah ve Fabinho gibi iki önde gelen futbolcu da dahil olmuş ve Fatih Tekke sonrası takımın başına gelen Thomas Reis'in ayağının tozuyla Galatasaray'ı 4-0 mağlup etmesinin ardından takımın kendisine olan güveni de oldukça artmış ve oynanan futbolun kalitesi Konferans Ligi için de umutları arttırmıştı.

Bordo mavililer deplasmanda farkı 3'e çıkarmanın rehavetiyle 10 dakika kadar tökezlemesine rağmen hem oyuncu kalitesi farkını hem de oyun gücü farkını mütevazı Finlandiya takımı karşısında göstererek sahadan galip ayrıldı.

UEFA'nın kulüp turnuvaları ile Uluslar Ligi seviyelerini şu şekilde eşleştirelim:

Şampiyonlar Ligi = A Ligi

Avrupa Ligi = B Ligi

Konferans Ligi = C Ligi

Montella ile yolların ayrılması çok doğru bir karar olsa da, bu hafta kulüplerimizin aldığı sonuçlara bakınca Uluslar A Ligi için “Bu seviyeye alışık değiliz” lafı ülke futbolumuzun mevcut durumu anlatması açısından pek de haksız sayılmaz sanki.

Şu anki durumumuz ülke futbolumuzun Avrupa Ligi / Uluslar B Ligi yarışmacısı bir düzeyde olduğunu gösteriyor...

24 Temmuz 2026 Cuma

İlk kısa filmimiz huzurlarınızda: Gülün Sahibi


Oyunculuk ve sinema tutkusu olan insanlar olarak bir araya gelip kurduğumuz Kadraj Ötesi Studio ekibi olarak ilk kısa filmimiz olan “Gülün Sahibi”ni huzurlarınıza sunuyoruz...

Hepimizin yolu Şubat ayında İstanbul Kadıköy Rasimpaşa'daki Enstitü İstanbul'un(İSMEK) Film Oyunculuğu'na Giriş kursunda kesişti. 4 ay boyunca değerli Hocamız Oyuncu Deniz Özbay'dan hem insani, hem de mesleki olarak çok değerli şeyler öğrendik.

Eğitimimizin ilk aşamasının sona ermesinin bir bitiş değil, yeni bir başlangıç olduğunun farkındaydık. O yüzden yolumuza yeni bir mecra ile devam etme kararı aldık. Hem öğrendiklerimizi yaparak geliştirmek hem de yaparak yeni şeyler öğrenmek istiyorduk. Bu yolculuğumuzda ilk durağımız “Gülün Sahibi” oldu.

İlk hikayemizde senaryo, yönetmenlik ve kurgu görevleri bana aitti. Hikayemizi sizlere yansıtmak için binbir çaba harcayan oyuncularımız Sevgi Can, Mert Can Tufan, Eylül Başak Kaya, Betül Rabia Çınar ve Dilek Hasırcıoğlu'na bir kez de huzurlarınızda teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bir diğer teşekkür borcum ise benim de rol aldığım flashback sahnesinde kameramanlık yapan Ümit Teke'ye.

Hepimizin eline, emeğine sağlık...

Soner Bahadır

14 Şubat 2024 Çarşamba

Gökhan Zan'ın adaylığı "kitaba" sığar mı?


TİP'in Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak Gökhan Zan'ı açıklamasının ardından Türkiye solunun bir kısmından "kabaca", "kitaba sığmaz" şeklinde özetlenebilecek bir itiraz yükseldi. Peki bu itiraz ne kadar haklı? 


Gökhan Zan'ın adaylığı üzerine "sağ sapma" ve "popülizm" gibi kavramlar üzerinden yapılan eleştiri, suçlama ve tartışmalar, bu kavramların yerli yerine koyularak açıklanması ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. 


SAĞ SAPMA VE GÖKHAN ZAN


"Sağ sapma" kavramı, "kabaca", sosyalist bir partinin devrimci düşünce, söylem ve pratiği terk etmesiyle başlayan ve partinin siyasal ve örgütsel işleyişinde sağ unsurların belirleyici olmasına varan bir süreçtir. 


Bu tariften hareketle Gökhan Zan'ın TİP'ten aday olması "sağ sapma" kapsamına girmemektedir. 


Evet, "son tahlilde" Gökhan Zan, sol/sosyalist bir geçmişe sahip değildir. Evet, Gökhan Zan, MHP'nin "iç hesaplaşması"ndan doğan ve örgütsel tabanı eski MHP kadrolarına dayanan İYİ Parti'den milletvekili adayı olmuş ve seçilememiş birisidir. 


Bu noktada Gökhan Zan'ın ne kadar "İYİ Partili" olduğunu anlamak için İYİ Parti'den adaylığının kendi isteğiyle olmadığını, Meral Akşener'in ısrarlı tavrıyla ikna ettiği eşi Müge Uzun'un isteğiyle adaylığı kabul ettiği yönündeki açıklamasını hatırlamakta fayda var.


Hakeza Gökhan Zan'ın istifa ederken yaptığı açıklama da bu noktada kritiktir. 


Gökhan Zan, 27 Aralık 2023 tarihinde yaptığı açıklamada, "Bilindiği üzere siyasete girme nedenim Hatay'a destek olabilmek, deprem gibi ağır bir felaketin ardından Hataylı kardeşlerimin sesini Meclis'te duyurabilmekten ibaretti. Gelinen noktada siyaset arenasında bunun pek de mümkün olmadığını görmemden hareketle İyi Parti'den istifa ediyorum" ifadelerini kullanmıştır. (1) 


Gökhan Zan'ın, 14 Mayıs 2023 Milletvekilliği Genel Seçimleri'nden sonra İYİ Parti ya da başka bir siyasi parti ile örgütsel ve siyasal düzeyde devamlı ve görünür bir ilişki içerisinde olmaması da bu açıklamanın doğruluğunu ortaya koymaktadır. 


Üstelik Gökhan Zan, 11 Ocak 2024 tarihinde Fox TV canlı yayınında yaptığı açıklamada, İYİ Parti'deki güç savaşının ardından kurulan ve Türkiye'de sağ popülizmin kitabını yazdığı konusunda solun bütün yelpazesinin fikir birliği içinde olduğu Zafer Partisi'nin Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın kendisine Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Adaylığı teklif ettiğini söylemişti. (2) 


Bu açıklamalar ve gelişmeler ışığında söyleyebiliriz ki Gökhan Zan, "İdeal sosyalist devrimci kadro" olmasa da sağ siyasetten umudunu kesmiş ve kurtuluş yolunun halkla beraber halk için mücadele eden siyasetten geçtiğinin bilincine varmış bir insandır. 


POPÜLİZM VE GÖKHAN ZAN


Popülizm ise farklı çeşitleri olmakla birlikte yine "kabaca" popüler kavram ve söylemleri siyasi bağlamı olmadan ve derinlikli bir siyasi programdan yoksun bir biçimde kullanma ve siyaseti saf propaganda söylemine indirgemektir. 


TİP'e "atfedilebilecek" popülizm türü olan "sol popülizm" ise yine "kabaca" sol siyasetin gündem edinebileceği konuları sınıf siyasetinden bağımsız popüler söylemlerle dile getirme ve somut siyasal çözümler üretmemektir. 


Gökhan Zan'ın adaylık konuşmasında yer alan, "Hatay'dan Asi Nehri geçer ama rantı geçirmem, imar affını geçirmem, adam kayırmacılığı da hiç geçirmem" sözleri net bir şekilde sermayenin emekçi halkın doğasına yönelik saldırılarına ve sermaye siyaseti tarzına cepheden karşı çıkan bir siyasi hattı ortaya koymaktadır.(3)



TİP, SOSYALİST BİR ADAY BULAMADI MI? 


İşte bu soru, "zurnanın zırt dediği yer"dir. 

Burada hatırlanması gereken nokta TİP'in "alameti farikası"(ayırıcı işaret) olan siyaset tarzıdır. TİP'in kurucu kadroları "sadece solculara siyaset yapan" ve "sadece solcuları örgütleyen" siyaset tarzını redderek kendi "farkını" ortaya koymuştur. 


Haziran Direnişi'nin bağrında filizlenen ve daha sonra kendi teorik, siyasi ve örgütsel biçimini kazanan bu tarz kendisini "bu sefer şansımızı yoksul emekçiden yana kullanacağız" diyerek ifade etmiş ve o "yoksul emekçi"yi "kendi" hak mücadelesinin "öznesi" haline getirmeyi hedef edinmiştir. 


Uzun lafın kısası TİP, siyaseti "bir zümre için" değil, "yoksul emekçi halk" için yapan bir partidir. 


TİP ADAYINI NEYE GÖRE BELİRLER? 


Burada sorulması gereken çok önemli iki soru bulunmaktadır. 


1)TİP neden seçimlere girer? 


TİP seçimlere, siyaseten rotasını çevirdiği yoksul emekçi halkın çıkarlarının seçim zemininde de savunulmasını ve emekçi halkın "yalnız ve mahzun" bırakılmasını engellemek için girer. 


2)TİP, adaylarını neye göre belirler? 


TİP adaylarını, hak mücadelesine verdiği emekle o mücadelenin sözcüsü, sembolü olmuş insanların bu temsiliyetini siyaset zemininde sürdürebilmesine göre belirler. 


Eğer, "Bizleri kurtacak olan kendi kollarımızdır" ise Gökhan Zan, Hatay halkı için "kollarını" ve elinden gelen her şeyi seferber etmiş ve Hatay halkının "sesi" olmuştur. (4) 

 

Yani Gökhan Zan'ın adaylığı gayet "kitaba uygun"dur


(1) https://www.trthaber.com/haber/gundem/gokhan-zan-iyi-partiden-istifa-etti-824331.html#:~:text=%22Bilindi%C4%9Fi%20%C3%BCzere%20siyasete%20girme%20nedenim,den%20istifa%20ediyorum%22%20a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1n%C4%B1%20yapt%C4%B1.


(2) https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/iyi-partiden-istifa-eden-gokhan-zana-hatay-teklifi-ismail-2161885


(3) https://www.ilerihaber.org/icerik/tip-acikladi-hatay-ittifakinin-buyuksehir-baskan-adayi-gokhan-zan-oldu-160856


4) Enternasyonal Marşı


Soner Bahadır