logo

23 Ekim 2026 Cuma

Italiano'nun sonradan gelen aklı!

Beşiktaş, 9 rotasyonla başladığı maçta sonradan oyuna giren Salih Özcan'ın asist yapması ve yine sonradan giren Junior Olaitan'ın golleriyle Crystal Palace ile 2-2 berabere kaldı. İlk kez ilk 11 başlayan Ümit Akdağ'ın da kırmızı kart görmesiyle birlikte Vincenzo Italiano'nun rotasyon ve taktiği tartışma konusu haline getirdi.

İlk maçta Marsilya'yı kendi evinde 4-1, ikinci maçta Hoffenheim'ı deplasmanda 3-2 mağlup eden Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi grup aşamasında üçüncü maçında Crystal Palace karşısına çıktı. Siyah beyazlı takımın Teknik Direktörü Vincenzo Italiano'nun, İngiltere Premier League ekibine karşı başlattığı ilk 11 ise hepimizi şaşırttı. Beklenmedik ölçüde rotasyon yaparak ideal ilk 11'den sadece Kaleci Alexander Nübel ve Sol Ön Leandro Trossard'ı maça başlatması İtalyan hocanın ya bu maçı gözden çıkardığı ya da kendi evinde taraftar desteğine güvendiği yorumlarına yol açtı.

Kara Kartal, teknik direktör ve sistem takımı olmanın verdiği avantajla neredeyse tümüyle yedek futbolcularla başladığı ilk yarıda asıl oyun şeklini sahaya yansıtmayı başarsa skor için gereken sonucu alamadı.

Deplasman ekibinin 7. dakikada ağlara giden topunun VAR'dan dönmesi ev sahibi ekip için ilk uyarı sinyali oldu. Buna rağmen Vincenzo Italiano'nun oyuna ilk müdahalesi sakatlanan Fabio Miretti'nin yerine 39. dakikada ilk 11'in vazgeçilmez Ön Liberosu Salih Özcan'ı mecburen oyuna almak oldu. Beşiktaş, Salih Özcan'ın yaptığı asist sonucu 45+2'de Wilfred Ndidi'nin golüyle 1-0 önde kapattı.

10 DAKİKADA ÇÖZÜLDÜLER

Crystal Palace'ın ikinci yarının ilk 10 dakikasında "Premier League futbolu" oynamasıyla İngiltere ekibi 2-1 öne geçti. Bu durum, Italiano'nun "taraftar desteğine güvenerek" bu maçtan iyi bir sonuç alamayacağını anlamasını sağladı.

İDEAL İLK 11'E MECBURİ DÖNÜŞ

Bu nedenle 64. dakikada önce Kartal Yılmaz'ın yerine Junior Olaitan, sonra da Taylan Bulut'un yerine Amir Murillo oyuna girdi. Junior Olaitan, 73. dakikada ceza sahası dışından yoktan var ettiği golle skoru 2-2'ye getirdi.

Skor ivmesini ve taraftarın desteğini arkasına alan Beşiktaş'ta Vincenzo Italiano 75.dakikada ise İlhan Fakılı'nın yerine Vaclav Cerny, Oh Hyeon-gyu'nun yerine de Dusan Vlahovic'i oyuna alarak ideal ilk 11'ine dönmeye devam etti.

Beşiktaş, asıl oyuncularına dönmesinin etkisiyle baskısını arttırdı. Bu baskının Beşiktaş'a dönüşü ise rakibin kontra atağında, ilk kez Beşiktaş'ta ilk 11 oynayan 23 yaşındaki Ümit Akdağ'ın direkt kırmızı kart görerek oyun dışı kalması oldu.

Maçta başka gol olmayınca iki takım sahadan 2-2 beraberlikle ayrıldı.

DOĞRU FİKRİN YANLIŞ UYGULANMASI

Vincenzo Italiano'nun yaklaşık 4 aydır “her saniye tam güç” futbol anlayışının ne kadar uzun süre sürdürülebileceği Beşiktaş'ın futbolunun beğenilmesine rağmen dile getirilen tereddütlerin başında geliyordu. Sürdürülebilirlik riskinin farkında olan Italiano bu oyunu geniş bir oyuncu havuzuyla sürdürmeyi hedeflediğini söylemişti.

Bu nedenle Italiano'nun her maç rotasyon yaparak kadroyu taze tutmaya çalışması doğru bir fikir fakat, UEFA Avrupa Ligi'nde Crystal Palace gibi bir rakibe karşı 9 rotasyonla sahaya çıkmak, hele de bu rotasyon hamlelerinden birinin ilk kez Beşiktaş'ta ilk 11 oynayan 23 yaşındaki Stoper Ümit Akdağ olması bu fikrin doğru uygulaması mı? Bu maçta elde edilen sonuç uygulamanın yanlışlığını gözler önüne seriyor.

KARALAR BAĞLAMAYA GEREK YOK

Her şeye rağmen bu skor, Beşiktaş için karalar bağlamayı gerektirmiyor.

UEFA Avrupa Ligi'nde 3 maç sonunda 9 puanlı 5 takım bulunuyor. Beşiktaş ise 7 puanlı 6-9 bloğu içerisinde averajla 8. sırada.

Süper Lig'de de lider Galatasaray'ın sadece 4 puan gerisinde.

Vincenzo Italiano'nun sadece tempoyla fark yaratmaya dayalı futbolu geniş oyuncu havuzuyla sürdürülebilir hale getirmeyi sahaya çıkan kadroda yapılacak değişiklikleri “yavaş yavaş” ve “alıştıra alıştıra” yapması gerekiyor.

SONER BAHADIR

16 Ekim 2026 Cuma

Avrupa maçları, Montella ve seviye tartışması

 

Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi'nde Türk takımlarının aldığı sonuçlar, Vincenzo Montella'nın UEFA Uluslar A Ligi için söylediği “bu seviyelere alışık değiliz” sözünü doğrular nitelikteydi.

Türk kulüplerinin bu hafta Avrupa turnuvalarında gösterdiği performans ve aldığı sonuçlar, görevine son verilen A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella'nın “seviye” sözlerini akıllara getirdi. Baştan söylemek gerekirse Uluslar A Ligi'nde Türkiye'nin yaşadığı hezimette şahsen payı olduğunu düşündüğüm Vincenzo Montella ile yolların ayrılmasının doğru bir karar olduğu görüşündeyim.

Bu hafta Türk takımlarının hangi turnuvada nasıl sonuçlar aldığını hatırlayalım.

Şampiyonlar Ligi: Galatasaray 1 – 4 Barcelona


Galatasaray bu maça Başkan, teknik direktör ve futbol takımının büyük çoğunluğu konusunda istikrarlı bir yapıyla 4 yıldır Türkiye'de şampiyon olan ve bu sezonun da lideri olarak çıktı.

Barcelona ise Avrupa'nın ikinci büyük ligi olarak adlandırılabilecek İspanya La Liga'da 8 haftada bütün maçlarını toplam 34(maç başına 4.25) gol atıp, 27 averaj sahibi olarak geldi.

Bu maça Galatasaray, seyircisinin desteğiyle iyi başlayıp 1-0 öne geçti. Skorun verdiği avantajla hücumda fırsatlar bulan Galatasaray'ı 2 farkla öne geçiren gol ise ofsayt nedeniyle değer kazanmadı.

Galatasaray'ın nefesi rakibine ancak 1 devre yetebildi ve Barcelona ikinci yarıda “farkını” ortaya koyarak maçtan 4-1 galip ayrıldı. Barcelona şu anda Şampiyonlar Ligi'nde 1 gol farkla ikinci.)


Şampiyonlar Ligi: Aston Villa 6 – 0 Fenerbahçe

Fenerbahçe ise “Efsane Başkanı” Aziz Yıldırım'ın seçim vaadi olarak dile getirdiği üzere 18 sene sonra Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kaldı. Kadrosunda Ederson, Guendouzzi, Kante ve Asencio gibi kaliteli isimler bulunan sarı lacivertliler bu sezon kadrosunu Ake, Greenwood ve Lukaku gibi yine üst düzey isimlerle güçlendirmişti.

Aston Villa ise Avrupa'nın en iyi futbol ligi olan İngiltere Premiere Lig'i geçen sezon dördüncü bitiren kadrosundan önemli isimleri kaybettiği için Fenerbahçe karşısına 20 takımlı Premiere Lig'de 16'ncı sırada ve konsantrasyonunu Şampiyonlar Ligi'ne çevirmiş bir halde çıktı.

Aston Villa, kendisinin bile beklemediği bir skorla sahadan 6-0 galip ayrıldı. (Aston Villa bu hafta itibarıyla Şampiyonlar Ligi'nde Barcelona ile aynı puan ve averaja sahip)

Avrupa Ligi: Hoffenheim 2 – 3 Beşiktaş


Beşiktaş da son 3 sezondur hem yönetim hem teknik direktör hem de saha içi sonuçları olarak kaotik bir süreçten geçmiş hem Süper Lig'de hem de Avrupa kupalarında yarıştan çok erken kopan bir vaziyetteydi. Bu sezon ise Sportif Direktör Önder Özen'in ortaya koyduğu futbol aklı ve bu akla uygun Teknik Direktör Vincenzo Italiano'nun “Avrupai” ve “modern” futbol anlayışı ile Beşiktaş hem Lig'de şampiyonluk için önemli adaylardan biri olduğunu gösterirken Avrupa Ligi için de umut veren bir duruma geldi. Yeni transfer Salih Özcan'ın, Orkun Kökçü'nün sahada kafasını rahatlatan ve performansını arttıran oyununun yanına Leo Trossard gibi Avrupa'nın önemli kanat oyuncularından biri ve Dusan Vlahoviç gibi yine Avrupa'nın önemli santraforlarından birinin eklenmesi siyah beyazlıları istim üzerinde bir takım haline getirdi.

Hoffenheim ise geçen sezon Almanya Bundesliga'yı 1 puan farkla beşinci sırada bitirmesine rağmen bu sezon 18 takımlı Bundesliga'da 17. sırada ve konsantrasyonunu Avrupa Ligi'ne çevirmiş durumda.

Beşiktaş; Salih Özcan, Vaclav Cerny ve Dusan Vlahoviç gibi takımın temel taşlarını rotasyona tabii tutup oynatmadığı için “alışılmış ölçüde” hegomonik futbolunu oynamasa da ve 1-0 öne geçtikten sonra rakibi 1-1'lik eşitliği yakalasa da “oyun kalitesini” ortaya koyarak deplasmandan galip ayrılmayı başardı. Beşiktaş, Avrupa Ligi'nde bu hafta itibarıyla önündeki üç takımla aynı puana sahip olmasına rağmen averaj farkıyla dördüncü sırada)


Konferans Ligi: Kups: 2 – 4 Trabzonspor

5 sezon önceki başarılı yapılanmanın şampiyonlukla sonuçlanmasının ardından bu başarının devam ettirilememesi ve istikrar sağlanamamasının ardından geçen sezon Fatih Tekke yönetiminde “scout ve teknik direktör takımı” olarak geçen sezon Süper Lig'de elde edilen üçüncülük ve Türkiye Kupası şampiyonluğu, bordo mavili camiada beklentiler artımıştı. Geçen sezon Onana, Muçi ve Onuachu gibi isimlerin öncülük ettiği kadroya Salah ve Fabinho gibi iki önde gelen futbolcu da dahil olmuş ve Fatih Tekke sonrası takımın başına gelen Thomas Reis'in ayağının tozuyla Galatasaray'ı 4-0 mağlup etmesinin ardından takımın kendisine olan güveni de oldukça artmış ve oynanan futbolun kalitesi Konferans Ligi için de umutları arttırmıştı.

Bordo mavililer deplasmanda farkı 3'e çıkarmanın rehavetiyle 10 dakika kadar tökezlemesine rağmen hem oyuncu kalitesi farkını hem de oyun gücü farkını mütevazı Finlandiya takımı karşısında göstererek sahadan galip ayrıldı.

UEFA'nın kulüp turnuvaları ile Uluslar Ligi seviyelerini şu şekilde eşleştirelim:

Şampiyonlar Ligi = A Ligi

Avrupa Ligi = B Ligi

Konferans Ligi = C Ligi

Montella ile yolların ayrılması çok doğru bir karar olsa da, bu hafta kulüplerimizin aldığı sonuçlara bakınca Uluslar A Ligi için “Bu seviyeye alışık değiliz” lafı ülke futbolumuzun mevcut durumu anlatması açısından pek de haksız sayılmaz sanki.

Şu anki durumumuz ülke futbolumuzun Avrupa Ligi / Uluslar B Ligi yarışmacısı bir düzeyde olduğunu gösteriyor...

SONER BAHADIR

24 Temmuz 2026 Cuma

İlk kısa filmimiz huzurlarınızda: Gülün Sahibi


Oyunculuk ve sinema tutkusu olan insanlar olarak bir araya gelip kurduğumuz Kadraj Ötesi Studio ekibi olarak ilk kısa filmimiz olan “Gülün Sahibi”ni huzurlarınıza sunuyoruz...

Hepimizin yolu Şubat ayında İstanbul Kadıköy Rasimpaşa'daki Enstitü İstanbul'un(İSMEK) Film Oyunculuğu'na Giriş kursunda kesişti. 4 ay boyunca değerli Hocamız Oyuncu Deniz Özbay'dan hem insani, hem de mesleki olarak çok değerli şeyler öğrendik.

Eğitimimizin ilk aşamasının sona ermesinin bir bitiş değil, yeni bir başlangıç olduğunun farkındaydık. O yüzden yolumuza yeni bir mecra ile devam etme kararı aldık. Hem öğrendiklerimizi yaparak geliştirmek hem de yaparak yeni şeyler öğrenmek istiyorduk. Bu yolculuğumuzda ilk durağımız “Gülün Sahibi” oldu.

İlk hikayemizde senaryo, yönetmenlik ve kurgu görevleri bana aitti. Hikayemizi sizlere yansıtmak için binbir çaba harcayan oyuncularımız Sevgi Can, Mert Can Tufan, Eylül Başak Kaya, Betül Rabia Çınar ve Dilek Hasırcıoğlu'na bir kez de huzurlarınızda teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bir diğer teşekkür borcum ise benim de rol aldığım flashback sahnesinde kameramanlık yapan Ümit Teke'ye.

Hepimizin eline, emeğine sağlık...

Soner Bahadır