logo

gözaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gözaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2013 Salı

Taksim’de ODTÜ saldırısı

ODTÜ’deki polis şiddetini protesto etmek için düzenlenen eylemde 1 kişi beyin travması geçirirken, 18 kişinin gözaltına alındı.

SONER BAHADIR

ODTÜ’de yaşanan polis şiddeti, Taksim’de protesto edildi. Galatasaray Meydanı’nda toplanan göstericiler, “Her yer ODTÜ, her yer direniş”, “Diren ODTÜ, Taksim seninle”, “Katil polis üniversiteden defol” ve  “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları attı. Göstericilere polis önce dağılmaları yönünde ikazda bulunduktan sonra biber gazı, plastik mermi ve tazyikli su ile müdahale etti. Polisin göstericileri ara sokaklara sürmesiyle Beyoğlu’nun ara sokaklarında kovalamaca yaşandı. Müdahale sırasında bir kişi beyin travması geçirerek hastaneye kaldırılırken 18 gösterici de gözaltına alındı.

Eylem, polisin Galatasaray Meydanı’nı TOMA’lar ve çevik kuvvet kalkanlarıyla ablukaya almasıyla sona erdi. 22.10 itibariyle polis Galatasaray Meydanı'nı terk etti. Eylemden yarım saat önce Taksim’de elektriklerin kesilmesi ise büyük tepki çekti.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

"Vali orantısız zekadan korktu"

Taksim Dayanışması’ndan, müdahaleye karşı yapılan açıklamada Vali Mutlu'nun "orantısız zeka"dan korktuğu söylenirken yarın 10.30'da Taksim Hill Otel'de yapacakları basın toplantısına çağrı yapıldı.

Taksim Dayanışması, Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde Taksim’deki polis saldırısı hakkında bir açıklama yaptı. Dayanışma Kurulu Üyesi Hüseyin Demirdizen tarafından yapılan açıklamada, 35 dayanışma üyesinin gözaltına alındığını belirttikten sonra mücadeleye devam çağrısı yapıldı. Hüseyin Demirdizen, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun Gezi Parkı’nı açacakları ve halkın taleplerini dinleyecekleri bir ortam hazırlayacakları sözü üzerine bir forum düzenlemek üzere Park’a gitmek istediklerini belirtti.

Demirdizen şöyle konuştu:  “Buyurun İstanbullu vatandaşlar sizi bekliyoruz sözüne güvenerek saat 19.00’da forum yapacağız diyerek gittik. Vali’nin 15.00’te açıp 17.00’de kapattığı parka beklediği kişileri parkı işgal eden polisle gözaltına alıyor. Bu Guiness Rekorlar Kitabı’na en kısa süren park açılışı olarak geçecek. Gezi direnişini değişik kelimelerle tanımlamışlardı içinde olanlar. Başbakan’ın ifadesiyle polis tarafından uygulanan orantılı güce, orantısız zeka ile yanıt verdiler. Vali bu orantısız zekayı kıskanmış olacak ki bu dünyanın en kısa park açılışını yaptı. Bir parka gidip forum yapmanın nasıl bir suç olacağını anlamış değilim. Onlarca gözaltı var. Bu konuda da bir fezleke bekliyoruz. Belki de dünyanın en barışçıl, en kitlesel ve yaratıcı eyleminin her anı halk için eziyete, insanlara yapılan zalimane davranışlara döner anlayabilmiş değilim. Vali açıklama yapıyor, metronun kapanışından muzdaripmiş. Hangi birini konuşacağız. Kelimelerin nasıl bir anlamı olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Bir mantık, bir zeka değerlendirmesi yapmak zor. Türkiye bir mizah ve kara mizah ülkesi ama bu kadar mı?”

Soner Bahadır

22 Ocak 2013 Salı

TGB’den Alman Konsolosluğu’na çuval


TGB, üyelerinin gözaltına alınmasını protesto etti. Eylemde, TGB üyeleri Alman Konsolosluğu yetkililerine çuval verdi.

Türkiye Gençlik Birliği(TGB) üyeleri, Patriot Füzeleri’nin İskenderun Limanı’na getirildiği sırada 2 Alman NATO askerinin başına çuval geçirdi. Eylemin ardından, TGB Genel Başkanı İlker Yücel’in de aralarında bulunduğu 42 TGB üyesi gözaltına alındı.

TGB üyeleri gözaltıları protesto etti. Alman Konsolosluğu önünde toplanan TGB üyeleri, “NATO defol, bu memleket bizim”, “Çuvala çuval, işgale direniş”, “Emperyalistler, işbirlikçiler, 6. Filo’yu unutmayın”, “Patriotlar sökülüp atılacak” ve “Atatürk gençliği görev başında” sloganları attı.

“Erdoğan, Yüce Divan'da yargılanacak”

TGB Genel Başkan Yardımcısı Çağdaş Cengiz, Konsolosluk önünde açıklama yaptı. Cengiz, “NATO, dünyayı kana bulayan emperyalist bir örgüttür. Bugün yaşanan gözaltılar, NATO’nun çuvallamasıdır. Biz söylemiştik. Buraya gelmeyin demiştik. Gelmenize sessiz kalmayacağımızı söyledik, çuvallarımız hazır dedik. NATO kaybedecek, kaybetmektedir. 42 arkadaşımız gözaltında. Suçları ne? Suçları yok. Asıl suç işleyenler gözaltına alanlardır. Hiçbir meclis kararı olmadan ülkemizi savaşa sokmak suçtur. Gözaltına alınan arkadaşlarımız bu ülkenin kahramanlarıdır. Bu halk onları bağrına basıyor. Türkiye, NATO toprağıdır diyen Recep Tayyip Erdoğan anayasal bir suç işliyor. Vatana ihanet kapsamındadır. Onlar yargılanacak. Türkiye’nin devrimci geleceğinde BOP Eş Başkanlığı’na yer yoktur” şeklinde konuştu.

Haber: Soner Bahadır
Fotoğraf: Gökhan Çelik

16 Ağustos 2012 Perşembe

Propaganda amaçlı misafirlik


PKK, kendi ifadesiyle, halktan gelen şikayetlerden ötürü “gözaltına alarak” birkaç gün “misafir ettiği” Hüseyin Aygün’ü “gerekli idari ve hukuki işlemler tamamlandıktan sonra” serbest bıraktı. Aygün ise bu eylemin “propaganda amaçlı” olduğunu söyledi. 

PKK, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılmasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“12 Ağustos günü Dersim-Ovacık yolu üzerinde HPG Dersim Eyaleti Güçleri tarafından CHP milletvekili Hüseyin Aygün gözaltına alınmıştır. Hüseyin Aygün, Kürdistan halkına ve gerillaya yönelik devletin özel savaş politikalarının bir yürütücüsü olduğu yönlü halkımızdan gelen yoğun şikayetler göz önünde bulundurularak; sömürgeci Türk devletinin Dersim’e ve Dersim halkımıza yönelik yürüttüğü özel savaşa, asimilasyoncu ve parçalayıcı politikalara, yine Dersim’de geliştirilmek istenen barajlara dikkat çekmek ve Hüseyin Aygün’ün bu kirli politikaların hizmetine girmemesi gerekliliğini hatırlatmak amacıyla göz altına alınmıştır. Gerekli idari ve hukuki işlemlerin tamamlanmasının ardından Hüseyin Aygün kısa bir süre içerisinde serbest bırakılacaktır.”

Hüseyin Aygün ise serbest bırakıldıktan sonra şu açıklamaları yaptı:

“Propaganda amaçlı bir eylemdi. Onların deyimiyle misafirlikti. Bağımsız siyaset yaparsam mutlu olacaklarını söylediler. Çatışma ortamına son vermek için daha çok çaba sarf etmemizi istediler. CHP'den ayrılırsam mutlu olacaklarını söylediler. Silahların gölgesi altında bir yorum yapamayacağımı, bu kararı sadece özgür irademle alacağımı söyledim. Akan kanın durması ve Kürt sorunun çözümü için bu eylemi yaptılar. Kamuoyunun dikkatini buraya çekmek istediler. Dersim dağlarında serin suların kıyısında etrafı ağaçlarla kaplı bir yerde tuttular. Can güvenliğime dönük bir kasıt yoktu. Sadece Türk halkına bir mesaj göndermek amacıyla yapılan bir eylemdi.”

Eski Cumhuriyet Başsavcısı ve CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ise Twitter hesabından olayı şöyle değerlendirdi:

“ Şiddeti yöntem olarak kullanan bir örgüt, ‘Tunceli halkının siyasi iradesine saygı’ diyerek kaçırdığı milletvekilini bırakırken ileri demokrasinin ÖYM'leri TBMM'nin 8 milletvekilini, parti başkanlarını, öğrencileri, yurtseverleri zindanlarda tutmaktadır. Ölenler bu ülkenin yoksul halk çocuklarıdır. 30 yıldır sorunu çözmek yerine derinleştiren sağcı-gerici iktidarlardan ve zihniyetlerinden yurttaşlarımız desteklerini çekmelidirler. Sorunun sınıfsal niteliği gözardı edilmemelidir. Akan kan yoksul halkın kanıdır."

Bütün bu olup bitenler, “Yeni Türkiye”deki siyasi aktörlerin konumları hakkında mesajlar veriyor. Öncelikle PKK, bu eylemle, Türkiye’de istediği kişiyi “gözaltına alacak” güçte olduğu mesajını vermiştir. “Yeni CHP” ise PKK örgütüne karşı eski kökten karşıt tavrını ortadan kaldırarak “yeni” olan şeyin ne olduğunu merak edenlere göstermiş oldu.

Bu “propaganda amaçlı gözaltı misafirliğin” ardından önemli bir gündem maddesi haline gelen Aygün ise devletin resmi politikası olan PKK örgütünü umacı kılığında gösterme politikasının tam karşısında konumlanan hatta partisinin tabanından ciddi tepki çeken “dağdaki genç arkadaşlar” ifadelerini içeren ve kendisine zor kullanılmadığını belirten açıklamalar yaparak PKK örgütüne yüklenen antipatiyi bertaraf etme çabası içine girişti. Ana akım ve yandaş basında atılan “skandal sözler!” içerikli başlıklar ise bu çabanın başarısını gözler önüne seriyor(!)

Aygün, açıklamalarına yönelik eleştirileri ise “Yani eğer dönseydim de klasik vatan, millet, toprak, bayrak, ezan filan deseydim bu eleştiren kesimler çok mutlu olacaktı. Barış dediğim için kardeşlik dediğim için dağdaki çocuklar dediğim için suçlanıyorum. Buna da inanamıyorum, üzülüyorum” sözleriyle yanıtladı. Aygün’ün önce nazik “dağdaki çocuklar”dan şikayetçi olmadığını açıklayıp sonra da Tunceli Adalet Sarayı’nda ''İki gün boyunca beni silah zoruyla kaçırıp alıkoyan, özgürlük ve güvenliğime tehdit oluşturan PKK mensuplarından davacı ve şikayetçiyim''  demesi ise hangi barışa ve kardeşliğe hizmet eder, bilemiyorum...

Soner Bahadır