logo

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Gezi’ye temyiz şoku

Kültür Bakanlığı, Gezi Parkı’na Kışla yapımı projesini durduran mahkeme kararını temyiz etti. Projenin iptali yönünde başka bir mahkeme kararı var.

Haziran Direnişi’nin fitilini ateşleyen Gezi Parkı’na Topçu Kışlası ve rezidans yapımını öngören proje ile ilgili Taksim Gezi Parkı Derneği, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’ne Gezi Parkı’na rezidans yapılmasına izin veren Koruma Kurulu kararı hakkında 31 Mayıs’ta başvurdu ve mahkeme aynı gün oy çokluğuyla yürütmeyi durdurdu. İstanbul 1. İdare Mahkemesi ise 6 Haziran’da projeyi iptal etti.

“Yargı kararı beklenecek”

Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik de 14 Haziran’da Taksim Dayanışması Temsilcileri ile yapılan görüşmenin ardından  "Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk dışında bir işlem yapmamız söz konusu değildir. Gezi Parkı konusunda bir yargı kararı vardır. Elbette hükümet bu yargı kararını uygulamakta yükümlüdür. Temyiz süreci başlatılmıştır. Yargı süreci bitinceye kadar Gezi Parkı ile herhangi bir tasarrufta bulunulmayacaktır" demişti. 

Kültür Bakanlığı, 6. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına itiraz etmiş, 2 Temmuz’da Bakanlık’ın itirazı reddedilmişti. Bakanlık, son olarak davayı Bölge İdare Mahkemesi'ne taşıyarak yürütmeyi durdurma kararına itiraz etti. 

Can Atalay uyarmıştı

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da bu yürütmeyi durdurma kararının Gezi Parkı’na Topçu Kışlası’nın yapılmasını iptal etmediğini öne sürmüştü. 9 Temmuz’da TMMOB Avukatı Can Atalay ise bu iddiaya yanıt olarak “Vali ya yalan söylüyor, ya da okuma yazma bilmiyor” diyerek bu iddiayı yalanlamıştı. Avukat Atalay ayrıca, “Kendi imar planlarına dahi uymayan planı sürdürerek suç işlemeye devam ediyorlar. Yol genişletme adı altında başlatılan proje devam ediyor” diyerek çalışmaların devam ettiği uyarısında bulunmuştu  

Soner Bahadır

9 Temmuz 2013 Salı

Dayanışma uyardı: "Suç işlemeye devam ediyorlar"

TMMOB Avukatı Can Atalay, Gezi Parkı Direnişi’ni başlatan yol genişletme çalışmasının devam ettiğini belirterek, “Kendi imar planlarına dahi uymayan planı sürdürerek suç işlemeye devam ediyorlar” dedi.

Taksim Dayanışması; önceki akşam yaşanan polis saldırısı, gözaltılar ve direniş süreci hakkında bir basın toplantısı düzenledi. Taksim Hill Otel’de düzenlenen basın toplantısının ardından Dayanışma üyeleri sloganlar eşliğinde Gezi Parkı’na girdi. Yürüyüş sırasında “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Meydanlar, parklar halka aittir”, “Aç kapa aç kapa nereye kadar?”, “Yaşasın Gezi Direnişimiz”, “Gözaltında tacize, tecavüze son”, “Gözaltılar serbest bırakılsın”, “Polis yoksa sorun da yok”, “Ethem’in katili hesap verecek” ve “Yakıp yıkan Tayyip Erdoğan” sloganları atıldı.

Yürüyüşün ardından Dayanışma üyeleri, Gezi Parkı’nın içindeki merdivenlerin yukarısına asılan “Taksim Şehitleri Parkı Hoşgeldiniz 1977-2013” yazılı pankartın önünde toplandı. Burada Dayanışma adına kısa bir açıklama yapan TMMOB Avukatı Can Atalay, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun yalan söylediğini belirtti. Can Atalay, Gezi Parkı Direnişi’ni başlatan yol genişletme adı altında Park’taki ağaç kesimi projesinin devam ettiğini söyledi. Atalay konuyla ilgili olarak, “Kendi imar planlarına dahi uymayan planı sürdürerek suç işlemeye devam ediyorlar. Yol genişletme adı altında başlatılan proje devam ediyor” dedi.

"Vali yalan söylüyor"

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin Taksim Meydanı Yayalaştırma ve Topçu Kışlası İhyası projeleri hakkında verdiği iptal kararının Gezi Parkı’nın yıkımını ilgilendirmediği iddiasına da yanıt veren Avukat Atalay, “Bu noktada iki seçenek var. Vali ya yalan söylüyor ya da okuma yazma bilmiyor” ifadelerini kullandı.

"Mücadeleye devam"

Dayanışmadan yapılan açıklamada ise, “Taksim Dayanışması olarak polisin saldırısını ve gözaltıları şiddetle kınıyor; acilen keyfi ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan vatandaşlarımızın, haklarında hiçbir hukuki işlem yapılmadan serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Emek, alınteri ve acı ile kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Bugün ve bundan sonra, yaşam alanlarımıza dair söz söyleme hakkımız için burada ve her yerde olmaya devam edeceğiz” denildi.  

Soner Bahadır


Kocasakal’dan AKP benzetmesi: “Mezarlıktan geçerken türkü söylüyorlar”

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, AKP’nin Taksim eylemlerinde polis şiddetini arttırmasını mezarlıktan geçerken korkusunu bastırmak için türkü söyleyen insanlara benzetirken Faşist Almanya’nın Lideri Hitler’i geçen bir zulüm uyguladığını söyledi.

Ulusal Kanal canlı yayınına telefon bağlantısı yapan Ümit Kocasakal, AKP’nin tek rakibinin Hitler Almanyası olduğunu ve Gezi Parkı eylemleriyle birlikte Hitler Almanyası’nı da geçtiğini söyledi. Kocasakal konuyla ilgili olarak, “AKP iktidarı tek bir rakibi var tarih boyunca. Hitlerle yarışıyor. Şu performansıyla geçiyor bana göre. Naziler dönemindeki paramiliter bir takım zibidiler ortalıkta dolaşıyor. Şimdi soruyorum: Bu parkı kapatmanızın yasal dayanağı nedir? İki, bunları kimse görmüyor mu? Taksime halkı sokmuyor. Seyahat hakkı engelleniyor. Bunu hangi hakla yapıyorsunuz? Anayasa, önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız gösteri yapma hakkı vardır diyor. Ben demiyorum, Anayasa diyor. Siz ne hakla insanları Taksim’e sokmuyorsunuz? Taksim sizin mi?" dedi.

“Palalı saldırgan Başbakan’dır”

Ümit Kocasakal, Cumartesi akşamı Talimhane’de direnişçilere saldıran ve bir bayanın sırtına tekme atan palalı saldırgandan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sorumlu olduğunu söyledi. Palalı saldırının bir acizlik göstergesi olduğunu söyleyen Kocasakal, “O kadar acizler ki eli palalı birisi genç bir kıza saldırıyor. Polis de bunu seyrediyor. Gördüğümüz polisler bu zincirin en altındaki tabakası. Polislerin içinde de bu içi yüreği kaldırmayanlar var. Onların içinde de vatansever insanlar var. Ben polise şunu söylüyorum: Halktan giderek uzaklaşıyorsunuz ve halkın öfkesini kazanıyorsunuz. Sokakta palayla saldıran kişiyi tespit etmek lazım. Bu kişi başta Başbakan’dır. Bu şiddetin sorumlusu Başbakan olacaktır diyordum ve bugün de aynı görüşteyim. Arkasından da İstanbul Valisi sorumludur” ifadelerini kullandı.

“Vali’nin görevi halka saldırmak mıdır?”

Ümit Kocasakal, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun görevinin barışçıl eylemlerde bulunan halka saldırmak değil, bu eylemlerde asayişi sağlamak olduğunu belirterek şunları söyledi: “Vali’nin açıklamasını duydum, kulaklarıma inanamadım. Yargılama yapıp hüküm veriyor. Vali’nin görevi asayişi sağlamak değil mi? Asayişi sağlamak barışçıl bir biçimde rahatsızlığını dile getiren halka saldırmak mıdır? Elinde palayla gezen insanlara hiçbir tepki göstermemek nedir? “

“Andersen’den masallar okuyorlar”


Ümit Kocasakal, konuşmasını AKP iktidarı için son dönemlerde sıklıkla kullandığı “ileri faşizm” nitelemesi yineleyerek sonlandırdı. Kocasakal bu ileri faşizmin aynı zamanda bir korkunun göstergesi olduğunu söyleyerek, “İleri faşizmi bütün çıplaklığıyla yaşıyoruz. Bu aynı zamanda bir korkunun da göstergesi. Hazırlanan fezlekeyi hatırlıyoruz. Bu bir lekedir. Bütün STK’ler sayılıyor. Bu bir korku göstergesidir. Ben bu olanları mezarlıktan geçerken şarkı söyleyen ya da ıslık çalan birisine benzetiyorum. Vatana ihanet fiillerinin o kadar farkındalar ki. Bundan sonra yapabilecekleri daha fazla gaz atmak, daha fazla kurşun atmak, daha fazla gözaltıdır. Bunu 500 kişiye, 1000 kişiye yaparsınız. Peki sivil toplum örgütlerine, barolara, bu gençlere ne yapacaksınız? Halkın Park’a girişini engelliyorsunuz. Nereye kadar engelleyeceksiniz? Bu mudur demokrasi? Daha sonra Andersen’den masallar okuyorlar” dedi. 

Soner Bahadır

Metin Feyzioğlu: “Vali görevini kötüye kullanıyor”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun polise silahsız Taksim eylemlerine yasa dışı müdahale emri vererek görevini kötüye kullandığını söyledi.

Ulusal Kanal’ın özel yayınına bağlanan Metin Feyzioğlu, eylemlerde herhangi bir silah barındırılmadığı zaman polisin müdahale hakkı bulunmadığını, silahsız ve şiddetsiz eylemlerde dağılma uyarısı yapmanın polise müdahale hakkı vermediğini ve bu durumda yapılan her türlü müdahalenin orantısız şiddet olduğunu vurguladı.

Feyzioğlu konuyla ilgili olarak, “Anayasaya göre herkes izin almadan barışçıl gösteri yapma hakkına sahiptir. AİHM’e göre gösteri hakkında gösterilerin zamanıyla birlikte yerini belirleme hakkı da vardır. Parklarda gösteri yapılamaz gibi yasaklama AİHS’e aykırıdır. Bu, görevi kötüye kullanmaktır. Gösteri barışçılsa polisin ‘dağılın’ uyarısı saldırıyı haklı çıkarmaz. Böyle bir gösteride polisin ‘dağılın dedik dağılmadılar, bu yüzden dağıttık’ demesi hukuki değildir. Orantısız güç, fazla can yakmayan değil, uygulamamanız gereken müdahaledir. Böyle bir noktada bir göstericiyi elinden bile tutsanız orantısız güçtür” şeklinde konuştu.

“Devlete güven azalıyor”

Feyzioğlu ayrıca, eli palalı ve silahlı saldırganların tutuklanmadığını fakat twit atanların dahi tutuklandığını belirterek halkın çifte standart uygulandığını düşünerek devlete güveninin azaldığını söyledi.

Feyzioğlu,” Bir kere Türkiye’de devlete ve idarenin uygulamalarına karşı ciddi bir güvensizlik oluşmuştur. Halka ciddi bir şiddet uygulanıyor. Hemen ardından sistemin içinden birileri bunları aklamak için beyanatlar vermeye başlıyor. Taksim’de gösteri yapanlar marjinal gruplar, halkı ve esnafı da bunlardan korumak için müdahale ediliyor diye bir algı yaratılmak isteniyor. Elinde taşa benzer bir cisim bulunan kişileri tutuklayan mahkeme halkı zehirleyen, öldüresiye döven polise bir tutuklama yok. Öldüren polise, meşru müdafaa denilerek tutuklanmıyor, palalı adamlar tutuklanmıyor ama twit atanlar ya da atarken değil elinde taş tutan insanlar tutuklanıyor. Bu da vicdanları yaralıyor ve güvensizlik yaratıyor. Siz, o taraftaki yüzde 50’siniz, biz bu taraftaki yüzde 50’nin polisi ve yargısıyız algısı yaratılıyor ve derin bir uçurum yaratılıyor. Polisle halkın arasına set çekmeyin, yargıya olan güveni daha fazla zedelemeyin diyoruz” dedi.

Soner Bahadır

8 Temmuz 2013 Pazartesi

"Vali orantısız zekadan korktu"

Taksim Dayanışması’ndan, müdahaleye karşı yapılan açıklamada Vali Mutlu'nun "orantısız zeka"dan korktuğu söylenirken yarın 10.30'da Taksim Hill Otel'de yapacakları basın toplantısına çağrı yapıldı.

Taksim Dayanışması, Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde Taksim’deki polis saldırısı hakkında bir açıklama yaptı. Dayanışma Kurulu Üyesi Hüseyin Demirdizen tarafından yapılan açıklamada, 35 dayanışma üyesinin gözaltına alındığını belirttikten sonra mücadeleye devam çağrısı yapıldı. Hüseyin Demirdizen, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun Gezi Parkı’nı açacakları ve halkın taleplerini dinleyecekleri bir ortam hazırlayacakları sözü üzerine bir forum düzenlemek üzere Park’a gitmek istediklerini belirtti.

Demirdizen şöyle konuştu:  “Buyurun İstanbullu vatandaşlar sizi bekliyoruz sözüne güvenerek saat 19.00’da forum yapacağız diyerek gittik. Vali’nin 15.00’te açıp 17.00’de kapattığı parka beklediği kişileri parkı işgal eden polisle gözaltına alıyor. Bu Guiness Rekorlar Kitabı’na en kısa süren park açılışı olarak geçecek. Gezi direnişini değişik kelimelerle tanımlamışlardı içinde olanlar. Başbakan’ın ifadesiyle polis tarafından uygulanan orantılı güce, orantısız zeka ile yanıt verdiler. Vali bu orantısız zekayı kıskanmış olacak ki bu dünyanın en kısa park açılışını yaptı. Bir parka gidip forum yapmanın nasıl bir suç olacağını anlamış değilim. Onlarca gözaltı var. Bu konuda da bir fezleke bekliyoruz. Belki de dünyanın en barışçıl, en kitlesel ve yaratıcı eyleminin her anı halk için eziyete, insanlara yapılan zalimane davranışlara döner anlayabilmiş değilim. Vali açıklama yapıyor, metronun kapanışından muzdaripmiş. Hangi birini konuşacağız. Kelimelerin nasıl bir anlamı olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Bir mantık, bir zeka değerlendirmesi yapmak zor. Türkiye bir mizah ve kara mizah ülkesi ama bu kadar mı?”

Soner Bahadır

2 Mayıs 2013 Perşembe

DÜNDEN BUGÜNE TÜRKİYE'DE 1 MAYIS -2-

1990'da istanbul'un çeşitli semtlerinde yapılan eylemlerde 40 kişi yaralandı 2 bin kişi gözaltına alındı. Yaralılardan Gülay Beceren felç oldu. 1994'te 1 Mayıs'ta İstanbul ve Ankara'da kutlamalardan dağılırken polis cop ile müdahele etti. Sosyal Demokrat Halkıçı Parti milletvekili Salman Kaya da polisten şiddet gördü. İki gün sonra Salman'ı döven 3 polis ve Ankara Emniyet Müdürü Orhsn Taşanlar görevinden alındı.

1995'te 1 Mayıs, İstanbul'da Kadıköy'de kutlandı. Diğer şehirlerde de çeşitli yerlerde kutlandı. 1996'da İstanbul Kadıköy'de düzenlenen 1 Mayıs kutlamalarına 150bin kişi katıldı. Açılan ateş sonucu Hasan Albayrak, Hasan Levent ve Dursun Odabaşı hayatını kaybetti. Olaylar sırasında 67 kişi yaralandı. Olaylar sırasında gözaltına alınıp işkence edilen Akın Rençber 20 Mayıs günü hayatını kaybetti. Kadıköy İskele Meydanı'nda 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı. Kadıköy'deki olayların provakasyon olduğu 2010 yılında ortaya çıktı.

1997'de 1 Mayıs kutlamalarını KESK, DİSK, Türk-İş düzenledi. 1 Mayıs Kutlamaları Çağlayan Meydanı'da yapıldı. 1998'de 1 Mayıs Türkiye'de yaygın bir biçimde kutlandı. DİSK, KESK, Hak-İş, Türk-İş tarafından İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Diyarbakır, Malatya, Gaziantep ve Samsun başta olmak üzere bir çok yerde kutlandı. İstanbul'da 1 Mayıs Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda kutlandı. 

1999'da 1 Mayıs işçi konfederasyoları ve 15 toplumsal muhalefet örgütlerinin bir araya gelmesi ile kutlandı. Kendilerin Emek Platformu diyen bu yeni oluşum Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Kocaeli, Kayseri, Trabzon, Adana, Lüleburgaz'da mitingler yapıldı. İstanbul'da DİSK ve KESK taradından Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda yürüyüş düzenledi. Türk-İş ve Hak-İş ise 1 Mayıs'ı salonlarda kutladı.

2000'de 1 Mayıs, "Küresel saldırıya karşı gücümüz birliğimiz" sloganı ile tüm Türkiye'de kutlandı. Kutlamaları DİSK, KESK, Hak-İş, Türk-İş orgaznie etti. İstanbul'daki kutlamalar Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda yapıldı. 2001'de 1 Mayıs DİSK, KESK, Hak-İş, Türk-İş tarafından geniş katılımlarla kutlandı. İstanbul'daki kutlamalar Çağlayan Meydanı'nda yapıldı. 2002-2003 1 Mayıs'ı da Çağlayan Meydanı'nda kutlandı.

2004'te DİSK ve KESK 1 Mayıs kutlamalarını Taksim'de yapacaklarını duyurdu. Türk-İş ve Hak-İş ise Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda kutlarken, DİSK ve KESK sonradan yaptığı açıklama ile 1 Mayıs'ı Fatih Saraçhane Meydanı'nda yaptı. 2005'te 1 Mayıs Kadıköy Meydanı tekrar kutlamalara açıldı. 2006 yılından 1 Mayıs kutlamaları geniş katılımlarla Kadıköy Meydanı'nda kutladı.

2007 1 Mayıs DİSK ve KESK 77 1 Mayıs'ının 30. yıldönümü olması nedeniyle Taksim'de olacaklarını açıkladılar. Vali Taksim Meydanı'na çıkılamaması için geniş güvenlik önlemi alınca İstanbul Felç oldu. Polis tarafından kullanılan yoğun gaz sonucunda 75 yaşındaki İbrahim Sevindik hayatını kaybetti. 2008 1 Mayıs'ın "Emek ve dayanışma günü" olarak kutlanmasına yasal olarak kabul edildi fakat resmi tatil olarak kabul edilmedi. DİSK, KESK, Türk-İş 1 Mayıs'ta Taksim'de olacaklarını duyurdular. Sabahın erken saatlerinde polis DİSK Binasına saldırdı. Türk-İş Taksim'e çıkmayacağını ilan etti. Daha sonra DİSK ve KESK Valilik ve Başbakanlık ile görüşerek Taksime çıkmanın ağır kayıblara yol açacağını öngörerek Taksim'e çıkmaktan vazgeçtiler. Ancak O sene yapılan kutlamalarda "Her yer Taksim" sloganları ile kutlandı.

2009'da Nisan ayında TBMM verilen önergeden sonra 1 Mayıs, 1981'de yasaklanmasının ardından ilkez resmi bayram olarak kabul edildi. 1909'da Selanikte yapılan 1 Mayıs'ın 100. yıldönümünde Taksim'e izin verildi. 2010'da 1 Mayıs uzun mücadeleler sonucu kazanılan, yıllarca süren mücadeleler sonunda onlarca kişinin hayatı pahasına söke söke alınan bu hakkının hakkını verecek bir kitleselikle ve bayram çoskusuyla kutlandı.

2010'da 1 Mayıs'da işçi ve emekçiler Taksim'de yapılan kutlamalarda alana sığmadı. DİSK, KESK, Türk-İş ve Hak-İş2in ortaklaşa organize ettiği miting görkemli ve coşkulu bir şekilde kutlandı. Yaklaşık 200 bin civarında kişinin geldiği mitingde Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu saldırı üzerine AKM'ye kaçırıldı. 2011 yılı 1 Mayıs’ı için İstanbul’da sendika konfederasyonları, siyasi partiler ve kitle örgütleri dört koldan Taksim Meydanına girdi. Türk-İş Dolmabahçe’den, DİSK Şişli’den, KESK Şişhane’den, Hak-İş ise Mete Caddesinden Taksim Meydanına yürüdü. Konfederasyonlar kortejlerinin en önüne “Emek, Barış, Demokrasi ve Özgürlük için yaşasın 1Mayıs” pankartı açtı.

2012'de 1 Mayıs DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin öncülüğünde Taksim Meydanı'nda düzenlenen 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları kitlesel bir şekilde kutlandı. Saat 14:00'te ise Tüm Türkiye'de "Faşizme karşı omuz omuza" sloganı atıldı. Çıkan ortak ses desibel rekoru kırdı. The Marmara Oteli önüne, konuşmaların yapılabilmesi ve etkinliklerin gerçekleştirilmesi için kurulan platformun üst kısmında "Birlik, Mücadele, Dayanışma 1 Mayıs, İşçiyiz, Emekçiyiz, Haklıyız" yazısı yer alırken, iki yanına Türkçe ve Kürtçe"Yaşasın 1 Mayıs" yazılı pankartlar asıldı. Platforma kurulan dev ekranlardan da önceki 1 Mayıslara ilişkin görüntüler yansıtıldı.
 
2013'de 1 Mayıs''ta İstanbul'da valiliğin yasağına karşın emekçilerin hedefinde 1 Mayıs Meydanı vardı. Taksim'e ulaşmak isteyen grupların toplanma merkezleri ise Şişli'deki DİSK binası önü, Beşiktaş ve Mecidiyeköy oldu. Vapur, metrobüs, metro, deniz otobüsü gibi toplu ulaşım araçlarının çalışmasına izin verilmeyen İstanbul'un büyük bölümü hayalet şehir görünümündeydi. Bununla da yetinmeyen Valilik köprüleri de açarak ulaşımı engelledi.Erzurum, Yozgat, Maraş, izmir gibi bir çok ilden polis ve araç getiren polis sabah erken saatlerden itibaren meydana çıkan yolları abluka altına aldı. 

*

Polis Taksim'e çıkmak isteyen emekçilere sabah erken saatlerden itibaren müdahaleye başladı. Şişli, Mecidiyeköy ve Beşiktaş'da çok sayıda emekçi polisin tazyikli suyu ve yoğun biber gazından etkilendi. Mecidiyeköy'deki eylemlerde ESP, Partizan, SYKP' den oluşan 300 kişilik gruba polis 2 kamyon mühimmat, 6 tanker tazyikli su ile müdahale etti. 

Eminönü'nde toplanan grubun Taksim'e çıkmasını önlemek isteyen valilik tıpkı 15-16 Haziran 1970'deki büyük işçi yürüyüşünde olduğu gibi Galata ve Unkapanı köprüleri  ayakları açıkarak ulaşıma kapatıldı.  Unkapanı'nı Şişhane'ye bağlayan Atatürk Köprüsü saatlerinde dubalarından ayrılarak, köprü parça parça kıyıya çekildi.

Beşiktaş'ta ilçe binasına yürürken atılan gazlar nedeniyle rahatsızlanan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve CHP PM üyesi Ercan Karakaş'da ambulans ile hastaneye götürüldü. Tekin ve Karakaş polisin ambulansın içine de gaz sıktığını ifade etti. Dolapdere de ise polisin yakın mesafeden attığı gaz bombası sonucu 17 yaşındaki lise öğrencisi Dilan Alp başından yaralandı. Sağ kulağının üst tarafına isabet eden bomba nedeniyle Taksim İlk yardım Hastanesi'ne kaldırılan Alp ameliyata alındı. Doktorlar, durumunun önemli olduğunu açıkladı. Çağdaş Hukukçular Derneği, İstanbul’da polis saldırıları sonucu üçü ağır en az yedi kişinin yaralanarak hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Olaylar sırasında 22 Polis'de atılan taş ve bilyeler ile yaralandı.

Olaylar sonrasından İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu,"Düşene ve kaçana müdahale edilmedi. Bilye atana su ve gazla müdahale edildi. Fevkalade orantılı ve dengeli bir müdahale gerçekleştirildi" dedi.
                                                                                        
* Fotoğraflar: Rıza Aydan Turak
                                                                             Gökhan ÇELİK