logo

Galatasaray Meydanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray Meydanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2014 Cumartesi

“Sorumlular Belli Adalet İstiyoruz”

Esenyurt Çadır Yangını Davası’nın 11. duruşması Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

İnşaat şantiye alanında meydana gelen çadır yangınında hayatını kaybeden işçilerin aileleri duruşma öncesi bir basın açıklaması yaptı. Aileler adına basın açıklamasını hayatını kaybeden işçilerden Barış Kıyak’ın kardeşi Damla Kıyak okudu. “İş Kazası Değil Cinayet” ve “Sorumlular Belli Adalet İstiyoruz” sloganları atıldıktan sonra duruşma salonuna geçildi.

Davada gelinen aşamada ailelerin avukatları tarafından hakkında itiraz dilekçesi verilen Bilirkişi Raporu yeniden Bilirkişi Heyeti’ne gönderilmişti. Bilirkişi Heyeti rapora yapılan itirazları dikkate almamıştı. Ve ek rapor incelemesine gerek görmemişti. Bu duruşmada Mahkeme Heyeti Bilirkişi Raporu’na dair aileler ve avukatlarının, bazı sanık avukatlarının itirazlarını görüştü. Ankara’dan yeni bir Bilirkişi Heyeti oluşturularak yeniden Bilirkişi İncelemesi yapılması talebini kabul etti. Bilirkişi Heyeti’nin “1 A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı- 1 İş Hukukçusu- 1 Üniversiteden İnşaat Mühendisliği bölümünden Yapı İşletimi dalından iş güvenliği formasyonlu saha tecrübesi olan” kişilerden oluşmasına karar verdi.

Duruşmada sanık avukatlarının sanıkların duruşmadan muaf tutulması talebine, ailelerin avukatları itiraz etti. Mahkeme itirazları dikkate alarak bu talebi reddetti; sanıkların duruşmalara gelmek mecburiyetinde olduğunu hükme bağladı.

Aileler ve Avukatları, bugüne kadar yakalanamayan taşeron şirket Kaldem ortaklarından Mehmet Altun’un yakalanması için gerekli etkin çalışmayı yapmayan Emniyet Görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu.
Duruşma 12 Haziran 2014 tarihine bırakıldı.

Ailelerin basın açıklamasından:

İş cinayetlerinde hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralananlara da acil şifalar diliyoruz.

Böyle olmasın diye mücadelemize devam edeceğiz. Avukatlarımız ve destek veren dostlarımızla her duruşmada; bütün gerçekler raporlarla, tanık ve sanık ifadeleriyle ortada iken, sorumluların layığıyla yargılanması için burada olmaya devam edeceğiz.

11 Mart 2012 tarihinde Esenyurt’ta işçilerin barınma amaçlı kullandığı çadırlarda meydana gelen yangında 11 işçi canımız hayatını kaybetti. Cumhuriyet Savcılığı tarafından düzenlenen iddianame ile 13 kişi yargılanmakta. Tutuklu sanık kalmadı. Yangından bu yana aranan Kaldem ortağı sanık Mehmet Altun halen yakalanmadı. Üstelik ihalelere girip ticaret ve inşaat yapmaya devam etmesine rağmen. Bütün resmi başvurularımıza rağmen, yakalayacak makam bulamıyoruz. Sanığın avukatının duruşmada Mahkeme Heyeti’yle pazarlık yapmaya çalışmasını izliyoruz. “Tutuklamama sözü verirseniz, sanığı getireyim” diye. Böyle rezalet de, böyle adalet de olmaz.

Dava dosyası mahkeme tarafından atanan Bilirkişi Heyeti’ne gönderilmişti. Gelen raporu öğrendik. Kabul etmiyoruz. Mahkeme Heyeti’nden yeni bir Bilirkişi Heyeti atanarak Rapor alınmasını talep edeceğiz. Çünkü,

1- Bilirkişi Heyeti elektrik mühendisliği ve inşaat mühendisliği meslek disiplinlerinden oluşmuştur. Eksiktir. Bilirkişi Heyeti’nin bir uzman elektrik mühendisi, bir yapı işletmesi ve iş güvenliği dalında formasyon sahibi inşaat mühendisi, kanunun öngördüğü bir iş güvenliği uzmanı ve sorumluluk tespitinde yasal mevzuat analizini yapabilecek bir uzman iş hukukçusunun yer alacağı biçimde oluşturulmasını talep etmekteyiz.

2- Bilirkişi Raporu’nda İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı hükümleri eksik ele alınmıştır. Ve bu yaklaşımın Rapora yansıyan sonucu, MarmaraPark ve Kayı İnşaat yetkililerinin aklanması olmuştur.

3- Bilirkişi Heyeti tarafından olayın ve olay örgüsünün ele alınışında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı Analiz ve Değerlendirmesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı İnceleme Raporu’nda “ortak değerlendirme olarak” olayın 5510 Sayılı Kanun’un 11/2 Maddesine göre “İşyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen iş yerine bağlı yerler, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçlar da işyerinden sayılır.” hükmü yer almaktadır. Dikkate alınmamıştır. Bakanlık Raporu olmazsa, Bilirkişi “iş kazası” bile saymayacak derecede, işçi aleyhtarı tutum takınmıştır.

4- Kusurun Belirlenmesine ve Sonuca/Ceza Tayinine Etkili Olacak Mevzuata Raporda Hiç Yer Verilmemiştir. Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği, İşçi Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği, Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun, Topraklama Yönetmeliği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun, 81 Nolu İş Teftişi Hakkındaki Milletler Arası Çalışma Sözleşmesi, 155 Nolu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme, Büyükşehir Belediyesi ve Belediye Kanunları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, T.C. Anayasası.

Yine halen yakalanmamış olan Kaldem ortağı Mehmet Altun’un yakalanması için gerekli ve etkin çalışma sürdürmeyen Emniyet Görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacağız…

Bu vesileyle bilinmelidir ki, açık sorumluluğu ortada olan işverenler ve diğer yetkililerin sorumluluktan kurtarılması anlamına gelen her türlü değerlendirmenin karşısında olacağız. Ve kabul etmeyeceğiz.
Esenyurt Çadır yangınının 2. yıldönümü nedeniyle 9 Mart Pazar günü saat:13.00’te MarmaraPark AVM’nin önünde yapılacak basın açıklamasına,
Her ayın ilk pazar günü 13.00’te Taksim Galatasaray Meydanı’nda tuttuğumuz VİCDAN ve ADALET NÖBETİNE davet ediyoruz.

Biliyoruz ki sesimiz güçlendikçe duyulur, görülür olacağız. Biliyoruz ki suskunlaşmış vicdanlara, sesimiz güçlendikçe ulaşacağız. Biliyoruz ki adalet isteğimiz sen de yanımızda olduğun ölçüde güçlenecek. Bizler, aileler olarak bir araya gelerek sürdürdüğümüz adalet mücadelesinde, bizlerle dayanışma gösteren bütün kişi ve kurumlara teşekkür ediyoruz. Gözünüz, kulağınız, varlığınız, vicdanınız bizimle olsun.

Saygılarımızla

ESENYURT’U UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ…

İş Kazası Değil, Cinayet Diyoruz!..

22 Ekim 2013 Salı

Taksim’de ODTÜ saldırısı

ODTÜ’deki polis şiddetini protesto etmek için düzenlenen eylemde 1 kişi beyin travması geçirirken, 18 kişinin gözaltına alındı.

SONER BAHADIR

ODTÜ’de yaşanan polis şiddeti, Taksim’de protesto edildi. Galatasaray Meydanı’nda toplanan göstericiler, “Her yer ODTÜ, her yer direniş”, “Diren ODTÜ, Taksim seninle”, “Katil polis üniversiteden defol” ve  “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları attı. Göstericilere polis önce dağılmaları yönünde ikazda bulunduktan sonra biber gazı, plastik mermi ve tazyikli su ile müdahale etti. Polisin göstericileri ara sokaklara sürmesiyle Beyoğlu’nun ara sokaklarında kovalamaca yaşandı. Müdahale sırasında bir kişi beyin travması geçirerek hastaneye kaldırılırken 18 gösterici de gözaltına alındı.

Eylem, polisin Galatasaray Meydanı’nı TOMA’lar ve çevik kuvvet kalkanlarıyla ablukaya almasıyla sona erdi. 22.10 itibariyle polis Galatasaray Meydanı'nı terk etti. Eylemden yarım saat önce Taksim’de elektriklerin kesilmesi ise büyük tepki çekti.

22 Eylül 2013 Pazar

Galatasaray’dan Silivri’ye çağrı

Çarşamba günü Silivri’de görülecek olan KCK Basın Davası’na çağrı yapmak için düzenlenen eylemde “özgür basın susturulamaz” denildi.

SONER BAHADIR

Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS) İstanbul Şubesi tarafından, 25 Eylül’de Silivri Cezaevi’ndeki duruşma salonunda görülecek KCK Basın Davası’na çağrı yapmak amacıyla bir eylem düzenledi. Taksim Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşen eyleme, Barış ve Demokrasi Partisi(BDP) Eş Başkanı Gültan Kışanak, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de katıldı. Eylemde, “Özgür basın susturulamaz”, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Zindanlar boşalsın, gazetecilere özgürlük” sloganları atıldı.

Davada; Özgür Gündem, Azadiya Welat, Dicle Haber Ajansı ve Fırat Haber Ajansı çalışanları yargılanıyor. Kurumların genel yayın yönetmenleri adına Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin bir açıklama yaptı. Keskin, “Özgür basın geleneği, barışın ancak savaşan tarafların görüşmesiyle olacağını söylemiştir. Bu durum bugün görülmüştür. Fakat baskılar devam etmektedir. Özgür basın geleceği devam edecektir” dedi.

TGS İstanbul Şubesi adına ise açıklamayı Gazeteci Arzu Demir okudu. Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyen Demir, “İddianamede en olağan gazeteciler faaliyetleri suç olarak gösteriliyor. AKP’nin demokrasi paketini gündeme getirdiği dönemde hatırlatmak isteriz ki; Gazeteciler sokakta tartaklanırken demokrasiden söz edilemez. Türkiye cezaevlerinde 64 gazeteci tutuklu. Tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Eski Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni de olan Gültan Kışanak ise, basın özgürlüğünün demokrasinin ve özgürlüğün temel şartı olduğunu söyledi. Kışanak şöyle konuştu: “Basın özgürlüğü alanında verilen mücadelenin tarihi, demokrasi mücadelesiyle eş zamanlı bir tarihtir. Bu da bize gösteriyor ki basın özgür olmadan hiçbirimiz özgür olamayız. Nasıl ki, 90’ların topyekün savaş politikası Özgür Gündem’i susturamadıysa, bugün de susturamayacak. Gerçekler her eve, her fabrikaya girmeli. Bunu başarıp yalanın saltanatını bozabilirsek, işte o gün bu ülkeye demokrasi de barış da gelecek.”

Ertuğrul Kürkçü, cezaevinde bulunan gazetecilerin iktidar tarafından rehin alındığını söyledi. Kürkçü, “Medyanın yüzde 90’ı iktidarın kontrolü altındadır. Buna rağmen az sayıda gazeteci gerçeğin peşinde. Cezaevlerine bakın, bir tane yandaş gazeteci göremezsiniz. Cezaevindeki gazeteciler, gerçekleri yazdıkları için iktidarın baskı aygıtları tarafından rehin alınmıştır” şeklinde konuştu.  

30 Mart 2013 Cumartesi

“On’lar yaşıyor, mücadele sürüyor”

İstanbul'da Kızıldere'nin 41. yılında "Direnişin ve dayanışmanın tarihi onurumuzdur" sloganıyla Taksim Tramvay Durağı'ndan Galatasaray'a anma yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasında, “Eşitlik özgürlük, adalet, barış ve kardeşlik yolunda mücadelemiz On’lardan aldığımız güçle devam edecek” vurgusu yapıldı.

Katliamın 41’ıncı yılında İstanbul Beyoğlu Taksim Tramvay durağında “30 Mart’ta direnişin ve dayanışmanın onurlu tarihine birlikte sahip çıkıyoruz” sloganı ile bir araya gelen yüzlerce devrimci Galatasaray Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş esnasında sık sık “On’lar yaşıyor mücadele sürüyor”, “On’lara sözümüz devrim olacak”, “Kızıldere son değil savaş sürüyor” sloganları atıldı.

Galatasaray Meydanında yüzlerce devrimci adın basın açıklamasını Nazmi Algan yaptı. Algan açıklamada, “Kızıldere devrimci bir dayanışmadır.Mahirler Kızıldere’ye giden yolda Denizlerin idamını engellemek için çıkmıştı. Bu bizlerin tarihindeki en önemli dayanışma eylemlerinden biridir. Siyasal iktidarın tüm devrimci değerlere ve kişiliklere saldırılarını yoğunlaştırdığı bu dönemde biz de devrimci dayanışmayla tarihimizle sahip çıkıyoruz. Bizler devrimci mücadele tarihinin egemenlerin eliyle kirletilmek istenmesine ve yeniden yazılma çabasına karşı hep birlikte tarihimize dokundurtmayız. Darbelere karşı onurlu direnişlerle dolu devrimci tarihin ve devrimci önderlerin; Mahir’in Deniz’in ve mücadele arkadaşlarının ‘darbeci, Ergenekoncu’ suçlamalarına maruz bırakılmasına izin vermeyeceğiz “ dedi.

On’lar yola çıktıklarında emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı mücadele bu ülkenin üniversitelerinde, mahallerine, fabrikalarına, köyleirne doğru yayıldığını belirten Algan, “Bugün Ortadoğu’da emperyalizme karşı direnişi yükseltmek boynumuzun borcudur. Bu ülkenin devrimcileri darağacında yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşleri diyerek gitti. Bu söz yıllarca Kürt ve Türk halklarının mücadelesinin sloganı oldu. Ve bugünün mücadelesine de ışık tuttu. Bizler biliyoruz ki bu topraklarda barışı ve kardeşliği onurlu tarihimizden güç alarak, omuz omuza tesis edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Açıklamanın devamında Nazmi Algan, 30 Mart’ta Kızıldere’nin 41. Yıldönümünde On’ların şahsında, emperyalizm, faşizm ve şevenizme karşı boyun eğmeyen direnişlerle dolu tarihimize devrimci dayanışmayla sahip çıkıyoruz dedi.
                     
                                                                   Gökhan ÇELİK

22 Şubat 2013 Cuma

Berfo Ana son kez Galatasaray Meydanında !

Cumartesi Annelerinden Berfo Ana bugün son kez Galatasaray Meydanı'nda idi. 105 Yaşında olan Berfo Ana, oğlu Cemil Kırbayır'ın kemiklerini bulmak için mücadele etti. Ayrıca 12 Eylül dönemindeki adaletsizliğin, hukuksuzluğun ve de tüm faili meçhullerin de simgesi olmuştu.

Özelikle 12 Eylül dönemi ve öncesinde yaşanan faili meçhullerini, işkencelerini ve hukuksuzlarını dillendirmek ve hesap sormak için her cumartesi günü Galatasaray Meydanında bir araya gelen "Cumartesi Anneleri"nden Berfo Ana, dün 105 yaşında hayatını kaybetti. 13 eylül 1980’de gözaltına alınıp cemil  8 ekim’de kars sıkıyönetim gözetimevi’ne götürülen ve sonrasında akıbeti belli olmayan oğlu Cemil Kırbayır için mücadale etti. O dönemden sonra 30 yıldır oğlunun katilleri ile hesaplaşmayı bekleyen Berfo Ana 30 yıldır oğlu Cemil Kırbayır'ın kemiklerini bekledi. Bugün Galatasaray Meydanında Berfo Ana için yapılan törene BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ÖDP Eş Başkanı Alper Taş, HDK Milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Gülten Kışanak'ın yanı sıra Ufuk Uras, Sanatçı Ferhat Tunç ve çok sayıda yakını katıldı. Tabutu karanfiller içinde Galatasaray Meydanına getirilen Berfo Ana'nın kızı Fatma Gülmez Başbakan Erdoğan'a seslenerek, "Kardeşimin kemiklerini verin anamın mezarına gömelim" dedi. Galatasaray Meydanında gerçekleştirilen törende ÖDP Eş Başkanı Alper Taş, HDK İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ve Berfo Ana'nın oğlu Mikail Kırbayır, Serbest Atış'a konuştu.

"Berfo Ana 12 Eylül adaletsizliğine karşı mücadele verdi"

Alper Taş(ÖDP Eş Başkanı): Berfo Anaya üzülmüyoruz. Berfo ana onurlu yaşadı, onurlu bir biçimde oğlunun davasını, kayıp yakınlarını  davasını yaşlı omuzları ile yüklendi. Üzüntümüz Berfo ananın kayıp oğlunun kemiklerini bulamamasıdır.  Bizi kahreden, üzen o. Hasret ile gitti kendisi, bunda sonra hasretini gerçekleştirmek bizim görevimiz. 12 Eylül zulmünün en somut örneklerinde idi Cemil Kırbayır. Berfo Ananın mücadelesi de 12 Eylül döneminin adaletsizliğine, hukuksuzluğuna ve zulmüne karşı oldu. 12 Adaletsizliğine karşı bir isim oldu. O yüzden bizim yapmamız gereken onun mücadelesini sürdürmek olacak.

"Annemin davasını sürdüreceğiz"

Mikail Kırbayır(Berfo Ana'nın oğlu) : Berfo Ana bu ülkedeki faili meçhullerin ablasıdır, annesidir. Biz bu yargı ve düşünce ile mücadelemize devam ediyoruz. Devrim şehidi Cemil'in bugün katilleri hayattadır. Biz bu katillerin izini süreceğiz.

Berfo Ana'nın Vasiyeti: Kenan Evren ve Arkadaşlarını davasının takipcisi olsunlar"

Ufuk Uras: 12 Eylül davalarında bizleri yalnız bırakmayın. Berfo Ana sadece çocuğunun kemiklerini bulunmasını istemedi. Berfo Ana aynı zamanda Kenan Evren ve arkadaşlarının da da hesap sorulmasını istedi. O yaşıyla bütün davaları takip etti. Bizim buradan ricamız bu davaları takip etsin, Berfo Ana'dan miras kalan bayrağı devralsın. Kenan Evren ve arkadaşlarının yargılamasına şahit olsunlar. Bu Berfo Ana'nın en büyük
vasiyetidir.

                                                                                 Gökhan ÇELİK