logo

Gezi Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2014 Pazartesi

İsteyene Gider, Hiç Fark Etmez!

Nükleer santrale karşı çıktık. Risk altında kalmayalım, Çernobil katliamını biz de yaşamayalım diye.

Fenerbahçe derbisinde atkılarımızı sahaya attık. Atkılarımızı toplayıp Van’a götürsünler, Van’daki depremzedeler üşümesin diye.

Toplandık Kızılay’a kan bağışladık. Kana muhtaç olanlar muhtaç kalmasın, hayatlar kararmasın diye.

Köy okullarına yardım kampanyası düzenledik. Çocuklar hem üşümesin hem de okuyup vatana millete hayırlı evlat olsunlar diye.

Soma faciasından birkaç gün sonra otobüsle Soma’ya gittik. Soma’daki yetimler, kocasını kaybeden kadınlar yalnız kalmasınlar diye.

Pet şişelerin kapağını topladık, tekerlekli sandalye hediye ettik. Engeller aşılsın diye.

Irkçılığa ve ırkçılık yapan Cagliari taraftarına karşı pankart açtık. Eto'o gibi siyahi futbolculara maymun diye bağırılmasın, sahaya muz atılmasın diye.

Semt-i müdafaa eyledik. Polis haksız zulüm etmesin, esnafın ve semt sakininin huzuru kaçmasın diye.

Evet; Gezi Parkı’na da çıktık! İnsanlar demokratik hakkını kullanabilsin, kafalarına gaz fişeği yiyip ölmesin diye.

Fikir özgürlüğü diye, yeşil alan diye, eşitlik diye, demokrasi diye, ADALET diye…

O adalet şimdi Cem Abi, Erol Abi gibi isimlerin de içinde olduğu 35 kişiye darbe teşebbüsünden dava açıyor.

Neymiş? çArşı hükümeti devirmek istemiş.

Neymiş? Bir kişi(!), grubu galeyana getirmek için 24 bin lira almış.

Neymiş? çArşı Beşiktaş’taki Boşbakanlık ofisini basacakmış.

Meğer biz ne vicdansız insanlarmışız! Tüm mağdurları düşünerek büyük vicdansızlıklar yapmışız...

Bu, DİKTATÖR’ün bükemediği elleri hapse atmaya çalışmasından başka bir şey değildir. Bu yalanları gidin BİLAL’e yedirin. Çocuk mu kandırıyorsunuz? İnsanları sokağa döküp kaos mu yaratmak istiyorsunuz anlaşılmıyor.

Bilin ki adaletsizliğe sessiz kalmayız. Birimiz gider binimiz gelir. Darbe de yapmayız diktatörüm korkmayasın. çArşı darbeye de karşı.

Kısaca: SEMT bizim, AŞK bizim, HUKUK bizim, DEMOKRASİ bizim. çArşı, sizlerde olmayan VİCDAN’dır.

Bu sevda bitmez
Hasret bitmez
İsteyen gider
Hiç fark etmez

Bu alemde çArşı
Herkese karşı
Allah affeder
çArşı affetmez!


Yeni Türkiye'n batsın.

Uğur Mutlu

13 Mayıs 2014 Salı

Mehmet İstif'i, Hakan Yaman'ı ve Akaki Avaliani'yi Hatırladınız Mı?

Bugün de bir anda karardı.

Gezi eylemleri sırasında Mersin’de polisin 40 cm’den ağzına gaz sıktığı Mehmet İstif, yakalandığı dil kökü kanseri yüzünden bugün hayatını kaybetti.

17. White Sea oyunlarının açılışında ileri demokrasimizdeki demokratik hakkını kullanan ve protestolara katılan Mehmet İstif, 40 cm’den ağzına sıkılan biber gazının etkisiyle dil kökü kanseri olmuştu.

Daha fazla direnemedi...

Penguen Medya’nın çok fazla ilgisini çekemedi, çok fazla yer bulamadı. Bu biraz da bizim suçumuzdu. Artık kendisi aramızda değil. Halkı için acı çekerek, günden güne azalarak hayatını kaybetti.

Kendisine rahmet, ailesine sabır diliyorum. Hoşçakal Mehmet Abi...

Ancak bu ölüm gibi önemli olan başka şeyler de var...

Yazımın taziye bölümünü bitirdikten sonra iki isme dikkat çekmek istiyorum: Hakan Yaman ve Akaki Avaliani…

Bu isimleri tekrar hatırlamak için aramızdan ayrılmalarını beklemeyelim. Kimdi bu yurttaşlarımız? Unutanlar, özgür medyamız sağ olsun duymayanlar olabilir. İnsanlık hali. Hatırlatmak ise benim yurttaşlık görevim.

Hakan Yaman: Sancaktepe’de biri sivil toplam altı polis tarafından kalkanlarla dövülen, kemikleri kırılan ve ateşin içine atılan (söz sanatı yapmıyorum gerçekten ateşin içine atılan!) direnişçi. Suçu: Demokratik hakkını kullanmak…


Akaki Avaliani: Eskişehir’de üniversite okuyan Akaki Avaliani, polisler tarafından başına vurularak felç edildi. Kafatası kırıldı ve kırılan kemik beynine batarak sağ kolunu felç etti. Hayatını felçli bir şekilde ve kafasında yapay bir kemikle sürdürüyor.


Gezi Olayları’nda o kadar can verildi ki, o kadar üzüldük ağladık ki, bu kişileri sanki biraz unuttuk…

Unutmayalım…

Unutmayacağız…



Ve son olarak da "acaba" diyorum, Mehmet İstif’in ağzına 40 cm’den gaz sıkan polis müsveddesi canlı, acaba bu haberi öğrendiğinde ne yaptı?


Uğur Mutlu

1 Nisan 2014 Salı

İnadına Erdoğan

      Eğer ki haddimse, Başbakanımla gururlanıyorum. Kendisi tam bir halkçıdır. Kendi ailesinden çok halkını düşünür. Ailesine bir kuruş haram para yedirmediği gibi, halkın bir Allah Kuruşu'nun bile hesabını sorar. Kendisi adalet neferidir.

      Kendisinin en ufak kusuru yoktur. Zat-i alilerine kendi partisi tarafından "Allah'ın bütün vasıflarını üstünde toplamış biri" ve "Kendisini bizim için ikinci peygamber gibidir" nazireleri de bu sebepten yapılmıştır. O ne yüce bir zattır.

      Kendisi o kadar muhteşem bir Müslümandır ki, bir kuruş kul hakkı yedirmediği gibi, partisinin neferleri de Kur'an'ın sureleriyle dalga geçmez. Bakara ile makara yapmaz.

      Kendisi aynı zamanda ihtişamlı bir komutandır. Harbiyeden çok iyi anlar. Zira kendisi ha'şa bu işlerden anlamasa, komşumuz Suriye'ye karşı bu kadar ısrarcı şekilde savaş çağrıları yapar. Fetheder oraları fetheder! Hakkıdır da. Kimse bize posta koyamaz! Amerikan askerlerinin, bizim askerimizin kafasına çuval geçirdiği günler istisnadır. Sadece istisna!

      Zat-ı alileri sanattan, edebiyattan da çok iyi anlar. Ucube heykellere ucube demekten çekinmez. Aynı zamanda teşbih sanatını da çok iyi icra eder. Zamanında el ele yürüdüğü, eteğini öptüğü zatlara "haşhaşi" demekten, demokratik haklarını kullanan insanlara "çapulcu" benzetmesi yapmaktan geri kalmaz.

      Kendisi donanımlı bir iletişim bilimcidir. İletişim dilinden ve habercilikten çok iyi anlar. Öyle ki, aciz haber kanallarının yanlışlarına müdahale eder, devletin yayın organlarını (TRT, Anadolu Ajansı) kendi kurumu gibi kullanır. Kendisine karşı yapılan haksız suçlamalara gerekli cezaları verir. Damadının bile onun engin tecrübeleri sayesinde bir basın yayın organı bulunmaktadır.

      Muhteşem bir lojistik mühendisidir. Duble duble yollar yapar. En çok oyu da buradan kazanır. Hakkıdır hakkı! O duble duble yolları yaparak Avrupa'nın en pahalı benziniyle dolaşabilme fırsatını bize sunar. Bizi düşünür.

      Çevrecidir de muhteşem Başbakanım! Erciş'te kesilen on binlerce ağaçlar sizi aldatmasın! Gezi Parkı'na AVM'yi de yapmadı hem. Çok güzel bir park yapacak oraya. Ama o üç-beş çapulcu istediği için değil! Kendi öyle istemedi kendi! Bunu herkes bilmeli.

      Ve büyük siyasetçidir. Ezilmez, dik durur. Dünyaya kafa tutar. Gerektiğinde twitter'ı, Facebook'u muhatap alır, postasını koyar. Onlara bile gereken cevabı verir. Zira onlar işi gücü bırakmış, Türkiye'de lobicilik faaliyetleri yürüterek darbe yapmak istemektedir.

      Şimdi biz bu büyük siyasetçiye oy vermeyeceğiz de kime oy vereceğiz? İyi ki varsın benim güzel Başbakanım.

      İnadına Erdoğan!

      Dik dur eğilme, bu millet seninle...

      Uğur Mutlu

28 Temmuz 2013 Pazar

Polisten iftar gözaltısı

Gezi Parkı’nda iftar yapmasına izin vermediği kitleyi İstiklal Caddesi’ne süren polis, Cadde üzerinde yapılan iftar sonrası çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

Antikapitalist Müslümanların çağrısıyla bugünkü yeryüzü sofrasının Gezi Parkı’nda yapılması planlanmıştı. Halkın Demokratik Kongresi(HDK)’nin de destek verdiği iftara polis izin vermedi. Polis, Beyoğlu Belediyesi’nin Taksim Meydanı’nda gerçekleştirdiği iftar sebebiyle Park’ı ve Meydan’ı barikatlar kurarak kapattı. Barikatın önünde bekleyen kitleyi ise İstiklal Caddesi’ne sürdü.

Barikatın önünde yeryüzü sofrası

Çevik Kuvvet ekipleri İstiklal Caddesi’nin Taksim Meydanı girişine barikat kurarak Cadde’yi kapattı. Bu sırada HDK İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Barış ve Demokrasi Partisi İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve Antikapitalist Müslümanlar Üyesi İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık barikatın önüne geldi ve barikatın önünde sofra kuruldu. Sofra, Zambak Caddesi’nin girişine kadar uzadı.

İftar sonrası müdahale


Akşam Ezanı’nın okunmasıyla birlikte yeryüzü sofrasında iftarlar açıldı. İftardan kısa bir süre sonra havanın kararmasıyla birlikte polis gözaltı işlemlerine başladı. Gözaltına alınanların bazıları HDK üyesi Haluk Ağabeyoğlu ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) üyesi Dilan Mehmetoğlu, Ahmet Vatan, Okan Ersoy, Deniz Gündoğmuş.

Soner Bahadır

9 Temmuz 2013 Salı

Dayanışma uyardı: "Suç işlemeye devam ediyorlar"

TMMOB Avukatı Can Atalay, Gezi Parkı Direnişi’ni başlatan yol genişletme çalışmasının devam ettiğini belirterek, “Kendi imar planlarına dahi uymayan planı sürdürerek suç işlemeye devam ediyorlar” dedi.

Taksim Dayanışması; önceki akşam yaşanan polis saldırısı, gözaltılar ve direniş süreci hakkında bir basın toplantısı düzenledi. Taksim Hill Otel’de düzenlenen basın toplantısının ardından Dayanışma üyeleri sloganlar eşliğinde Gezi Parkı’na girdi. Yürüyüş sırasında “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Meydanlar, parklar halka aittir”, “Aç kapa aç kapa nereye kadar?”, “Yaşasın Gezi Direnişimiz”, “Gözaltında tacize, tecavüze son”, “Gözaltılar serbest bırakılsın”, “Polis yoksa sorun da yok”, “Ethem’in katili hesap verecek” ve “Yakıp yıkan Tayyip Erdoğan” sloganları atıldı.

Yürüyüşün ardından Dayanışma üyeleri, Gezi Parkı’nın içindeki merdivenlerin yukarısına asılan “Taksim Şehitleri Parkı Hoşgeldiniz 1977-2013” yazılı pankartın önünde toplandı. Burada Dayanışma adına kısa bir açıklama yapan TMMOB Avukatı Can Atalay, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun yalan söylediğini belirtti. Can Atalay, Gezi Parkı Direnişi’ni başlatan yol genişletme adı altında Park’taki ağaç kesimi projesinin devam ettiğini söyledi. Atalay konuyla ilgili olarak, “Kendi imar planlarına dahi uymayan planı sürdürerek suç işlemeye devam ediyorlar. Yol genişletme adı altında başlatılan proje devam ediyor” dedi.

"Vali yalan söylüyor"

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin Taksim Meydanı Yayalaştırma ve Topçu Kışlası İhyası projeleri hakkında verdiği iptal kararının Gezi Parkı’nın yıkımını ilgilendirmediği iddiasına da yanıt veren Avukat Atalay, “Bu noktada iki seçenek var. Vali ya yalan söylüyor ya da okuma yazma bilmiyor” ifadelerini kullandı.

"Mücadeleye devam"

Dayanışmadan yapılan açıklamada ise, “Taksim Dayanışması olarak polisin saldırısını ve gözaltıları şiddetle kınıyor; acilen keyfi ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan vatandaşlarımızın, haklarında hiçbir hukuki işlem yapılmadan serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Emek, alınteri ve acı ile kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Bugün ve bundan sonra, yaşam alanlarımıza dair söz söyleme hakkımız için burada ve her yerde olmaya devam edeceğiz” denildi.  

Soner Bahadır


2 Temmuz 2013 Salı

İÜ İLEF Mezunları: satılık medya olmayacağız!


İletişim Fakültesi 2013 Mezuniyet Töreni'ne Taksim'de başlayan ve tüm yurda yayılan direniş damgasını vurdu. İletişim Fakültesi Mezunlar eylemde, direniş sırasında olanları görmezden gelen medya kuruluşlarını protesto eden afişler taşıdı.

Gezi Parkı ile başlayan ve kısa süre içinde tüm yurda yayılan direnişe dün İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 2013 yılı mezunları da destek verdi. Yeni mezunlar, İÜ Merkez Kampüste yapılan törende ellerinde, "Gördük, duyduk, biliyoruz; Üç maymuna uyma, suça ortak olma", "Nasıl geçti HABERsiz", ve "Medyayı maymun ettiniz, evrim bizimle başlayacak", "satılık medya olmayacağız" afişlerini taşıdılar. Eylem sırasında sık sık, "Her yer Taksim, her yer direniş" "Özgür basın özgür gelecek" sloganı atıldı. Ayrıca direniş sırasında hayatını kaybeden direnişçiler isimleri okunarak anıldı. İÜ İletişim Mezunları tarafından yapılan eylemlere mezun yakınları ve akademisyenler de alkışlayarak destek verdi. Eylemin ardından tören için orada bulunan orkestra da çav bella marşını çalarak eyleme destek verdi. Yapılan protesto eylemleri nedeniyle 15 dakika gecikmeli başlayan mezuniyet töreninde İÜ Rektörü Yunus Söylet ve İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın tebrik mesajlarının okunduğu sırada yeni mezunlar alkış ve ıslıklarla durumu protesto etti.

Prof. Dr. Suat Gezgin: “Öğrencilerimizi sansür uygulasın diye yetiştirmiyoruz.

Mezuniyet töreninde söz alan Gazetecilik Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Suat Gezgin “Öğrencilerimizi sansür uygulasın diye yetiştirmiydoruz. Öğrencilerimizin medyayı bu şekilde eleştirmesini takdir ediyorum. Okulda özgür basın ve özgür habercilik nasıl yapılır diye öğretiyoruz. Öğrencilerimizin arkasındayız” diyerek  eylem yapan öğrencilerine destek verdi.

"Kalemlerimizi kırmayacağız"

Anaakım medyanın süreç boyunca yaptığı yanlı yayını protesto eden öğrenciler adına konuştuğumuz Gökhan Çelik, "Bizler bugün gezi direnişleri boyunca sesiz kalan, boyun eğen, dik duramayan, sorumsuz ve yanlı yayın yapan sermaye medyalarını kınamak ve onlara taşıdığımız afişlerle mesaj göndermek için bu eylemi gerçekleştirdik. En nihayetinde Gazetecilerin halka karşı sorumluluğu, başta iş verenine ve kamu otoriteleri olmak üzere, öteki diğer sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşmaktadır. Dolayısı ile gazetecilik mesleği kutsaldır ve kendince onurlu bir  dik duruşu vardır. Bizler İÜ İletişim Fakültesi yeni mezunlar olarak dik duracağımızı ve sonucu ne olursa olsun kalemlerimizi kırmayacağımızı vurgulamak istiyoruz" dedi.

Haber & fotoğraf: Helin GENÇ

7 Haziran 2013 Cuma

Akademisyen'den Gezi Parkı Çıkarımları


GEZİ PARKI DİRENİŞİ'NDEKİ TECRÜBELERİMLE BİR AKADEMİSYEN OLARAK ÇIKARIMLAR

1. TÜRKİYE'NİN ORTAK DEĞERLERİ İNSANİ VE KÜLTÜRELDİR. BKZ. YILDIZLARA ÇARŞI (BİR TARAFTAR GRUBU), ECZACILAR ODASI, TABİPLER ODASI. 80 ÖNCESİ TECRÜBEYE DAYALI TOPLUMU ANLAMAYA YÖNELİK TÜM PARADİGMALAR İFLAS ETMİŞTİR.

2. MEVCUT SİYASİ, HUKUKİ, EKONOMİK VE TOPLUMSAL SİSTEM VE BUNLARA İLİŞKİN PARADİGMALAR VE ALGILAMALARIN GÜNÜMÜZE CEVAP VEREMEDİĞİ ORTAYA ÇIKMIŞ, HEPSİ ÇÖKMÜŞ VE İFLAS ETMİŞTİR.

3. ÜLKEDEKİ EN GENİŞ ANLAMIYLA MEVCUT İLETİŞİM SİSTEMİ GEÇERLİLİĞİNİ KAYBETMİŞTİR. SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN BİREYSEL SİSTEMİ YÜKSELEN TREND HALİNE GELMİŞTİR.

4. MEVCUT ÖRGÜTLÜ TÜM SİYASİ YAPILANMALAR ÇÖKMÜŞ VE ONLARIN PARADİGMALARI, SÖYLEMLERİ, POLİTİKALARI DA TÜM GEÇERLİLİĞİNİ KAYBETMİŞTİR.

4. SİVİL TOPLUM KURULUŞU OLDUĞUNU İDDİA EDEN STK LARIN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞU ÇÖKMÜŞ, STRATEJİLERİ VE POLİTİKALARI İFLAS ETMİŞTİR.

5. SENDİKALAR GİBİ MESLEKİ DAYANIŞMA ÖRGÜTLERİ DE ÇÖKMÜŞTÜR.

6. SON YILLARDA SAYISIZ YAPTIKLARI ARAŞTIRMALARLA TOPLUMUN NABZINI, DEĞERLERİNİ, GÖRÜŞLERİNİ ÖLÇTÜKLERİNİ SÖYLEYEN ARAŞTIRMA ŞİRKETLERİNİN ASLINDA HİÇ BİR ŞEYİ ÖLÇEMEDİKLERİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR.

MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÖZELLEŞTİRMEDEN GENELLEŞTİREREK YAZILMIŞTIR.

                                                             Adem AYTEN İÜ İletişim Fakültesi

6 Kasım 2012 Salı

TAKSİM'DE NELER OLACAĞINI BİLİYOR MUSUNUZ?

Taksim panolarla çevrildi, dozerler çalışıyor, kazılar başladı... Kaldırımdaki refüjlerin kesilmesi an meselesi. Elmadağ ile Tarlabaşı arasında bir "Tünel" inşaatı iş makinelerinin gürültüsü, trafik kargaşası içinde yürüyor. Gezi Parkı'da panolarla çevrildi. Tüm ağaçlar kesilecek ve yerine koca bir bina yapılacak. Büyün bu faaliyetlerin adı "Taksim Yayalaştırma Projesi" Bundan 15 ay önce Recep Tayyip Erdoğan açıkladı. proje 11 ay önce İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onandı. Kültür varlıklarını Koruma Bölge Kurulu "plan tadilatı" ismi altında projeyi yine oy birliği ile kabul etti. Projenin ihalesi 5 ay önce tamamlandı ve artık 2 yıl sürecek inşaat başlatıldı. sadece İstanbul'un değil, dünyanın önemli bir noktası olan Taksim için alınan bütün kararlar "oldubitti" ye getirildi. Peki, kentin en önemli meydanına böylesine bir müdahale planlanırken, bu müdahalenin seni nasıl etkileyeceğini biliyor musun?

Ağaçlar kesilecek !
Ağaçlarının gövdesine dayanıp çimenine uzandığımız, gölgesindeki bankta dinlendiğimiz, boş vakitlerimizde çocuğumuzu, bebeğimizi gezdirdiğimiz, arkadaşlarımızla piknik yaptığımız tarihi "Gezi Parkı" ortadan kaldırılacak. Bu parkın ağaçları teker teker kesilecek ve yerine kocaman bir yapı inşa edilecek. Girişlerine güvelik elamanın yerleştirildiği bu alan artık eskisi gibi bize ait olmayacak !

Trafik sıkışıklığı devam edecek!
Trafiği yer altına alarak sağlanması plananan trafik akışı, tünel çıkışlarında sıkışıklığa neden olacak.Bu sıkışmalar sabah ve iş çıkışı saatlerinde tünel içine kadar uzayacak ve bu hızlı akış da mümkün olamayacak. Ankara'da yapılan bir çok denemede de olduğu gibi kent içi tüneller trafik sorununu çözmüyor sadece bir miktar ileriye ötelemekle kalıyor. Artık trafikte geçirdiğimiz saatleri yer altında geçirmek zorundayız !

Meydana ulaşılamayalacak !
 Projede yer alan istinat duvarları ve korkuluklarda oluşan yarıklar nedeniyle karşıdan karşıya geçmek için çok uzun mesafeler katetmemiz gerekecek. Yeraltından meydana ulaşmak için ise asansör veya yürüyen merdiven sıralarına girmek zorunda kalacağız. Bütün bunlar bize hem enerji hem de vakit kaybettirecek.

Nefes almak zorlaşacak !
Proje yüzlerce uzunluktaki tüneller ve rampalar içeriyor. Yeraltına alınan trafik içersinde toplu taşıma araçları ve bunların durakları yer alacak. Artık otobüs ve minibüsü yeraltında beklemek zorunda kalacağız. Bunu yaparken de trafiği sıkışmış araçların yaydığı zehirli gazların içinde nefes almaya çalışacağız.

İnsan yığınları oluşacak !
Metrobüs duraklarında yaşadığımız kalabalığın yeraltında olduğunu düşünün. İnsan yığınının içinde sıkışıp kalacağız.

İşyerleri zarar edecek !
Projenin içerisinde yer alan tüneller ve rampalar kaldırımlardan alan çalınarak ve kaldırımlar daraltılarak yapılacak. Daraltılan kaldırımlarsa cephesi bulunan işyerleri, dükkanın önünden geçen insan sayısının azalmasıyla cazibesini kaybedecek ve bu nedenler zarar edecek. İnşaat süresince kapatılacak yollar ve kaldırımlar da cabası. Bir esnaf olsanız bunu karşılamaya gücünüz yeter mi?

Taksim Dayanışması