logo

nefret söylemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nefret söylemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2012 Salı

MEDYA'DA NEFRET SÖYLEMİ DEVAM EDİYOR !

Nefret Söyleminin İzlenmesi çalışmamız kapsamında 2012 yılının Mayıs- Haziran-Temmuz-Ağustos aylarına ait medya izleme raporu yayımlandı. Üç bölüm halinde yayınlanan raporda dini ve etnik grupları hedef alan içerikler birinci bölümde ele alınırken kadın ve LGBTT bireylerine yönelik içerikler ikinci bölümde, medya eleştirisi kapsamında değerlendirilen içerikler ise üçüncü bölümde yer aldı.

2012 yılının ikinci dört ayının incelendiği bu dönemde, nefret söylemi kapsamında değerlendirilen içerik sayısı daha önceki dönemlere göre yükselişini korudu. Nefret söylemi içerdiği tespit edilen metinlerin çoğunluğunun ulusal basında yer aldığı görüldü. Önceki dönemlere paralel şekilde, bu dönemde de köşe yazıları nefret söyleminin en sık rastlandığı tür oldu.

Bu dönemde nefret söylemi içeren haber ve köşe yazılarında en sık hedeflenen gruplar, önceki döneme benzer şekilde sırasıyla Ermeni, Hıristiyan, Yahudi ve Rumlardı. Sabit kategori olarak değerlendirebileceğimiz bu dört gruptan Ermenilere yönelik nefret söyleminde en fazla öne çıkan öğe, son dönemde yoğunlaşan çatışma ortamı üzerinden Ermenilerin PKK ile ilişkilendirilmesi biçiminde oldu. “Müslüman Kürt’ten zarar gelmez, PKK bir Ermeni hareketi” anlayışı üzerinden üretilen bu söylemin, kimi zaman Hıristiyanları ve Yahudileri hedef alan içeriklerle de yeniden üretildiği görüldü. Ancak daha çok öne çıkan, Ermenilerin PKK’yı desteklediği, “ezeli düşman” olarak Türkiye’ye zarar vermek üzere fırsat kolladıkları, tehlike unsuru oldukları vurgusuydu.

Bu dönemde Kürtlere yönelik nefret söyleminde de artıştan söz etmek mümkündür. Bu artışın, çatışma döneminin yoğunlaştığı Temmuz ve Ağustos aylarına denk geldiği, PKK ile çatışmalar üzerinden Kürt halkının muhatap alındığı görüldü. Bu tür içeriklerde, mesele “Kürt terörü”ne indirgenerek ya “sabrın taştığı” ima edildi ya da mevcut sorun Kürt halkına mal edilerek düşmanlık üretildi.

LGBTT bireylerine yönelik hakaret ve aşağılama içeren ifadelerin yer aldığı haber ve köşe yazılarında eşcinselliğin genellikle doğrudan sapıklık, hastalık, ahlaksızlık veya “sosyal felaket” olarak tanımlandığı görüldü. Travesti ve transeksüellerin temsil edildiği içeriklerde önceki dönemlerdeki gibi söz konusu grupları suçla ilişkilendirme üzerine kurulu olduğuydu.

İstatistiki analizlere dahil edilmeyip ayrıca değerlendirilen kürtaj yasası etrafında başlayan tartışmalar ve yasaya karşı yürütülen kampanyalara yönelik tepkilerdir. Söz konusu içeriklerde, kampanyaya katılan kadınların aşağılandığı ve hakaretlerin yer bulduğu ifadelere rastlandı.

Farklı teknik nedenlere bağlı olarak analize dahil edilmeyen haber/köşe yazılarının içeriklerinde görülen savaş çığırtkanlığı, başlattığı kampanya nedeniyle bir yayın organını ve kampanyaya katılanları hedeflemek ya da siyasi görüşleri üzerinden tek tek gazetecilere yönelik nefret söylemi üretmek çerçevesinde, medyada nefret söylemi çalışmasından soyutlayamayacağımız örnekler medya eleştirisi başlığı altında ele alındı. Bu anlamda, mevcut hedef gösterme, çarpıtma ve aşağılama içeren söylemlerin hem nasıl kurulduğunu görmek hem de önceki raporlarda da işaret edildiği şekilde belli durumlarda (özellikle Kürt ve Ermeni meseleleri) nefret söylemine nasıl meşru bir zemin yaratıldığını göstermek bakımından fikir verici olması amaçlandı.

NOT: Nefret söylemi içerdiği tespit edilen haber ve köşe yazıları üzerinden hazırlanan raporda, nefret söyleminin hedefi olan grupların hangileri olduğu, hangi konu nedeniyle ve hangi yöntemler kullanılarak nefret söyleminin üretildiği gibi istatistiki bilgilerin yanı sıra, örnek yazı ve haberlerin söylem analizleri yer almaktadır.

29 Mayıs 2012 Salı

BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi’nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri üzerine yaptığı açıklama şöyle:

“Sayın Başbakan,

Gazeteci meslektaşlarımızla ilgili olarak kullandığınız hakaret içerikli “akbabalar, tasmalarınızı çıkardık, uluslararası tasma taktınız” sözlerinizden dolayı sizi kınıyoruz. Bir basın meslek örgütü olarak “en sert ve en sarsıcı” açıklamaları bile “ifade özgürlüğü” kapmasında değerlendirmemize rağmen, sizin bu üslubunuz, açıkça “nefret söylemi” içermektedir. Uludere’de 34 yurttaşın katledilmesiyle ilgili gerçeklerin kamuoyunca öğrenilmesi amacıyla mesleki görevlerini yerine getiren basın emekçilerine yönelik bu “kin ve nefret” söylemi içeren açıklamalarınız, belki sizin “kindar eğitim” tıynetinize uygun düşebilir ancak “basın ve ifade özgürlüğü” kapsamında savunulması mümkün değildir.

Bir devlet adamına yakışmayan bu hakaretlerinizin dozunu son zamanlarda giderek artırmış durumdasınız. Bu, sizin, hatalarınızdan kaynaklanan endişe ve korku dolu ruh halinizin dışavurumu olsa gerek. Görevlerini yaptıkları için cezaevine konulan ve yargılanan meslektaşlarımızı “terörist” olarak suçladığınız yetmediği gibi şimdi de “uluslararası tasma” takmakla itham edebiliyorsunuz. Başta Anadolu Ajansı olmak üzere emrinizin altındaki medya kuruluşlarında çalışan basın emekçilerine yapılan mezalimi görmezden gelip, “varsın bir kısım medya bizimle olmasın” diyerek ayrımcılık yapmaya ve hedef göstermeye devam ediyorsunuz. Bütün bu hakaretlerinizin telafisi için özür dilemeniz bile yetersiz kalacaktır.

Haklarınız ve yetkileriniz sınırsız değildir. Yürütme organının başı olarak, yurttaşların özgürlük alanlarına şahsi keyfinize göre müdahale etmeye hakkınız yoktur. Hele onlara hakaret etme hakkına hiç sahip değilsiniz. Sizin bu devlet adamlığına yakışmayan tutumunuzdan dolayı ülkemizin ve halkımızın geleceği adına endişe duyuyoruz.

İcraatlarınızı eleştiren gazetecilere, yazarlara, sanatçılara, aydınlara, akademisyenlere, sendikacılara, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine karşı, bütün bir toplumu temsil ettiğinizi iddia ettiğiniz makamınızın ağırlığına uygun düşecek saygı ve tahammülü göstermeye sizi bir kez daha davet ediyoruz.”


TÜRKİYE
GAZETECİLER SENDİKASI

26 Nisan 2012 Perşembe

Aykut Işıklar hakkında suç duyurusu


Türkiye kamuoyunun vicdanına,


Müşteki: Soner Bahadır

Sanık: Bugün gazetesi yazarı Aykut Işıklar

Suç: Gıyabi hakaret ve nefret söylemi

İzahı: Aykut Işıklar, adı geçen gazetenin 23 Nisan 2012 Pazartesi tarihli nüshasının 2. sayfasında yayınlanan “Tanımak istemiyorlarsa ne yapalım?” başlıklı yazısında aşağıdaki ifadeleri kullanmıştır:

“Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşam kavgası veren gurbetçi kardeşlerimizi saymazsak bizi gazetelerinde okuyan, TV’lerinden izleyen, radyolarında dinleyen Avrupalı yok. Bu yüzden de yalan yanlış bilgiler ortada dolaşıyor, bizi onların ışığında tanıyorlar. Çünkü haber kaynakları hep satılmış kişiler. Kimisi Türk düşmanı bölücü Kürt, kimisi yüzyıl öncesinde kalmış Ermeni kimisi de hâlâ komünizmin canlanacağını, dünya işçilerinin tek bayrak altında toplanacağını hayal eden kişiler. Onlar için Türkiye hiç sevilmesin. Yıllarca ‘Siz, Kürtler’i neden kesiyorsunuz’ diye soranları biraz deşince, ardından bir gerçeği çıkardım. Ne yazık ki bu kişilerin çoğu gazeteciydi. Belli gazetelerde çalışanlar... Zaman zaman Başbakan Recep Tayyip Erdoğan(isim kalın harflerle yazılı), bu vatan düşmanı tiplere hak ettiklerini söylüyor ama bence az...”

Yukarıdaki ifadelerde bir kısım Kürt ve Ermeni’nin yanı sıra belli gazetede çalışan gazeteciler ve komünistler; satılmış, Türkiye’nin sevilmesini istemeyen ve vatan düşmanı olarak nitelenmiştir. Bu nitelemeler yoluyla bahsi geçen gruplara mensup kişilerin isimleri verilmeden, gıyaben hakaret edilerek kişilik hakları zedelenmiştir. Ayrıca bu gruplar hakkında, “belli bir kesimin kendine özgü özelliklerinden ötürü aşağılanması ve topluma hedef gösterilmesi” olarak tanımlanabilecek ve en büyük insanlık ayıplarından biri olan “nefret söylemi” geliştirilmiştir. Bu durum, son yıllarda basında da etkisini gösteren toplumsal kutuplaşma ortamında bahsi geçen kutuplaşmayı körüklemek, ülke huzurunu bozmak ve bir linç psikolojisi oluşturmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Talep: Yukarıda arz eden sebeplerden ötürü sanık Aykut Işıklar hakkında, sağduyulu bir değerlendirmenin yapılmasını; Türkiye kamuoyunun, gittikçe kaybolduğu düşünülen vicdanının halen yerinde olduğunu göstererek sanığı kendi vicdanlarında kınayarak mahkum etmesini saygı ile arz ve talep ederim. (26.04.2012)

Müşteki
Soner Bahadır