logo

açlık grevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
açlık grevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2013 Perşembe

Beyazıt'ta Hizbullah protestosu


Yurtsever Üniversite Gençliği, Hizbullah'ın üniversitelere yönelik saldırıları ve açlık grevinin 32. günü sebebiyle oturma eylemi düzenledi. Gençler, saldırıların barış müzakerelerini baltalama amaçlı olduğunu söyledi.

Eylem, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü önünde gerçekleşti. Öğrenciler, Ana Kampüs ve Edebiyat Fakültesi'nden iki ayrı kol halinde Kampüs kapısına yürüdü. Kampüs önünde gençler, "Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük", "Kürt halkına imha dayatılamaz", "Beyazıt isyandır, Dice'ye selamdır", "Devrimci tutsaklar ölümsüzdür", "Zindanlarda direnen yoldaşlara bin selam", "Faşist TC, Kürdistan'dan defol", "Dicle'den ODTÜ'ye direnene bin selam" sloganları atıldı.

Sloganların ardından gençler Türkçe ve Kürtçe bir basın açıklaması yaptı. Açıklamanın saldırılarla ilgili kısmında, "Dicle Üniversitesi'nde polis ve Hizbulkontra çetelerinin el ele vererek yurtsever, devrimci, demokrat öğrencilere yönelik saldırıları diğer üniversitelere de yayıldı. Bu saldırıların amacı basında afiş asma olarak kanse edilse de amaç sadece bu değildir. Asıl ama barış sürecini baltalamaktır. Diyarbakır nevrozunda barış iradesini gösteren Diyarbakır'da böyle bir saldırının yapılması oldukça düşündürüdür" ifadelerine yer verildi.

Akil İnsanlar'a çağrı

Açıklamanın Tekirdağ Cezaevi'nde yapılan açlık grevi ile ilgili bölümünde ise Akil İnsanlar'a çağrı yapılarak, "Tekirdağ Cezaevi'ndeki uygulamlara karşı tutsakların başlatmış olduğu açlık grevi bugün 32. gününde. Şayet devlet çözümde samimiyse bu uygulamaların bir an önce son bulması gerekir ve akil insanların cezaevindeki tutsakları ziyaret edip onların taleplerini dinlemesi gerekir" denildi.

Soner Bahadır

25 Kasım 2012 Pazar

Tak-Şak grevciliği ve devrimcilik

Cezaevlerinde başlatılan ve Öcalan’ın “tak” diye talimat vermesiyle “şak” diye sona eren açlık grevi, devrimci siyaset yöntemi açısından çok tartışmalı bir durumdur. Çünkü devrimci siyaset, kazanımını kendi gücüyle kazanmayı hedefler, başkasının kendisine bahşetmesini değil.

12 Eylül 2012 tarihinde, kendilerini devrimci olarak nitelendiren PKK ve KCK mensubu tutuklu ve hükümlü 64 kişinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesi ve anadille savunma ve eğitim yasağının kaldırılması istekleriyle başlattığı açlık grevi, Öcalan’ın 17 Kasım’da yaptığı çağrının ardından 18 Kasım’da sona erdirildi.

Süreç, eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Doğan Güreş’in kendi görev süresinde Başbakanlık görevini yürüten 28 Şubat sürecinin “anne”si Tansu Çiller ile olan ilişkisini anlattığı sözleri hatırlattı. Güreş, “Başbakan tak diye emreder, Ben de şak diye yaparım” demişti.

Açlık grevi, BDP ve bir takım sosyalist çevreler tarafından ciddi destek alırken önemli bir ajitasyon ve temel siyaset malzemesi haline getirilmişti. Öyle ki, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in “Bizim açımızdan süreç tıkandı. Şu an 360 kadar kişi kritik aşamayı yaşıyor, kritik süreyi aştılar. Milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla, cezaevlerindekiler dahil bütün arkadaşlarımız süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeyiz” sözleri 18 Kasım tarihli soL Gazetesi’nin özel söyleşisinde yer alıyordu.

Öcalan’ın, bu söyleşinin yayınlanmasından önceki gün yaptığı çağrı üzerine grevin sona ermesiyse, 19 Aralık sayılı soL Gazetesi’nin manşetini oluşturuyordu. Öcalan’ın ç ağrısını duyana kadar açlık grevinin “dışarı”daki bayraktarlığını yürüten BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise, çağrının geldiği akşam Twitter hesabından çağrıya destek verdikleri açıklamasında bulundu.

“Ölürüm bak!” tehdidi

Tuncel, aynı söyleşide destek verdiği açlık grevlerini “Bu ciddi bir mesele. Süresiz-dönüşümsüz açlık grevine gidiyorsunuz. Bunun sonunda ölüm de olabilir” diye tanımlarken aynı cümlenin hemen arkasından “Biz şöyle bir şey yapmıyoruz: İntihar ya da mücadeleden vazgeçmek, herşey bitti değil. Bunu mücadelenin bir parçası olarak değerlendiriyoruz” diyordu.

Tuncel nezlinde, açlık grevine katılan ve destek veren herkese soruyorum: Kullanmayı çok sevdiğiniz ifadeyle, toplu bir biçimde “bedenlerinizi ölüme yatırma”nın neresi mücadelecilik, neresi devrimciliktir? Açlık grevi yaparak herhangi bir talepte bulunmak, “İstediğimi verin yoksa ölürüm bak!” diye tehdit etmekten başka bir şey değildir. Tuncel’in reddettiğinin aksine, kazanım için mücadele etmekten vazgeçip, kazanımı tehditle karşısındakinin bahşetmesini beklemektir.

30 yıldır çeşitli talepler doğrultusunda silahlı mücadele veren ve sürekli ölümler yaşayan bir siyasi hareketin ise, nasıl böyle bir strateji ve beklenti içerisine girdiğini anlayamıyorum.

Devrimci mücadelenin sürmesi, mücadelecilerin güçlü olmasını gerektirmektedir. Aç kalan, hatta ölüm döşeğine gelen bir kitle devrimci bir mücadele gösteremez. Açlığı yöntem olarak gören bir devrimci mücadele olamaz.

Soner Bahadır

4 Kasım 2012 Pazar

Aksaray'da gergin dakikalar

BDP'nin açlık grevi hakkında yapmak istediği basın açıklamasına polis biber gazıyla müdahale edince göstericilerle polis arasında çatışma çıktı. Yurttaşlar hem BDP'lilere hem de polise tepki gösterdi.


Barış ve Demokrasi Partisi, Milletvekilleri Aysel Tuğluk, Abdullah Levent Tüzel, Sebahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder’in de katılımıyla Aksaray Metro Durağı’nın önünde cezaevlerindeki açlık grevleriyle ilgili bir basın açıklaması yapmak istedi. Çevik Kuvvet, Özel Tim ve Trafik Polisi’nden oluşan emniyet güçleri, Metro Durağı’nı barikatlarla çevirdi. Basın açıklamasına izin verilmezken, milletvekillerinin de içinde bulunduğu gruba biber gazı atılması sonucunda göstericiler ara sokaklara kaçtı. Aysel Tuğluk, polis müdahalesine tepki gösterdi ve polis ekipleriyle tartıştı.

Göstericilerle polis arasındaki kovalamaca Metro Durağı, Ziraat Bankası Aksaray Şubesi ve Fındıkzade arasındaki bölgeye yayıldı. Kovalamaca sırasında göstericiler, Yusufpaşa Tramvay Durağı’nın cam korkuluklarını kırarken, çöp bidonlarını da devirdi. Kovalamaca sırasında polis sık sık göstericilere dağılmaları, aksi halde müdahale edecekleri uyarısında bulundu. Uyarı üzerine göstericiler Samatya Sahili’ne doğru giderek dağıldılar. 

Geniş güvenlik önlemleri

Basın açıklamasının yapılacağı Aksaray semtinde polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı gözlendi. Açıklama öncesi Ziraat Bankası Aksaray Şubesi önü, Yusufpaşa Tramvay Durağı'ndan Aksaray Metro Durağı'na giden sokağın girişi ve Adnan Menderes Bulvarı; panzerler, toplumsal olaylara müdahale araçları(toma) ve polis barikatlarıyla çevrildi. 

İki tarafa da tepki vardı

Yaşanan olaylara yurttaşlar tepki gösterdi. Yurttaşların bir kısmı BDP’yi ülkeyi karıştırmakla suçlarken, bir kısım yurttaş da polisin sert müdahalesini eleştirerek sivil insanların gazdan yoğun etkilenişini eleştirdi. 

Soner Bahadır