logo

Yurt Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yurt Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2013 Cumartesi

"Bağımsız Dergisi" Ne kadar Bağımsız?

Bağımsız Dergisi, "Bağımsız haberler, cesur eleştiriler ve analizler Bağımsız da yazılır ve okunur" sloganı ile 25 Ocak 2013 günü yurt yayın grubu bünyesinnde yayın hayatına başladı. Peki ama haber-yorum dergisi formatında haftalık periyotlar ile çıkan Bağımsız Dergisi ne kadar Özgün, ne kadar bağımsız ?

Yayın Kurulu "Bağımsız" değil !

İmtiyaz sahipliği Cumhuriyet Halk Partisi Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat' da olan Bağımsız Dergisinin Genel Yayın Yönetmenliği Merdan Yanardağ üstlenmiş.Genel Müdür Ezgi Seda Özbolat, Mali İşler Koordinatörü Suat Yorgancı, Hukuk Danışmanı Av. Salim Baki, Reklam Koordinatörü Gürsel Kaya, Genel koordinatör Tekin Cebeci, Yazı İşleri Müdürü Ahmet Ravalı, Ege Bölge Temsilcisi İdris Akyüz, Ankara Temsilicisi İsmet Demirdöğen ve Yurt Dışı Temsilciliği ise Yılmaz Polat üstlenmiş. Ancak gelin görün ki bu künye pek de yabancı olduğumuz yeni bir künye değil. Derginin yönetim kadorsundaki bu isimler hiç şüphe yok ki direkt akıllara 29 Ocak 2012'de yayın hayatına yaygın süreli günlük gazete formatında  çıkan Yurt Gazetesi'ni getirdi. "Bağımsız"da,  Yazı işleri Müdürler İnci Hekimoğlu ve Esin Dalay, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve Yazı İşlerinde Çağlar Tekin - Gökçe Aytekin dışında tüm kadro ki buna Görse Yönetmen Süleyman Perol'da dahil olmak üzere yayın künyesi aynı. Yani ilk tespitimiz şu oluyor ki: Derginin yayın kurulun "BAĞIMSIZ" bir kurul değil. Yurt Yayın grubuna doğrudan bağımlı bir Dergi. (Künye örnekleri metinin en altındadır)

Yayın içerikleri "BAĞIMSIZ" değil !

Yayın kurulu künyesini bir tarafa bakıp yayın içeriklerine baktığımız zaman yine karşımıza Yurt Gazetesi kadrosu çıkıyor. Ki bu isimler; Merdan Yanardağ, Kerem Çalışkan, Çağlar Tekin, Ömer Ödemiş, Şükrü Sine Gürel, Mehmet Ömür, Ali Şimşek ve Hakan Gülseven. Zaten Yurt Gazetesinin bu kadrosu ile neredeyse 64 sayfanın 3/2'lik kapasitesi dolmuş oluyor. Haber- yorum yazılarında ağırlıklı olarak Yurt Gazetesinde yine alışılagelen "Ulusalcı-Kemalist" söylemler dikkat çekiyor. Böylece 2. tespitim: yayın içeriklerinin de "BAĞIMSIZ"  olmadığı yönünde...

Bilenleriniz bilir bundan iki sene öncesine dek "Aydınlık Dergisi" var idi. 1921'de yayın hayatına Şefik Hüsnü ile 1921 yılında yayın hayatına başlamıştı.1978 yılında gazete olarak yayın hayatına devam eden Aydınlık, sonrasında  uzunca bir süre yine dergi formatında haftalık haber-yorum formatına devam ettikten sonra 1 Mart 2011 tekrar günlük gazeteye dönüştü (Dergi örneği metinlerin en altında mevcuttur). Geçen salı Bağımsız Dergisi'ni  satın alı sayfalarını karıştırdığımda gördüm ki esasında ismi kadar bağımsız bir yayın değilmiş. Özgün ve yeni bir yayından ziyade sanki 2 sene önceki Aydınlık Dergisi'ni okuyormuşum gibi hissettim. Ki mizanpaj (sayfa tasarımı), yazım üslubu, haber imzaları ve fotoğraf konumları tıpkı Şefik Hüsnü'nün yayınını profili oluşturdu zihnimde.

Bağımlı Dergisi

Yukarıda yaptığım karşılaştırmalarda da olduğu üzere Bağımsız Dergisi doğrudan hem nicelik benzerliğinden hemde nitelik benzerliğinden Yurt Gazetesine doğrudan doğruya BAĞIMLI dır. Tabi her ne kadar gerek nitelik gerekse nicelik olarak özgün bir yayın olmasa da böylesi bir yayın organına ihtiyacımız vardı. Çünkü birazda Merdan ağabeyin deyimi ile  basının her geçen gün daha fazla iktidarın kontrolüne girdiği, cemaat gazeteciliğinin bir ahtapot gibi ülkeyi sardığı, kendisine "merkez medya" adını veren gazete ve televizyonların gerçekleri yazmaktan ve sorgulamaktan hızla uzaklaştığı bir dönemde bu dergi yeni bir soluk getirebilir. Bunu zamanla yaşayıp göreceğiz. Umarım uzun soluklu bir dergi olurlar.

Bağımsız Dergisi Künyesi

Yurt Gazetesi Künyesi

Aydınlık Dergisi örneği



Analiz ve araştırma: Gökhan ÇELİK 

2 Ekim 2012 Salı

İleri demokratik ambargo!


AKP  4. Olağan Kongresi’nde 8 gazeteye akreditasyon ambargosu uygulaması, iktidarın “ileri demokrasi”sinin ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. Bu uygulama, Başbakan’ın “usta gazeteci” olarak nitelediği Nazlı Ilıcak’ı bile isyan ettirdi.

Kongreye, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Aydınlık, BirGün, Cumhuriyet, Evrensel, Özgür Gündem, Yeniçağ, soL ve Sözcü gazeteleri ile Ulusal Kanal televizyonuna akreditasyon ambargosu uygulandı ve bu kurumların kongreyi takip etmelerine izin verilmedi. Erdoğan konuyla ilgili olarak "Bize sürekli olarak hakaret eden, her türlü saygısızlığı sürekli olarak gösterenleri, ben de kendi özel böyle bir günümüze davet etmek zorunda değilim. O medya bize her gün küfür yağdırdığında ona haddini bildirmek de bizim cevabımızdır. O gün salonda olan medyadan bize saldıran yok muydu? Vardı. Biz üç beşine böyle bir tavır uyguladık" açıklamasında bulundu.

İktidarın kayıtsız şartsız destekçisi Sabah Gazetesi Yazarı Nazlı Ilıcak bile bu uygulamayı "6 gazete (Cumhuriyet, Birgün, Yeni Çağ, Evrensel, Sözcü, Aydınlık) Kongre'ye akredite edilmemişti. Hem "% 1'in dahi hakkını koruyacağım" diyeceksiniz; hem her türlü ayrımcılığa karşı çıktığınızı defalarca vurgulayacaksınız; hem de ‘Ulu Çınar’ın gölgesinde bu gazetelere yer vermeyeceksiniz" yazarak eleştirdi. Her ne kadar, dün yayın hayatına başlayan soL gazetesi ve Özgür Gündem atlansa da bu eleştiriye katılmamak elde değil.

Bu listede, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın sahibi olduğu Yurt yer almıyordu. Fakat, Yurt gazetesi, internet sitesinden yaptığı açıklama ile onurlu bir davranış sergiledi. Gazete, “Gazetemiz YURT, akredite olduğu halde bu tutumu protesto için kongreyi izlememe kararı aldı” açıklaması yaptı.

Bu ambargoda dikkat çeken bir unsur da ülkücü camianın iki yaygın yayın organından biri olan Yeniçağ ambargo mağduru olurken, ülkücülerin diğer yayın organı olan Ortadoğu’ya herhangi bir ambargo uygulanmaması. Bu durumdan Ortadoğu gazetesi çevresinin “yandaş ülkücü” olduğu sonucunu mu çıkarmalıyız?

Bütün bunların ötesinde bu durumdaki en büyük garabet, Başbakan Erdoğan’ın kongrelerini “kendi özel günü” olarak tanımlaması. Demokratik rejimlerde bir siyasi partinin, hele de tek başına hükümet olan bir partinin kongresi asla kimsenin özel günü değildir. Bütün kamuoyuna açıktır, isteyen herkes girebilir, özellikle isteyen bütün basın mensupları girebilir. Bu uygulama, ileri demokrasi için bir kimlik tespiti niteliğindedir. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in yaptığı “Kürsü konuşmaları nasılsa televizyondan yayınlanacak” açıklaması ise tam bir “özrü kabahatinden büyük” vak’ası!

Soner Bahadır