logo

Erkan Baş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erkan Baş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2016 Çarşamba

Erkan Baş: Erdoğan, ABD'den hilafet mührünü almaya çalışıyor

HTKP Genel Başkanı Erkan Baş, Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'den hilafet mührünü almaya çalıştığını söyledi. Erkan Baş, AKP devrilmediği sürece Türkiye'nin hiçbir sorununun çözülemeyeceğini ve AKP'nin devrilmesinin tek yolunun cumhuriyetçiler ve Kürt emekçilerinin yan yana gelmesi olduğunu söyledi.

SONER BAHADIR

Halkın Türkiye Komünist Partisi(HTKP) Genel Başkanı Erkan Baş, Hayat TV'de Arif Koşar'ın moderatörlüğünü yaptığı “Ne yapmalı nasıl yapmalı?” programına konuk oldu. Erkan Baş programda; İleri Haber Genel Yayın Yönetmeni Can Soyer, BirGün Politika Editörü Uğur Koç ve Hayat TV Politika Editörü Cem Şimşek'in sorularını yanıtladı.

Erkan Baş, Suriye'deki savaşa yönelik olarak Suriye halkının savunması olmasaydı, Rusya ve İran'ın Suriye halkına destek vermeyeceğini ifade ederek, Suriye halkının direnişinin ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi(BOP)'ni bozduğunu belirtti. AKP'nin, Büyük Ortadoğu Projesi'ni Türkiye'de “Yeni Osmanlıcılık” olarak yansıttığını belirten Erkan Baş, BOP'un sorun yaşamaya başlamasıyla birlikte AKP'nin de sorun yaşamaya başladığını ifade etti.

“TÜRKİYE'DE IŞİD İKTİDARI VAR”

Erkan Baş, Türkiye'de IŞİD iktidarının olduğunu söyledi. Baş, “Türkiye'de halkın özgür seçimiyle belirlediği bir iktidar yok. İktidara her türlü savaş, baskı ve zorla el koymuş bir yapı var. Türkiye'de bir IŞİD iktidarı var. IŞİD'lileri alın hamama götürün, tıraş edin, Türkiye'ye bakan yapın, ortaya çıkacak görüntü budur” dedi.

“1 KASIM SEÇİMLERİ KAZLIÇEŞME MİTİNGİ'NE BENZİYOR”

Erkan Baş 1 Kasım seçimleri sonucunu, Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Haziran Direnişi sırasında Taksim'in direnişçilerin kontrolünde olduğu dönemde Kazlıçeşme'de yaptığı mitinge benzetti. Baş, “2007 yılında Cumhuriyet Mitingleri ile birlikte bu iktidara kitlesel bir tepki vardı. O dönem, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçildiği bir seçim yaşandı. Ama o dönemde önemli kitlesel tepkiler de vardı. 2009'da TEKEL direnişi yaşandı. Ya da çok uzağa gitmeyelim. 2 buçuk yıl önce Haziran Direnişi'nin yaşandığı günlerde Taksim'de büyük bir miting yapmıştık. Aynı dönemde Tayyip Erdoğan da Kazlıçeşme'de bizimki kadar büyük olmasa da önemli bir kitleyi konsolide eden bir miting yapmıştı. 7 Haziran'da biz Taksim'de miting yaptık; 1 Kasım'da Tayyip Erdoğan, Kazlıçeşme Mitingi gibi bir yanıt verdi” şeklinde konuştu.

“AKP; SIRADAN BİR PARTİ DEĞİL, BİR ÇETEDİR”

Erkan Baş, AKP'nin alışılagelmiş bir sermaye sınıfı partisi değil, Türkiye'yi bir noktaya götüren bir çete olduğunu söyledi. Baş konuyla ilgili görüşlerini, “Tayyip Erdoğan, bir düzeyde tabii ki emperyalizmin piyonu. Ara sıra ufak çelişmeler yaşansa da ABD emperyalizmi ile farklı noktalara çıkabilecek bir parti değil. Ama AKP, basit bir sermaye partisinin üstlenebileceğinden fazlasını üstlendi. Karşımızda belli bir ajandası olan bir çete var. Bu çete belli bir ajandayla Türkiye'yi bir yerlere götürüyor. Bunu görmemiz lazım. Bu önemli bir durum” ifadeleriyle dile getirdi.

“LAİKLİK, KAZANILMASI GEREKEN BİR MEVZİ”

Erkan Baş, Türkiye'de laikliğin yeniden kazanılması gereken bir mevzi olduğunu belirtti. Baş, “Türkiye, geçmişte devrimciler için kağıt üzerinde de olsa laik bir ülkeydi. Bugün Türkiye'nin laik olduğunu kim söyleyebilir? Bir zamanlar laik ülkede türbanlı memur mu olur diye tartışıyorduk. Bugün biz laik bir ülkeyiz, hepimiz türban takmak zorunda değiliz diye tartışıyoruz. Bu yüzden laikliğin, kazanılması gereken bir mevzi olduğunu düşünüyoruz aynı zamanda. Bu açık bir rejim değişikliğidir. AKP/Saray Rejimi dediğimiz bu” ifadelerini kullandı.

“AKP, TASMASI OLDUĞU İÇİN TASALI”

Erkan Baş, AKP'nin ABD'nin Ortadoğu'daki çıkarları için fazla ön plana çıktığını, ABD'nin geriye çekilmesinden dolayı sıkıntı yaşadığını ifade etti. Erkan Baş şunları söyledi: “AKP, ABD'nin bölgeyi düzenleme projesinin ürünü bir partidir. AKP, ABD'nin projesini en iyi yapacak aktör olarak kendini öne attı. AKP, bugün tasması olduğu için tasalı. Sizin tasmanızı elinde tutan geri çekilirse o tasma boğazınızı sıkar.

“HİLAFET MÜHRÜ ABD'NİN ELİNDE”

Erkan Baş, AKP'nin Kürt halkına yönelik savaş politikalarının toptan bir Kürt alerjisi içermediğini, AKP'nin Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile daha sıcak, Suriye'nin kuzeyinde IŞİD ile savaşan PYD'ye karşı ise düşmanca bir siyaset izlediğini hatırlattı.

Konuşmasının çeşitli noktalarında AKP'nin iç siyasetle dış siyasetin kesiştiği noktalardan hareket ettiğini vurgulayan Erkan Baş, son dönemlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin Türkiye'yi Suriye'de bir savaşa sokabileceği ihtimali sorulmasının üzerine ise, “Bir deyim vardır delidir ne yapsa yeridir diye. Ben bu soruya böyle yanıt vermek istiyorum. Tayyip Erdoğan hakkında 1. Dünya Savaşı'ndaki Enver Paşa benzetmesi var ya. Hakikaten gerçekliği okuyamıyor. Kendini halife olarak görüyor ama mührün ABD'de olduğunun farkında. ABD'nin mührünü alabilecek tek kişi olduğunu düşünüyor ve dış siyasette ABD'yi mührünü almaya ikna etmeye çabalıyor” yanıtını verdi.

“TÜRKLER VE KÜRTLER YAN YANA GELMEDEN AKP'Yİ YENEMEYİZ”

Erkan Baş, Türkiye'nin AKP iktidarını devirebilmesini yolunun cumhuriyetçi çevrelerle Kürt yoksullarının yan yana ortak düşmana karşı hareket etmesi olduğunu ifade etti. Erkan Baş, “AKP ne zaman bir tepkiyle karşılaşsa Kürt halkına savaş açıyor. İnsanlar açken sen bunu vatanın için yapıyorsun diyerek insanları geçici bir süre ikna edebilirsin ama bu savaşın etkisi ülkenin tamamını etkilemeye başladığı zaman bunun altından kalkamazsın” şeklinde konuştu.

Gezi Parkı eylemleri sürdüğü dönemlerde “Kürtler nerede?” sorusunun sorulmasının hatırlatılması üzerine Erkan Baş; bu sorunun haklı bir soru olduğunu, fakat aynı sorunun bugün de Kürt illerinden Türkiye'nin batısındaki halklar için sorulduğunu belirtti. Erkan Baş çözüm önerisini ise şöyle açıkladı: “Orta düşmana karşı hareket ettiğimizde kardeşliğimizi de kazanıyoruz. Kürt siyasetine ilişkin Gezi sürecinde 'Kürtler nerede?' diye soruldu. Bu sorunun kısmi haklılık payı da var ki kendileri de kabul ettiler. Kürt emekçileri ve yoksulları da bir savaşa maruz kaldıklarına aynısını soruyor. Demek ki Türk emekçileri ve Kürt emekçileri yan yana gelmeden bu iktidarı yenemeyeceğimiz ortaya çıkıyor.

“ÖZERKLİĞİ TARTIŞABİLECEĞİM ORTAMI ARIYORUM”

Erkan Baş, Kürt Sorunu'nda gündeme gelen özerklik tartışmalarına da değindi. Erkan Baş, kendilerinin özerklik konusuna sınıfsal ve üretim araçlarının mülkiyeti açısından baktıklarını belirtti. Baş, bu noktada özerkliğin bölgesel asgari ücret gibi adaletsizliklere sebep olabileceği ve sermaye sınıfının daha rahat hareket etmesine sebebiyet verebileceği uyarısında bulundu.

Erkan Baş, bu değerlendirmelerinin ardından ise henüz Türkiye'de özerkliğin tartışılabildiği bir ortamın olmadığını dile getirerek, “Bugün ölen 7 günlük insanlar var. Umarım yakın bir gelecekte bir barış ortamı sağlanır da bu tartışmayı yapabiliriz” dedi.

Erkan Baş bu konu hakkında, Türk ve Kürt emekçilerinin eşit haklara sahip ortaklığını hedeflediklerini ve bu noktada Kürt halkına herhangi bir dayatmanın yapılmasını kabul etmeyeceklerini ifade etti.

BİRLEŞİK HAZİRAN HAREKETİ VE CERATTEPE


Aynı zamanda Birleşik Haziran Hareketi(HAZİRAN) Türkiye Yürütmesi Üyesi olan Erkan Baş, programın sonunda HAZİRAN ile ilgili de konuştu. Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi kararını tanımadığını ifade eden sözlerini hatırlatan Baş, “Türkiye Cumhuriyeti protokolünün 1 numarası Anayasa Mahkemesi kararını tanımıyorum dediği andan itibaren halka da bu hak doğuyor. Cerattepe'de hukuki süreç bitene kadar dokunulmayacak dendi. Eğer o hukuki süreç, Cerattepe halkının taleplerini yansıtmazsa o kararı tanımama hakkı doğmuştur. Burada fiili mücadele gerekliliği ortaya çıkar. Birleşik Haziran Hareketi, yerel meclisleriyle bu mücadelenin aracı olmaya çalışacak” şeklinde konuştu.

19 Kasım 2015 Perşembe

Solda Haziran Direnişi krizi: Onunla da olmuyor, onsuz da!

Türkiye'de bir kısım sosyalistler, Haziran Direnişi ile etkileşime girip, oradaki enerjiyi yükselterek yönlendiremeyince, kendi beceriksizliklerini örtmek için Haziran Direnişi'ni bitirme telaşına giriştiler. Fakat Haziran sonrası Türkiye'de Haziran Direnişi olmadan hareket etmenin olanaksızlığını fark etmeleri de uzun sürmedi.

Türkiye Komünist Hareketi(TKH)'nin yayın yaptığı Gazete Manifesto isimli internet sitesinde, 16 Kasım tarihinde "Solun 1 Kasım imtihanı: Çöken tezler"(1) başlığıyla bir yazı yayınlandı. Yazının amacı açıkça, yazın gerçekleştirilen Halkın Türkiye Komünist Partisi(HTKP) Kongresi'nde yaşadıkları hezimetten duydukları ve halen sıcak bir şekilde hissettikleri acıyı hafifletmekti.

Fakat, HTKP Kongresi'nde hezimete uğramalarına neden olan Türkiye solundaki "her şeyi ben bilirim", "tek devrimci benim" diyen ve sistemle kavga etmek yerine sosyalistleri "terbiye etmeye" odaklı  hastalıklı kafayı sürdürdükleri için bu konuda pek başarılı olamadılar.  Çünkü Türkiye'de, "Haziran Direnişi bir başlangıç noktası alınamaz", "Haziran Direnişi bitmiştir", "Halk faktörü devrede değildir" ve "toplumsal dinamikler yoktur" diyerek siyasette yol alamazsınız.

Bu arkadaşların baktığı "mercek"ten bakınca yukarıda sayılan iddialar görülebilir. Çünkü TKH'nin öncü kadroları; Türkiye'nin siyasi alışkanlıklarını değiştirmiş olan Haziran Direnişi ile, kendi alışkanlıklarını değiştiremedikleri için sağlıklı ilişki kurup Haziran Direnişi ile birlikte hareket edemediler. Bu yüzden uzanamadığı ciğere "mındar" diyen kedi edasıyla Haziran Direnişi'nin yarattığı halk faktörünü yok etmeye çalışarak tarihi geri akıtmaya ve kendi alışkanlıklarını sürdürebilecekleri bir Türkiye yaratmaya çalışıyorlar.

Şaşırmadık: Çünkü HTKP'yi kuran kadrolar, Türkiye Komünist Partisi(TKP)'nde 2014 yılı yazında başlayan tartışmanın sadece TKP'nin bir iç tartışması değil; tüm solda Haziran Direnişi'nden ders çıkaran arayışçılarla, Haziran Direnişi hiç yaşanmamış gibi hareket etmek isteyen statükocular arasındaki tartışma olduğunu söylüyorlar.

Yani HTKP, statükoculara karşı mücadelede şerbetlidir. Ayrıca bu tartışmalarda 2014 yazında hangi konuda ne diyorsa, bugün de aynı konularda aynı şeyleri söylüyor!

YANLIŞ HESAP HAZİRAN'DAN DÖNER!

Fakat arkadaşlarımız hatalı tespit ve siyaset yapma tarzlarından çabuk vazgeçtiler. Yine aynı sitede 18 Kasım tarihinde yayınlanan, "Safları sıklaştırma zamanı"(2) başlıklı yazı, bir önceki yazıdaki tahlilleri yerle bir eder cinstendi. Ama siyaset, hele de devrimci siyaset; 2 gün önce söylediğini bugün reddederek yapılmaz.

O yüzden arkadaşlarımızın karar vermesi gereken bazı noktalar var:

1)"Seçimler önemsiz, önemli olan işçi sınıfının örgütlenmesi" mi, yoksa Türkiye solunda ortaya atılan 11 tezin aynı anda çöktüğünü gösterebilecek önemde bir gösterge midir? Yoksa 11 tezin aynı anda çöktüğünü gösterebilecek bir gösterge aslında o kadar da önemli değil midir? Eğer öyleyse neden böyle bir yazıyla bize akıl dağıtmaya çalışıyorsunuz?

2)Haziran Direnişi bir başlangıç noktası olarak alınamaz, Haziran Direnişi bitti, halk faktörü devrede değil ve toplumsal dinamik diye bir şey yok mudur; yoksa "Haziran Direnişi büyük bir deneyim olarak topraklarımızın ilerici hanesine atılan büyük bir çentiktir. Bugün İkinci Cumhuriyet adını verdiğimiz AKP’yle temsil edilen rejimine atılan bu çentiğin silineceğini düşünenler büyük bir yanılgı içindedir" mi?

3)AKP rejiminin krizde(3) olmadığını belirtip, "İkinci Cumhuriyet ister  AKP’li ister AKP’siz yeni bir yapılanmaya girecekti. Seçimler, sermaye düzeninde bunun nasıl olacağına karar vermiştir" deyip ardından da ekonomik krizin varlığını kabul ettiniz. Peki, "AKP kurmaylarının ve kalemşörlerinin sürekli olarak 'AKP’ye oy vermeyen kesimlere şirin görünme çabaları' tam da bu korkudan dolayıdır. Önümüzdeki dönemde AKP tarafından, bir demokrasicilik oyunu sahneye konacak" olması iddianız, daha önce tüm toplumsal kesimlere savaş açan AKP'nin politik kriz içerisinde olduğunun göstergesi değil midir? AKP politik krizde değilse kutuplaştırma siyasetini neden sürdürmüyor?(4)

HDP'YLE İLİŞKİMİZ

HTKP Genel Başkanı Erkan Baş, HDP'ye oy verme gerekçemizi, "Sözünü ettiğimiz tutum, HDP’nin siyasal, ideolojik veya programatik hattını bir bütün olarak sahiplenmek ve desteklemek anlamına gelmiyor. Hatta aksine sözünü ettiğimiz net tutumu esas belirginleştiren yan, 'HDP’li değiliz ama HDP’ye oy vereceğiz' biçiminde özetlenebilecek bir tutumu alabilmektir. Hatta gerekiyorsa, açıkça ve ayrıntılı biçimde HDP’ye dönük eleştirilerimizi ortaya koyarak HDP’ye oy vermek de diyebiliriz."(5) ifadeleriyle açıklamıştı.

Bu ifadelerin anlamı gayet açıktı ama kasten anlamak istemeyen arkadaşların yaygaralarına karşı ben de bu sözlerin anlamını daha önce buradan açıklamıştım(6). Aynı yazı, TKH ile aramızdaki politik tartışmayı merak eden okurlarımız açısından da faydalı olacaktır.

HDP'nin Celal Doğan ve Dengir Mir Mehmet Fırat'ın "Başkanlık sistemi tartışılabilir" sözlerinin ardından AKP ile Başkanlık Sistemi için anlaştığı ve "2.Cumhuriyet restorasyonunda görev alacağı" iddialarına ise HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, "Kendimin başkan olacağını bilsem AKP'nin önerdiği sisteme karşıyız" sözleri yeterli yanıtı oluşturmaktadır.

Arkadaşlarımıza son olarak, Şarkıcı Tarkan'ın eski bir şarkısını armağan ederek, "Akıl verme, vereceksen huzur ver" diyorum!



(1)"Solun 1 Kasım imtihanı: Çöken tezler", Gazete Manifesto, 16 Kasım 2015, http://gazetemanifesto.com/2015/11/16/solun-1-kasim-imtihani-coken-tezler/

(2)"Safları sıklaştırma zamanı", Gazete Manifesto, 18 Kasım 2015, http://gazetemanifesto.com/2015/11/18/saflari-siklastirma-zamani/

(3)Arkadaşların iddia ettiği gibi biz AKP rejiminin "çöküşte" olduğunu söylemedik, "krizde" olduğunu söyledik. Bu krizlerin de "kendiliğinden" bir çöküşe sebep olacağını söylemedik, tam tersine krizleri derinleştirici öncü müdahalelerle bir devrimci yığınak yapılması gerektiğini söyledik.

(4)Ayrıca baknız: Soner Bahadır, "Ali Koç komünist olursa!", 15 Kasım 2015, http://serbestats.blogspot.com.tr/2015/11/ali-koc-komunist-olursa.html

(5)Erkan Baş, "1 Kasım üç görev", İleri Haber, 19 Eylül 2015, http://ilerihaber.org/yazarlar/erkan-bas/1-kasim-uc-gorev/1535/

(6)Soner Bahadır, "Bozguncu komünistler ya da 'Ne Yapmamalıcılar' ", 23 Eylül 2015, http://serbestats.blogspot.com.tr/2015/09/bozguncu-komunistler-ya-da-ne_87.html

Soner Bahadır

27 Eylül 2015 Pazar

Birleşik HAZİRAN: Fiili rejimi fiili örgütlülüğümüzle yıkacağız!

Fotoğraf: Süha Küçük/İleri Haber
HAZİRAN Türkiye Yürütmesi Üyesi Erkan Baş, 1 Kasım seçimleri için, "Fiili rejim yaratmak isterlerse fiili örgütlülüğümüzle yıkacağız" dedi.

SONER BAHADIR

Birleşik HAZİRAN Hareketi(HAZİRAN) Okmeydanı Meclisi, AKP'nin savaş ve baskı politikalarına karşı Sibel Yalçın Direniş Parkı'nda bir etkinlik düzenledi.


ERKAN BAŞ: YARALI BİR HAYVANIN SALDIRGANLIĞI VAR

HAZİRAN Yürütme Kurulu Üyesi Erkan Baş, "Karşımızda güçlü bir diktatörün bir halkı ezme çabası değil, yaralı bir hayvanın korkuyla saldırısı vardır. Bize düşen Saray'da tek başına kalan diktatörü kulağından tutup devirmektir" dedi.

Erkan Baş, Rojava'da IŞİD'e karşı savaşırken hayatını kaybeden Aziz Güner'in yaptığı gibi dünyanın neresinde ezilenler zulüm görüyorsa o zulme karşı verilen mücadelenin yoldaşı olmak gerektiğini vurguladı.

Baş, "Biz AKP'nin seçimi kaybettikten sonra pılını pırtını toplayıp gitmeyeceğini biliyoruz. Ama biz AKP'yi sandıkta da yenmenin önemini biliyoruz. Seçim yaptırmayıp fiili yönetim mi yaratmak istiyorlar? Fiili örgütlülüğümüzle yıkacağız! Seçim yapıp hırsızlık mı yapmak istiyorlar, fiili örgütlülüğümüzle engelleyeceğiz. Seçim yapıp sonuçlarını mı yok sayıyorlar, fiili örgütlülüğümüzle seçim sonuçlarına boyun eğdireceğiz" dedi.

ALPER TAŞ: VATAN SOL OLSUN!

Birleşik HAZİRAN Hareketi Türkiye Yürütmesi Üyesi Alper Taş ise, " Vatan sağolsun diye diye gencecik fidanlarımız toprağa düştü. Bu yüzden diyoruz ki vatan sağ olmasın, vatan sol olsun" dedi.

Alper Taş, "Demokratik özerklik, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının ülkemizdeki yansımış halidir. Fakat demokratik özerklik, silahla elde edilemez. Bunun için devrimci halk savaşına gerek yoktur. Biz silahların susmasını istiyoruz. Demokratik özerkliği demokratik bir şekilde tartışmalı ve kurmalıyız. Vatan sağolsun diyerek gencecik fidanlarımız toprağa düşüyor. Bu yüzden diyoruz ki vatan sağ olmasın, Vatan sol olsun!" ifadelerini kullandı.

FİLİZ KERESTECİOĞLU: O BARIŞ BU ÜLKEYE GELECEK! 

HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da aynı etkinlikte, "O barış bu ülkeye gelecek" dedi.

Filiz Kerestecioğlu, "Kürt sorununa demokratik yollardan çözüm arayan Partimiz'i bir suç örgütü gibi göstermeye çalıştılar. Biz ise asıl suç örgütüne karşı demokratik siyaset yapmanın yolunu aradık. Şimdi ısrarla söylüyoruz: O barış bu ülkeye gelecek!" ifadelerini kullandı. 

Etkinlikte Erdal Bayrakoğlu, Adalılar ve Tolga Sağ da sahne alarak şarkılarını seslendirdi. 

14 Eylül 2015 Pazartesi

Birleşik HAZİRAN Hareketi gözüyle Cizre

HAZİRAN Türkiye Yürütmesi Üyesi Erkan Baş, Cizre ziyareti sırasında “Kürt yoksullarının barış elinin havada kalmamaması çok önemli. Güçlü bir Barış-Kardeşlik inisiyatifi geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

Birleşik HAZİRAN Hareketi(HAZİRAN) Türkiye Yürütmesi üyelerinden oluşan Şırnak'ın Cizre ilçesinde yaptıkları gözlemleri Twitter üzerinden paylaştı.

Erkan Baş, madddeler halinde gözlemlerini ve çözüm önerilerini paylaştı. Baş'ın mesajları şu şekilde:

Cizre'de gördüklerimizi anlatmak gerçekten hiç kolay değil. Sadece bir kaç noktayı vurgulamak istiyorum.

1- Cizre'yi görmeyen Filistin-Kobane benzetmelerini abartılı bulabilir ama özellikle Nur ve Cudi Mah. açık bir devlet terörü yaşanmış.

2-Halk, örgütlü davranarak ağır saldırılara karşı önemli bir direnişle, örgütlü-birleşik bir halkın yenilmeyeceğini bir kez daha göstermiş

3-Kürt yoksullarının barış elinin havada kalmamaması çok önemli. Güçlü bir Barış-Kardeşlik inisiyatifi geliştirmemiz gerekiyor...

4-Cizre'de yaşanan saldırılar RTE'nin bütün Türkiye halklarını teslim almak için uyguladığı planın bir parçası. Buna izin veremeyiz..

5- Cizre'nin yaralarını sarmak ve Saray'daki diktatöre hak ettiği yanıtı vermek ortak sorumluluğumuz...

6-(son) Kardeşlik zor zamanlarda birlikte olmaksa bu gün Türk ve Kürt emekçilerinin ortak düşmana karşı birlikte dövüşmesi çok daha önemli.

Alper Taş ise Cizre'de kuşatmanın ardından harabeye dönen şehrin fotoğraflarını paylaştı. Taş'ın paylaştığı kareler: