logo

Mehmet Şimşek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Şimşek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2013 Salı

"Ya 305 işçi dönecek, ya şalter inecek"


Sendikal Güç Birliği Platformu, THY'de  grev kararı asan Hava-İş Sendikasına yönelik tehdit içerikli bir açıklama yapan Mehmet Şimşek'i protesto için Atatürk Havalimanı'nda bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, " Hukuka saygı gösterin, verdiğiniz sözlerde durun. Hava-İş Sendikamızın haklı taleplerine kulak verin. Bizim uzlaşma yolumuz açıktır" vurgusu yapıldı.

Sendikal Güç Birliği Platformu (SGBP) geçtiğimiz günlerde Hava-İş Sendikasının grev kararının ardından Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in "THY yalnız değildir" şeklinde açıklamasını protesto etmek için dün Atatürk Havalimanı önünde basın açıklaması yaptı. SGBP'nin organize ettiği açıklamaya çok sayıda sendika yöneticisi, siyasi parti yöneticisi, Beşiktaş Çarşı taraftar grubu ve İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel katıldı. Atatürk Havalimanı Dış Hatlar terminali önünde toplanan kitle, havalimanı giriş kapısı önüne kadar "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek, atılan işçiler geri alınsın, yaşasın sınıf dayanışması, Mehmet Şimşek sermayenin biz işçinin yanındayız " sloganları atarak yürüdüler. Havalimanı giriş kapısı önünde basın SGBP adına basın açıklamasını yapan Kristal- İş Genel Başkanı ve SGBP Dönem Sözcüsü Bilal Çetinkaya şunları söyledi.

Türk Hava Yolları (THY) 24. dönem toplu iş sözleşmesi görüşme sürecinde THY Yönetiminin açık uzlaşmaz
bir tutum takınması nedeni ile Hava-İş Sendikamız 14 bine yakın üyesi adına grev kararı aldı. THY Yönetiminin sendika ile müzakereye tenezzül etmemesi ve masadan kaçmasının arkasında hükümetin tutumu yatmaktadır. THY Yönetimi bundan 1 yıl önce, toplu iş sözleşmesinde grev kararı alınacağı sırada AKP Milletvekilerinden havacılık işlerinde anti-demokratik grev yasağı talep etmiş ve bu isteği jet hızıyla yerine getirilmişti. Ve bu anti-demokratik yasağa hayır diyen barışçıl, demokratik bir eylem yapan THY İşçilerinden 305 arkadaşımız hukuksuz bir biçimde işinden edilmişti.

" Mehmet Şimşek bu uzlaşmazlığın sorumlulularındandır"

Hava-İş Sendikasının grev kararını almasının nedenini THY işverenlerin tutumu ve sözünde durmaması olduğunu söyleyen Bilal Çetinkaya,"THY yönetiminin uzlaşmaz tutumunun arkasında hükumetin olduğu anlaşılmaktadır. THY yalnız değildir şeklinde açık tehdit savuran Maliye Bakanı sayın Mehmet Şimşek bu uzlaşmazlığın sorumlularından biridir. Sayın bakan sorumsuz ve hukuksuz açıklamalarla uzlaşma sürecini ortadan kaldırmaktadır. Sayın bakan açıkca suç işlemektedir. Anayasal br hak olan grev hakkıına karşı tehdit savurmaktadır. Maliye Bakanlığı değil işveren savunuculuğu yapan ve grev hakkını tehdit eden Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i şiddetle kınıyoruz. Haddinizi bilin sayın bakan. Grev yasağı nedeniyle AB İlerleme raporlarında ve İLO hukuk bürolarında sabıkalı duruma düşen ülkemizi daha fazla hırpalamaya yol açacak anti-demokratik bir adım atılmasın" dedi.

"Mağduriyetlerin sorumlusu biz değiliz"

Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin ise yaptığı konuşmada," Amacımız grev değil, amacımız kavga değil. Ama bizi zorlamasınlar. Şayet zorlarlarsa grevide yaparız, kavgamızı da veririz. Eğer o günde kadar bir çare bulunulmazsa THY'nin tüm faliyetleri duracak. Grev zamanı uçaklar uçmadığı zaman kimse bizi suçlamasın. Çünkü biz yasal zeminde tüm olanakları kullanıyoruz. Grev sonrası yaşanacak mağduriyetlerin sorumlusu biz değiliz. 305 arkadşımızı tekar işlerine geri alın" dedi. İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel ise, " Bu bir onur kavgası, ekmek kavgasıdır. Yürüttüğünüz mücadele hepimiz tarafından sahipleniliyor. Sizler yurttaşların onurlu geleceği için mücadele ediyorsunuz. İşinden çıkarılan 305 işçi 1 Mayıs Dünya İşçi Bayramından önce işlerine geri alınmalıdır" açıklamalarında bulundu.
                                                                                           Gökhan ÇELİK

25 Ekim 2012 Perşembe

2013 Bütçesi ve kapalı büyüme


Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2013 Yılı Bütçesi’nde büyüme hızında yavaşlama öngörülürken, bütçe açığının azaltılması için vergi miktarının arttırılacağı söylendi. Ekonomi alanındaki bir diğer gelişme de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Kapalı bir ekonomi olsaydık Çin’in iki katı büyüme hızına ulaşmıştık” açıklamasıydı.

2013 Bütçesi

2013 Yılı Merkezi Bütçesi konusuna girmek için öncelikle bu konudaki teknik konuları açıklayayım. “Büyüme” denen şey, bir ülkede üretilen ürün ve hizmetler sonucu elde edilen toplam para(Gayri Safi Yurtiçi Hasıla)nın artması demektir. “Bütçe açığı” ise, bir ülkenin elde ettiği gelirden daha fazla harcama yapmasıdır. Bütçe açığı denen şeyin ortaya çıkmasının temel sebeplerinden biri de o ülkenin kendi dışındaki ülkelere ürün ve hizmet satışının(ihracat), başka ülkelerden ürün ve hizmet alışı(ithalat)ndan az olmasıdır.    

Türkiye’de yaşanan durum gerçekten tam da budur. Yani Türkiye, kazandığından fazlasını harcıyor. Türkiye’nin kazandığının yalnızca artışında yavaşlama var. Yani Türkiye kazanmaya devam ediyor. (1) Ama kazancının artışından daha fazla harcadığı artıyor. Sorunun temelinde ise aslında Türkiye’nin üretip kazanmaması yatıyor.

Türkiye, sanayileşmesini tamamlamamış ve sanayisi zayıf bir ülke. Yani yarı sanayi/yari tarım toplumu. Küresel ekonomik sistemin kullanmayı çok sevdiği kavram ile söylersek “gelişmekte olan” bir ülke. Türkiye’nin bütçe açığını kapatması için vergileri değil, yerli üretimi arttırması gerekmektedir. Çünkü üretimi, dolayısıyla geliri artmayan bir toplumun daha fazla vergi vermesi demek, yaşam refahının azalması demektir. Bu durum bir süre sonra bahsi geçen vergilerin de ödenememesine sebebiyet verecek. Yani, bugünkü iktidar tarafından tutturulan bu yol, sürdürülebilir bir yol değildir.    

Ne yapmalı?

Türkiye’yi “sanayisini tamamlamamış, yarı sanayi/yarı tarım toplumu” olarak tanımlamıştım. Bundan sonra izlenecek ekonomik yol haritasının bu tanımlamayı gözardı etmemesi gerekmektedir. Türkiye’nin bugünkü gibi tarımı kısıtlayan ve engelleyen bir ekonomi politikasıyla yoluna devam etmesi mümkün değildir. Gerek Türkiye’nin mevcut ekonomi yapısı, gerekse Türkiye’nin sahip olduğu toprakların coğrafi özellikleri buna izin vermemektedir. Türkiye, sahip olduğu tarım kapasitesini en yüksek düzeyde kullanmalı, bunun yanında gerek bu tarım kapasitesini destekleyecek gerekse diğer alanlarda ilerlemesini sağlayacak sanayisini de geliştirmeye çalışmalıdır.

Şimşek’in Türkiye’ye kastı mı var?

Yazının girişinde bahsettiğim sözlerden sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya’nın en hızlı büyüyen ekonomisi ve dünya gücü olan Çin’in iki katı büyüme hızına erişme yolunu bildiği anlaşılıyor. Prof. Dr. Esfender Korkmaz’ın 21 Ekim günü Aydınlık’ta yayınlanan “Ekonomik büyüme iktisadi kalkınma getirmediği sürece bir anlam ifade etmez” değerlendirmesini de ayrı bir paranteze yerleştirerek soruyorum: Sayın Şimşek, madem Türkiye’nin nasıl büyüyeceğini biliyorsunuz, neden bu formülü uygulamıyorsunuz? Türkiye’ye kastınız mı var?

(1)Bu cümleden kasıt, Türkiye’de burjuvazinin gelirinin artmasıdır. Sürüsüne bereket zamlarla emekçilerin gelirinin kuşa döndüğü herkesçe malumdur.

Dipnot: Bütün İslam aleminin Kurban Bayramı'nı kutlar, bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını dilerim

Soner Bahadır