logo

Malatya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Malatya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2012 Cuma

Malatya, BOP’ta ne tarafa düşer?


Büyük/Genişletilmiş Ortadoğu Projesi(BOP), T.C Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eş başkanlığını yürüttüğü ABD projesi. Peki, Malatya bu projede ne anlam ifade ediyor?

Öncelikle, BOP denen projenin ne anlama geldiğine bakmak gerekiyor. BOP, Amerikan sömürgeciliğinin değişen dünya koşullarına göre benimsediği “medeniyet içi çatışma” anlayışının somut siyasi hedeflerini ortaya koyan bir projedir. Medeniyet içi çatışma anlayışı ise kabaca, Ortadoğu’nun çok kültürlü medeniyeti içindeki farklı renkleri, “halkın demokrasi talebi” etiketiyle birbirine düşürerek ayırmak ve kendi kontrolü altına almasıdır. “Arap Baharı” olarak tanımlanan şeyse, BOP’un ABD sömürgeciliği çıkarları doğrultusunda ambalajlanmasının ardından paketin üzerine yazılan markadır.

Bunu nerden anlıyoruz? “Arap Baharı rüzgarı”na kapılıp “devrilen” yönetimler hangileri? ABD sömürgeciliğine eklemlenebilecek modernizmden yoksun Tunus ve Fas, yandaş olmasına rağmen ABD çıkarlarına hizmet etmekte zorlanan Mısır ve Ortadoğu’nun en bağımsızlıkçı ve halkçı rejimi Libya. Her biri “NATO silahları desteğiyle” halk devrimi yaptılar(!) Şimdi ise kendi ülkesini, ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük düşmanı İran’a karşı “ileri karakol” durumuna getirmeyen istemeyen Suriye yönetimi, “ABD sömürücülerinin” demokrasi talebiyle devrilmeye çalışılıyor. Peki yardım edenler kimler? “Stratejik müttefik” ve “53. Eyalet” Türkiye, Birleşik Arap “Emirlikleri” ve Suudi Arabistan “Krallığı.”

Bu noktadan bakınca Malatya tabii ki BOP için kayısı deposu anlamı taşımıyor. BOP haritasında Malatya’nın konumuna baktığımız zaman, haritadaki ifadeyle “Bağımsız(!)” Birleşik Kürdistan(1) ile Türkiye sınırındadır. Aynı zamanda dikkat edilmelidir ki ABD sömürgeciliğinin uluslarası silahlı örgütü NATO’nun en önemli füze savunma kalkanı da bu ilin Kürecik ilçesinde. Üstelik bu il, Ortadoğu medeniyetinin küçük bir örneği gibi çok kültürlü bir yapıya sahip. Yani hem bir üs hem de bir hedef.

BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal D’de Mehmet Ali Birand’a verdiği röportajda Diyarbakır’ın BOP’ta bir merkez, bir yıldız olabileceğini söylemişti. BOP Haritası’na baktığımızda Diyarbakır, Fırat Nehri’nün ötesinde, “Bağımsız Kürdistan”ın merkezi olacağa benziyor.(2) Peki Malatya? O da sanırım BOP’un Fırat’ın bu tarafındaki merkezi olacak. Geçen günlerde Malatya’da Alevi yurttaşlara yapılan saldırı da bunun göstergesi değil mi?

(1)Tarih boyu Kürdistan denen coğrafya; Türkiye’nin doğu ve güneydoğusu, Suriye’nin kuzeybatısı, Irak’ın kuzeyi, İran’ın da batısının birleşimidir.   
(2)Diyarbakır’ın orjinal Kürtçe ismi Amed’dir ve Kürdistan coğrafyasının başkentidir.

Soner Bahadır

2 Ağustos 2012 Perşembe

Nefret suçlarına ve ayrımcılığa karşı sessiz kalmayacağız

Cadı kazanı misali kaynayan ülkemin gündemi şu sıralar alevilere yönelik baskılardan ve nefret söylemlerinden müzdarip. Geçen pazar günü Malatya İli Doğanşehir ilçesinde alevi yurttaşların evlerine yapılan saldırı,toplumun bütüm ilerici kesimlerince tüm yurtta kınandı ve yapılan eylemlerle protesto edildi. Bahsi geçen eylemlerin en sonu dün itibari ile Kadıköy Boğa heykelinin önünde yapıldı.

Biz böyle olaylar istemiyoruz...

"Bizim istediğimiz birlik beraberlik. Kardeş kardeş yaşamak istiyoruz. Biz böyle olaylar istemiyoruz. Biz kalkıp da bugüne kadar kimseyi incitmedik. Bu sözler Malatya’da Doğanşehir İlçesi’ne bağlı Sürgü beldesinde yaşayan Kürt Alevisi Hasan Hüseyin Evli’ye ait.


Hasan Hüseyin Evli, ailesine karşı linç girişiminde bulunan, tekbir getirerek, İstiklal Marşı okuyarak, ‘‘Sürgü Alevilere mezar olacak; Sürgü Kürtlere mezar olacak; Alevilere ölüm, Kürtlere ölüm; Sivas katliamı gibi yapacağız; Madımak'taki gibi yakacağız sizi’’ sloganları ile evini taşlayan ve ahırlarını ateşe verenlere söylüyor bunları.

Bu ev baskını, Alevi yurttaşlarımıza geçmişteki Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarını hatırlatıyor. Çünkü aynı zihniyet ve aynı dil kullanılıyor. Saldırının bahanesi de çok benzer... Aile davulcuya, oruç tutmadıkları ve sabah erken işe gidecekleri için evlerinin önünde davul çalınmasını istemediklerini söylüyor.

Yetkililer inanç özgürlüğünü yok sayıyor...

Sivas katliamı davasında bazı katillerin zaman aşımıyla aklanmasının ardından ‘hayırlı olsun’ diyen Başbakan; Antep, İzmir, Erzincan, Didim gibi kentlerde Alevilere ait evlerin işaretlenmesi karşısında “Çocuklar yapmıştır” diye İçişleri Bakanı; Cemevleri konusunda Diyanet’ten fikir soran Meclis Başkanı ve bazı bakanlar; inanç özgürlüğünü yok sayıp Alevilerin ibadet şekli ile ilgili tartışma sürdüren ve camilere çağrı yapan yetkililer; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin, Cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeme kararı bu saldırıyı hazırlayan ve cesaretlendiren adımlardır.

Tekçi anlayış, farklılıkları kabul etmeyen ve ortadan kaldırmaya çalışan yaklaşım bu ülkede nefretle işlenmiş toplu cinayetlere hep imza atmıştır. Devlet destekli ırkçı ve bağnaz şiddet toplumları hep karşı karşıya getirmiştir.

Türkiye halkları, farklı inanç ve kültürlerden insanlarımız bu anlayışlara karşı barışı, kardeşliği, eşit haklara sahip olarak birlikte yaşamayı her zaman öne çıkaracaklar ve bunun mücadelesinden vazgeçmeyeceklerdir.

HDK : AKP Hükumetinin bu sorumsuzluğu kabul edilemez...

Kadıköy Boğa heykelinin önünde yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi. Saldırıyı ‘‘mahallede bireysel kavga’’ diyerek ört bas etmeye çalışan AKP Hükümeti’nin bu sorumsuzluğu kabul edilemez. Nefret suçlarına ve ayrımcılığa sessiz kalmak yeni saldırılara davetiye çıkarmak demektir. Hükümet linç girişimcilerini kollamak yerine ırkçı ve ayrımcı nefreti mahkûm etmelidir.