logo

Emine Akman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emine Akman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2013 Perşembe

17 aydır tutuklu üniversite öğrencisi Emine Akman'ın davası 15 Mart'a ertelendi!

Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Emine Akman'nın yargılandığı davanın 5. duruşması İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Dava 15 Mart'a ertelenirken, adliye önünde açıklama yapan arkadaşları “Emine 17 aydır temelsiz suçlamalar ile eğitim hakkından mahrum bırakıldı “ dedi.

Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi Emine Akman'ın İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinde dün görülen beşinci duruşmasında da karar çıkmadı, dava 15 Mart'a ertelendi. Emine Akman, molotof kokteyli atılan bir eylem sonrası polislerin eylemci grubu takip ettiği yerden geçerken gözaltına alınmıştı.

Duruşma öncesi Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi (TÖDİ), Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı."Tutuklu, hükümlü öğrencilere ve Emine Akman'a özgürlük" pankartının açıldığı eylemde TÖDİ adına açıklama yapan Fezal Tapramaz, "Emine, temelsiz, dayanaksız bir suçlama nedeniyle 17 aydır eğitim hakkından mahrum bırakılıyor. Arkadaşımızın tutukluluğu devam ederken 3. yargı paketi çıkarıldı, 5. paketin hazırlığı sürüyor. Bir yandan barış süreci içinde olduğumuz söyleniyor, tıp öğrencileri ve Newroz tutukluları serbest bırakılmıyor ama onların yerine misliyle öğrenci tutuklanıyor. Bu da yetmiyor, o öğrencileri savunan devrimci avukatlarda tutuklanıyor" dedi.

Akman'ın Kürt olduğu için işkenceye maruz kaldığı ve eğitim hayatının elinden alındığı belirtilen açıklamada, Eylem yapayan öğrenciye, öğrenciyi savunan avukata, onların haberini yapan gazetecilere, onları temsil eden vekillere kelepçe vurulduğu ifade edildi. Açıklamada baskı rejiminin ve tutuklama terörünün çıkarılan yargı paketleri ile de çözümlenemeyeceği vurgulandı.Son olarak basın açıklamasında, Emine Akman'a, tutuklu ve hükümlü öğrencilere adalet ve özgürlük talebinde bulunuldu.

Dava 15 Mart'a ertelenirken, Emine Akman'ın savunmasını anadilde yapacağı öğrenildi. 15 Mart'ta kararın açıklanması bekleniyor.
                                                                             Gökhan ÇELİK

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Gün gelecek (Yusuf) Devran dönecek...

Bilirsiniz, şu son 10 yılda sıkça işittiğimiz bir slogan var. "Gün gelecek, devran dönecek hainler halka hesap verecek" Bu slogan bu günlerde Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Devran için geçerliliğini koruyor neden mi?

Eleştirinin bedeli: Bir yıl uzaklaştırma...


Daha evvelden de gerek haber portalarında gerekse sosyal medya kanallarında çıkan haberlerini okuduğumuz dekan Devranı, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Mikail Boz 'ekşisözlük' isimli internet sitesinde kendisini eleştirdiği için bir yıl okuldan uzaklaştırılmasıyla tanımıştık. Sonra olayın basına yansımasının ardından dekan öğrencinin cezasını 1 haftaya indirdi. Bu olay Yusuf Devran'ın ne ilk nede son vukûatı idi...

Tutuklu öğrecisinin sınav kağıdları değerlendirilmedi...


Yetmedi. Marmara Üniversitesi tutuklu öğrencisi Emine Akman'ın cezaevinden girdiği sınavları değerlendirilmemesi ile gündeme gelmiş idi. Durun daha bitmedi. Prof. Dr. Yusuf Devran, Marmara Üniversitesi’nde siyasi görüşlü iki öğrencinin kavgası sonrasında gözaltına alınan öğrencilerin serbest bırakılmasını Facebook hesabından eleştirmişti. Devran’ın Facebook hesabındaki yorumlarına tepki gösterilmesiyle Devran, bu eleştirilere ilişkin olarak ise, “Bu konulara beni kimse çekemez. Oradan saldırıyorlar, buradan saldırıyorlar, amaçları farklı. O konuya ilişkin öğrencilerin kavgasına ilişkin resmi bir soruşturma açılmıştır. Soruşturmayı Rektörlük Disiplin Komisyonu yürütüyor. Benim hesaplarım orada, soruşturma bitince de bu konuyu konuşuruz” demiş idi zat-ı halleri.

Akademisyeni  tehdit etti...


Bitmedi... Hürriyet Gazetesi'nden Ali Dağlar'ın haberine göre Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gözde Yılmaz, Dekan Prof. Dr. Yusuf Devran tarafından kendi hazırladığı yüksek lisans ve doktora listesini jüri üyesi olarak imzalamadığı için tehdit edilip açık hedef gösterildiğini belirtti. Bunun üzerine Doç. Dr.Yılmaz, Dekan Devran’ı Cumhurbaşkanı, Başbakanlık Teftiş Kurulu ve rektörlüğe de şikayet etti. Yılmaz, dekanın jüri üyelerine onay için sunduğu, istedikleri isimleri “nokta”, istemediklerini “harfle” işaretlediği fişleme listesini delil olarak sundu.

Doç Dr. Gözde Yılmaz: Ülkücü öğrenciler kapımda nöbet tuttu...


Savcılıkta ifade veren Doç. Dr. Gözde yılmaz şunları ifade etti. "Bazı öğrencileri bana karşı kışkırttı. Özellikle ülkücü öğrencileri kışkırtarak benim terörist öğrencilere sahip çıktığımı söyleyip bana cephe almalarına sebep oldu. Ülkücü öğrenciler bana gözdağı vermek için kapımda nöbet tuttu. Sınavın ertesi günü kazananların listesini açıklamamaları için asistanları tehdit etti. Akşam saat 21.00’de okula çağrıldım, dekan tarafından hazırlanan, hak etmeyenleri içeren ve fişlenen öğrencileri kati bir suretle dışlayan şekilde oluşturulmuş liste bana imzalattırılmaya çalışıldı, kabul etmedim. Dekan üzerime yürüdü, dolaylı olarak beni sürmekle tehdit etti.”

Prof. Dr. Yusuf Devran Kimdir?


1969 yılında Gümüşhane'de doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü'nü bitirdi. 1993-1996 yılları arasında Londra'da bulundu ve South Thames College'in Medya ve Dizayn Fakültesi'nden Stüdyo Yönetmenliği ve Multimedya konusunda HND (High National Degree) derecesi aldı. 1996-1999 yılları arasında STV haber merkezinde çalıştı. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde medya alanında yüksek lisans ve siyasal iletişim alanında doktora yaptı. 1999'da Yeditepe Üniversitesi'ne girdi ve 2003-2005 tarihleri arasında İletişim Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini yürüttü. 2005 yılında doçent oldu. 2011 yılda Profesör oldu.  Profesörlük unvanını aldıktan sonra kadrosu Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesine alınan Prof. Dr. Yusuf Devran aynı zamanda Yeditepe Üniversisinde ders vermeye devam edecek. Devran, halen Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan görevini yürütüyor.

24 Temmuz 2012 Salı

24 Temmuz'da Tutsak kalemler ve adayları

Tutuklu gazeteciler sayısı ile dünya birincisi ülkemin bugün basın ve gazeteciler bayramı. Şuan hali hazırda 103 gazetecinin cezaevlerinde olduğu bir ileri demokrasi yaşıyoruz. Abdülhamit'in II. Meşrutiyet zamanında  (24 Temmuz 1908) sözüm ona kaldırdığı basın üzerine baskı bugün halen geçerliliğini katlayarak koruyor...

Ergenekon, Odatv, KCK gibi davalar kapsamında asılsız iddialar ile tutsak edilne gazeteciler, aydınlar "Terörist Gazeteci"  sıfatıyla yıllarca zindanlarda köreltilmeye çalışılıyor. Yetmedi bu sefer de gazeteci adaylarını bir bir baskı altın almaya çalıştılar. İşte bunlardan bir tanesi Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik 3. sınıf öğrencisi Emine AKMAN.  Akman yaklaşık 10 ay öncesinde bir arkadaşına giderken ne olduğunu anlamadan polislerce alıkoyulumuş ve hapsettikleri Bakırköy Cezaevinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakılmıştır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi birde eğitim gördüğü Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi dekanlığınca çeşitli yasadışı çeşitli yaptırımlara maruz kalmıştır. 

Emine Akman 25 Temmuz Çarşamba günü görülecek olan dava öncesinde yazdığı dayanışma mektubunda şunları yazdı ;

"Adım Emine Akman, Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü 3. Sınıf öğrencisiyim.

Yaklaşık 10 aydır Bakırköy Kadın Kapalı cezaevinde tutukluyum. 14 Ağustos 2011 günü Ataşehir'de bir arkadaşımın evine giderken hiç bilmediğim bir sebepten ötürü gözaltına alındım.

Gözaltına alındığım andan, tutuklandığım güne kadar fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldım. Açıkçası yaşadıklarımın ayrıntısına girmeyi istemiyorum. Çünkü anlatırsam tekrar o anlara geri döneceğim. Bu da beni oldukça zorluyor!

Fakat yaşadıklarımı İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) yaptığım başvuruda ayrıntılı olarak anlattım. Gördüğüm işkenceden ötürü polisler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum. İfade için çağırıldığım Savcılıkta doğru düzgün dinlenmeden suçlu muamelesi gördüm. Savcılık, adli tıp raporum olmasına rağmen "kovuşturmaya yer olmadığına dair" karar verdi. Duruma itiraz ettim fakat henüz cevap almış değilim.

Tutuklandığım günden beri birçok sıkıntı yaşadım. Hala da yaşıyorum. En başta eğitimim yarım kaldı. Tüm olumsuzluklara rağmen okuluma buradan devam etmeye çalışıyorum. Fakat yapamıyorum.

Okula yazdığım hiçbir dilekçeye cevap verilmiyor. Ders notlarım, sınav tarihlerim, sınav sonuçlarım bana gönderilmiyor. Kaç kere okulumda sınavlara girmek istediğimi, dilekçe yoluyla fakülte dekanlığına belirttim. Ne yazık ki hiçbir şekilde dikkate alınmadım.

Geçen dönem (3. Sınıfın 1. Dönemi) cezaevinde girdiğim bir vize sınavını ve sekiz de final sınavını sistemde "girmedi" diye göstermişler. Girdiğim sınavlara "girmedin" diyorlar.

Bu yüzden sekiz dersten kalmışım. Not ortalamam düşmüş. Bunu ikinci dönemin sınavlarına girdiğim zaman öğrendim. Bu dönem üstten hiçbir ders alamadım. Bu yanlışın düzeltilmesi için fakülte dekanlığına dilekçe yazdım. Bana yine cevap verilmedi.

Bu şekilde eğitimime nasıl devam edeceğim bilemiyorum. Aslına bakarsanız okul, bizi çoktan gözden çıkarmış. "Suçlu" gözüyle bakıyorlar bize.

Öyle ki, sınav zamanı selam gönderdik diye, hocamız hakkında soruşturma başlatılmış. Bir selama bir soruşturma! "Biz" diyorum çünkü burada benim gibi tutuklu olan birçok öğrenci var.

Tutuklandıktan sekiz ay sonra (iddianamede tek olmama rağmen sekiz ay sonra) ilk mahkemeye çıktım. Yani 10 dakika içinde beni yargılayıp, suçlu bulan, yüzüme bile bakmadan beni tutuklayanlar, sekiz ay boyunca ne yaptığımı araştırdılar.

İstedikleri "delilleri" de bulamayınca artık davamı başlatmak zorunda kaldılar.

"Örgüt üyesi olmamakla birlikte eyleme katılmak" iddiasıyla 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyorum. Ayrıca dosyamda, 1 Eylül Dünya Barış Günü eylemine katılmam, benim gibi öğrenci olan ve Muğla'da öldürülen Şerzan Kurt'u anma yürüyüşüne katılmam da suç olarak görülüyor.

Somut bir delil yok. Ortada asılsız iddialar. Ve 10 aydır tutukluyum.

Özgürlüğüm elimden alınmış... Birileri her şeyin kötüye doğru gitmesini istiyor! Gün geçtikçe daha kötüye!

Bu yaşadıklarımın "Kürt" kimliğimden bağımsız olmadığını düşünüyorum. Böyle düşünmeme neden olan, birçok şeyi yaşadım. Bugün tutuklu olmam da hala aynı mağduriyeti yaşadığımın göstergesidir.

Şunu da çok iyi biliyorum ki, benim durumumda olan daha birçok kişi var. Gençlik gelecek olarak görülüyor; ama gelecek tutsak edilmiş...

Ben kısaca durumumu sizinle paylaşmak istedim. 25 Temmuz'da saat 10.00'da mahkemem var. Her ne kadar serbest kalmayı umut etsem de, ne olacağını bilemiyorum. İyi şeyler olsun diye umut ediyorum...

Aradan geçen süre içerisinde "girmedi" diye gösterilen sınavlarım düzeltildi. Fakat yine de bu, okulumun bir dönem daha uzadığı gerçeğini değiştirmiyor. Bir de sınavlar için okula götürülmemem konusunda bana sözlü bir açıklama yapıldı : "Okulun güvenliği için sakıncalıymışım!"

Bana yapılan işkenceden dolayı polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuştum. "Kovuşturmaya yer olmadığına dair" karar verilmişti. Ben de bu karara itiraz ettim. 12 Haziran günü bana bir kâğıt geldi. Kâğıtta "itirazımın reddine" karar verildiği yazılıyor.

Asılsız suçlamalarla birlikte, işkence yaptıklarını da reddediyorlar. Böylelikle adli tıp raporunu, tutuklandığım gün muayene edildikten sonra bana verilen raporu ve cezaevindeki sağlık dosyamda yazanları görmezden geliyorlar. Ayrıca aradan 10 ay geçmesine rağmen vücudumdan hala geçmeyen morlukları ve izleri de görmezden geliyorlar."

*Emine Akman, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi B-5, 27.05.2012
** Tutuluklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi herkesi davayı izlemek için 25 Temmuz Çarşamba günü saat 10.00'da Çağlayan Adliyesi'ne bekliyor.