logo

İstanbul Tabip Odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Tabip Odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2013 Perşembe

"Sağlıkta müdahale ölüm demektir"


Hekimlere ve sağlık emekçilerine yönelik şiddet dün Şişli etfal Hastanesinde  yapılan iş bırakma ve basın açıklaması ile protesto edildi.  Açıklamada sağlık emekçileri, Şiddetin bir iş kazası olarak kabul edilip ve buna göre gerekli düzenlemelerin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Son bir hafta içinde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Maltepe 17 No'lu Aile Sağlığı Merkezi ve en son olarak Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastenesinde  27 Mart tarhinde Süt Çocuğu Yatan Servisindeki Nöbetçi  Doktor Ümmühan Öncül ve Dr. Banu Nursoy'a uygulanan şiddet bugün gerçekleştirilen basın açıklaması ile tepki gösterildi. Dün hastanede, hekime ve sağlık emekçilerine yönelik şiddete dikkat çekmek için Çocuk Hastalıkları Polikinliğinde sabah saat 10 ile 12 arasında iş bırak eylemi gerçekleştirildi. Eyleme başta İstanbul Tabip Odası olmak üzere Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Şişli Şubesi, Devrimci Sağlık-İş Sendikası ve yüzlerce vatandaş katılım gösterdi. Eylem sırasında çok sayıdaki hekim, hemşire ve sağlık emekçisi, " Güvenceli ortamda güvenceli iş istiyoruz", "Sağlıkta müdahele ölüm demektir", "Hedef Tahtası olmak istemiyorum", "Asistan hekim köle değildir" sloganları atıldı.

"Performansa bağlı hizmet şiddete yol açmaktadır"

İş bırakma eylemi sonrasında yapılan ortak  basın açıklamasını Doktor Mesut Yağcı okudu. Yağcı açıklamada, " Sağlık alanında son yıllarda artan şiddet olayları sağlık emekçilerinin fiziksel ve psikolojik sağlığıını olumsuz etkileyecek bir noktaya ulaşmıştır. Kamu ve özel ayrımı olamadan; her düzeydeki sağlık kurumunda, her düzeydeki sağlık çalışanı şiddete maruz kalmaktadır. Sağlık Emekçilerinin yaşadığı şiddeti; İşyerinde performansa bağlı olarak çalışanlar üzeride yaratılan baskı, mobbing, İstihdam modelleri, İş yoğunluğu, Hasta ve hasta yakınlarının şiddeti gibi başlıklar altında kategorize edebiliriz. Gerek performansa bağlı, gerekse yayınlanan genelgeler ve yapılan açıklamalarla başvuran tüm hastalara bakılması zorunluluğu, hizmette  aksaklıklar doğmasına ve en nihayetide şiddetin artmasına neden olmaktadır.

"Eksik istihdam giderilmeli, nöbet ertesi izin kullanılmalıdır"

Uygulanan performans ücretlendirme sistemi ile daha kısa süreler içerisinde daha çok hasta muayene etme, gereksiz ameliyat ve tetkik istemlerinde yaşanan artışların iş yükünü artıdığına değinen Dr. Mesut Yağcı öneri olarak; Eksik istihdamın giderilmesi, asistan hekimlerin uzun çalışma süreleri kısaltılmalı, bütün çalışanların nöbet ertesi izin kullanmaları sağlanlamalı ve Hastanelerde sorumluluğunu yerine getirmeyen ilgili yöneticiler eğitilmeli veya değiştirilmeli ve eksik istihdamın giderilmesi gerektiğini söyledi.

"Hükumet hekimlerden ve sağlık emekçilerinden özür dilemeli"

Basın açıklaması sonrasında konuşan İstabul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şen ise, "Halkımızı hekime, hemşireye, sağlık çalışanı tüm ekip arkadaşlarımıza el kaldırmadan, dil uzatmadan önce düşünmeye, tekrar düşünmeye, bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz.  Hükumetin ve üst düzey tüm yetkililerin, başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarını değersizleştiren, hedef gösteren söylemleri için bizlerden özür dilenmesi gerektiğini talep ediyoruz. Taleplerimizin takipçisi olacağımızı ve sağlık ortamında şiddet son buluncaya kadar mücadele edeceğimizi bir kez daha duyuyoruz" dedi.

Basın açıklama ve konuşmaların ardından hekimler, sağlık emekçileri Şişli Etfal Hastanesi Konferanas Salonu önünde oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylemler sonrasında Çocuk Hastalıkları Polikinliğinde 13:00 itibari ile hizmete başlandı.
                                                                         Gökhan ÇELİK

13 Mart 2013 Çarşamba

"Sağlık sadece Suriyeliler için değil bütün mülteciler için haktır"

İstanbul Tabip Odası, Suriyeli mültecilerin durumuna ilişkin oda binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklamada, ülkemizde bulunan mültecilerim de hastalıklarında sağlık hizmetine erişmeleri ve tedavi olmalarının tartışılmaz bir hak olduğu vurgulandı.

İstanbul Tabip Odası’na bağlı İnsan Hakları Komisyonu dün öğlen saatlerinde Türkiye’de yaşayan  mültecilerin sağlık sorunları ve tedavi haklarının korunması ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasına, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu, Verem Savaş Derneği Yöneticisi Prof. Dr. Zeki Kılıçarlsan, İstanbul Tabip Odası Üyesi Dr. Faize Deniz Mardin ve Türkiye’de yaşayan mülteci Ali Lô katıldı. Basın açıklamasını, İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları Komitesi adına Dr. Faize Deniz Mardin yaptı. Mardin açıklamada, “ Mevcuat itibari ile geçici sığınma verilen bu kişiler, mevcuattaki boşluklar nedeniyle hastanelere alınmamakta, birçok kez ail müdahale şartları gerektiren durumlarda, hastanedeki vezne ile muhatap bırakılarak karşılanmayacak meblağlar istenmekte ve karşılayamayanlar geri çevrilmektedir. Mevzuattaki boşluklar başvurucuların lehine değil alehine kullanılmaktadır. Bu nedenlerle birçok mülteci ve göçmenin ölümüne kadar varan ağır sonuçlarla insan hakları ihlaline uğradığı aşikardır. En kısa zamanda yetkililer tarafından bu soruna bir çözüm bulunması ve mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir. Yaklaşım olarak insani tutumun ve temel insan haklarının öne çıkarılması benimsenmeli ve ülkemize zorunlu olarak sığınan insanların temel sağlık ihtiyaçlarının hiçbir koşula bağlanmadan karşılanması sağlanmalıdır” dedi.

“herkes için her zaman ve her yerde sağlık insan hakkı olarak sunulmalı”

Mültecilerin yaşam ve sağlık hakkı, ülkeler arasında yaşanan konjonktürel yakınlaşmalara ya da emperyal  projelere endeksli bir bakışa terk edilemez olduğunu belirten Dr. Deniz Mardin, Bu konudaki kavram karmaşasını artıran ve misafir statüsünde değerlendiren Suriye’li mültecilerin sağlık hizmetine erişebiliyor olmalarını doğru buluyor ancak bunun Suriye politikasına bağlı bir ayrıcalık olarak uygulanmasını ve istisnasız tüm mülteci-sığınmacı ve kağıtsızların sağlık hizmetine erişebilmeleri için yol gösterici olmalarını savunuyoruz. Ne yazık ki ülkemiz ve bölgemizde yaşanan gelişmeler her an herkesin mülteci-sığınmacı-göçmen statüsünde yaşamak zorunda kalabileceği bir tabloyu yansıtıyor. Kendimiz için, komşularımız için, hiç tanımadığımız uzak diyarlardan gelen insanlar için, yurdunu terk etmek zorunda kalmış herkes için her zaman ve her yerde sağlık insan hakkı olarak sunulmalı ve savunulmalı ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de mültecilerin sağlık sorunları yıllarca görmezden gelindi”

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu ise açıklamada, “Mültecilerin sağlık sorunları yıllarca görmezden gelindi.  Bu ülkede mülteci, sığınmacı, göçmen adı altında yüz binlerce insan yaşamaktadır. Dolayısı bu insanlar en temel insan haklarından olan sağlık hakları konusunda ciddi sıkıntılar olduğunu belirtmek durumundayım. Artık bu sorunun var olduğunun görülmesi ve en nihayetinde gerek hukuksal gerek işsel tüm tedbirler alınmalıdır” dedi.

“Mülteciler deşifre olmaktan korktukları için hastanelere gelmekten korkuyorlar”

Verem Savaş Derneği Yöneticisi Prof. Dr. Zeki Kılıçarsalan ise konu ile ilgli, “ Hastalar bizim gibi sivil toplum örgütlerine gelip tedavi olmaktan korkuyorlar. Çünkü onları ihbar etmemizden korkuyorlar. Dolayısı korkusundan tedavi olmayan kişinin hastalık evresi ilerliyor ve çevresinde olan insanlara da bulaşıyor. Neticede onların bizlerden korkmaması gerekir. Çünkü biz onların isimlerinin doğru veya yanlış mı olduğunu  araştırmıyoruz ve adreslerini deşifre etmiyoruz. Bizlerde kısaca sağlık hakkında hakların tanınmasını istiyoruz. O zaman bu kişiler korkamadan çekinmeden gelip tedavi olacaklar” dedi. 

Basın açıklamasına katılan mülteci Ali Lô ise sağlık alanında yaşadığı sıkıntıları değerlendirdi. Lô, “Hasta olduktan sonra insanlar beni evlerinde attılar ve bir müddet dışarıda uyudum.  En son beni bir dispansere götürdüler. Orada çok iyi muayane  ve tedavi edildim.  Daha sonra bir komşum hastalandı ben ona yardım ettim ve birlikte dayanışma içerisinde hastalığı yendik. Ben gibi insanlar hasta olduğunda kimlik edinmeye çalışıyorlar” dedi
                                                                          Gökhan ÇELİK