logo

İş cinayetlerinde hayatını kaybeden işcilerin aileleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş cinayetlerinde hayatını kaybeden işcilerin aileleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2013 Pazartesi

VİCDANLAR İŞ CİNAYETLERİNDE YAŞAMINI YİTİREN İŞÇİLER İÇİN NÖBET TUTTU

“İş kazası değil, cinayet” sloganıyla her ayın ilk pazar günü Taksim-Galatasaray Meydanı’nda, iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin ailelerinin sürdürdüğü “Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin” 15’incisi gerçekleştirildi. Basın açıklamasını Esenyurt Marmara Park AVM inşaatında çadır yangınında hayatını kaybeden Barış Kıyak’ın kardeşi Damla Kıyak okudu. İş cinayetlerinin kadın erkek demeden, ülkemizin dört bir yanında devam ettiğini vurgulayan Kıyak, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Şubat ayı için hazırladığı rapora göre 50 işçinin hayatını kaybettiğini belirtti.

21 yıl önce 263 işçi hayatını kaybetti

Damla Kıyak, yakın zamanda meydana gelen iş cinayetlerini hatırlatarak, Afşin-Elbistan’da 10 Şubat 2011’de göçük altında kalan 9 işçi ve Adana-Kozan’da 24 Şubat 2012’de baraj tünel kapağının patlaması sonucu hayatını kaybeden 10 işçiden 5’inin naaşlarına halen ulaşılamadığını aktardı.. Yetkililerin ailelerin kederlerini anlamasını, duyarlı insanların yaşananlarını hatırlamasını temenni ettiklerini belirtti. Kıyak, “Zonguldak'ta, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessese Müdürlüğü maden ocağında 3 Mart 1992'de meydana gelen grizu patlamasında yaşamını yitiren 263 maden işçisini, ölümlerinin 21'inci yılında ve bütün iş cinayetlerinde kaybettiğimiz kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz; yakınlarına sabır, hasta ve yaralı olan kardeşlerimize de şifa diliyoruz” dedi. Adalet mücadelesini sürdüren ailelerin davaları hakkında son duruma değinen Kıyak, bu nöbette SEDAŞ’ın taşeron firmasında çalışırken yanarak yaralanan, 6 ay yoğun bakımda kalmasının ardından hayatını kaybeden Volkan Şengel’in aliesi ve avukatını dinleyeceklerini söyledi.

“Benim oğlum yandı, başka oğullar yanmasın”

15’inci Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin röportajcı gazetecisi Müjgan Halis Volkan Şengel’in annesine söz verdi. Şengel’in annesi, askarden döndükten sonra SEDAŞ’ın taşeronunda çalışmaya başlayan oğlunun 13 ay sonra yanarak hayatını kaybettiğini annlattı. “Benim oğlum yandı, başka oğullar yanmasın, evlatlarımız ölmesin. Oğlumu yaktılar, karşılığı 12 bin lira para cezası. Hapis yatsınlar, ihmali olan herkes ceza çeksin; ben para cezasını kabul etmiyorum, sorumlu olan herkesin yargılanmasını istiyorum Ben yandım, başka analar yanmasın,”dedi.

İşçinin hayatının bedeli: 12 bin lira

Şengel ailesinin avukatı Meryem Asıl, Volkan Şengel ile iş arkadaşının 25.07.2010’da ağaç budarken yanlış yüksek gerilim hattında elektrik kesildiğinden akıma kapıldığını; ıskantaları olmadığından hatta elektrik olup olmadığını kontrol edemediklerini; güvenlik namına hiçbir teçhizatlarının olmadığını, araç bozuk olduğundan 25 dakika boyunca aşağıya indirilemediklerini anlattı. Asıl, 21.02.2012’de ceza davasının son duruşmasının görüldüğünü, bilirkişi raporuna göre SEDAŞ’ın iş cinayetinden sorumlu tutulmadığını, sadece Halit Günay’ın sahibi olduğu taşeron firmanın sorumlu tutulduğunu, ancak verilen cezanın da 12 bin liralık para cezasına çevrildiğini aktardı.

İşçiler ölüyor, çark aynı çark

Müjgan Halis sözü Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni sürdüren diğer ailelere verirken, anlatılan her hikâyenin aynı ihmal zincirinin sonucu olduğu bir kez daha görüldü. BEDAŞ’ın taşeronunda 2010 yılında tıpkı Volkan Şengel gibi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden Erkan Keleş’in kardeşi, “Gebze SEDAŞ’ta meydana gelen iş cinayetiyle ağabeyimin ölümü arasında hiçbir fark yok. İşçiler ölüyor, çark aynı çark. İstanbul’da, Gebze’de bunlar oluyorsa Anadolu’da neler oluyor, kimbilir. Kardeşimin ölümünden sorumlu herkesin yargılanmasını istiyoruz,” dedi. Nöbet tutan ailelerin acılarının ortaklığına değinen Keleş, “Hiç kimse bizim tarafımıza geçmesin. Acı yaşanmadan, iş cinayetlerinin önlenmesi için bizim yanımızda olsunlar, destek versinler” diyerek duyarlı insanları nöbete ve davalarını takip etmeye davet etti.

23 Ekim 2011’de Van’da meydana gelen 2. depremde, Bayram Otel’de hayatını kaybeden gazeteci Cem Emir’in babası, bütün sorumluların yargılanması için geçtiğimiz hafta Adalet Bakanlığı’na gittiklerini, suç duyurusunda bulunduklarını, CHP, MHP ve DTP ile görüştüklerini ve davalarının peşini bırakmayacaklarını anlattı.

Arka Sıradakiler dizisinin çekimleri sırasında, 1 Mayıs 2012’de hayatını kaybeden set işçisi Selin Erdem’in annesi, kızının ölümünün ardından jet hızıyla dava açılması nedeniyle kızının hakkını arayamadıklarını, kızının Sine-Sen üyesi olduğunu, Sine-Sen’in kızının hakkını aramasına izin verilmediğini anlattı. Uğraşları sonucunda kızlarının ölümünün basit bir trafik kazası nedeniyle değil, “iş kazası” sonucu olduğunun raporunun çıktığını, sorumluların tamamının yargılanması için adalet mücadelesine devam edeceklerini aktardı.

31 Ocak 2008’de Davutpaşa’da meydana gelen patlamada eşini kaybeden İdris Çabuk, mücadelelerinin sonucunda Zeytinburnu Belediye Başkanı’nı sanık sandalyesine oturttuklarını, son duruşmada Belediye Başkanı’nın ifadesinin alındığını hatırlatarak, diğer sorumluların da yargılanması için mücadele edeceklerini, devlet kurumlarından görevlilerin yargılanmalarını sağlamalarının diğer davalar için de emsal olacağını belirtti.

Davalarda son durum

1 Umut Derneği, “İş Cinayetlerinde Adalet İçin Hukuk Koordinasyonu” adına söz alan hukukçu Erbay Yucak davalar hakkında bilgi verdi. Ortada olan bütün umutsuz tabloya rağmen aileler adalet mücadelesi verdiği için Esenyurt davasında 5’i tutuklu 13 kişinin yargılandığını; Davutpaşa davasında Zeytinburnu Belediye Başkanı’nın yargılandığını; set işçisi Selin Erdem’in ölümünün “iş kazası” sayıldığını; Van Bayram Otel davasında otel sahibi dışındaki sorumlular hakkında da soruşturma açılma sürecine girildiğini ifade etti.

Esenyurt yıldönümüne davet

Esenyurt Marmara Park AVM önünde, Esenyurt çadır yangının birinci yıldönümü nedeniyle 10 Mart 2013’te yapılacak olan anma etkinliğine ve 7 Nisan Pazar günü 13.00’te gerçekleştirelecek 16. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne katılım çağrısıyla 15’inci nöbet sonlandı.

24 Kasım 2012 Cumartesi

MARMARA PARK AVM İNŞAATINDA YAŞAMINI YİTİREN İŞÇİLERİN AİLELERİ ADALET İSTİYOR

İstanbul Esenyurt’ta 17 Ekim 2012’de törenlerle açılışı yapılan Marmara Park AVM’nin inşaatında 11 Mart 2012’de meydana gelen yangında 11 işçi hayatını kaybetmişti. Bugün Esenyurt davasının üçüncü duruşması görüldü. Davada 13 sanık bulunmakta olup 5’i tutuklu, 8’i tutuksuz olarak yargılanmakta. Duruşma öncesinde yaşamını yitiren işçilerin adalet arayışını sürdüren aileleri, duruşmanın görüldüğü Bakırköy Adliyesi önünde toplanarak bir basın açıklaması yaptılar. Açıklamayı, aileler adına abisini yangında kaybetmiş olan Damla Kıyak okudu.

“HİKÂYE HEP AYNI”

Aileler açıklamalarında ilk olarak, Samsun-Tekkeköy’de Eti Bakır’a ait işletmede amonyak tankının kapağında yapım çalışması devam ederken meydana gelen çökme olayına dikkat çektiler. “İlk belirlemelere göre enkaz altında kalarak hayatını kaybeden 5 işçi kardeşimize rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralanan 11 işçi kardeşimize de acil şifalar diliyoruz,” diyerek söze başladılar.

Aileler, “Hikâye hep aynı. İstanbul-Davutpaşa, Zonguldak-Karadon, Ankara-Ostim-İvedik,Bursa-Kemalpaşa, Esenyurt... Binlerce işçi bu izbe, havasız, yeterince aydınlatılmayan, hiçbir iş güvenliği önlemi alınmayan işyerlerinde, mevcut tehlikeler ve riskleri konusunda bilgilendirilmeden, gerekli eğitimler yapılmadan, ihtiyaçları olan koruyucu donanımlar kendilerine verilmeden, sigortasız, güvencesiz olarak istihdam edilmektedir,” diyerek kendilerinin de bir emsalini yaşamış oldukları ve sürüp giden “iş kazaları” için tepkilerini dile getirdiler.

“CANLARIMIZI KAYBETMEMİZİN NEDENİ İŞÇİNİN HAYATINA KIYMET VERİLMEMESİ”

“Canlarımızı kaybetmemizin nedeni, denetim eksikliği, ihmal, kâr hırsı ve işçinin hayatına kıymet verilmemesi,” diyen aileler, bunun dava dosyasında yer alan iş müfettişleri raporu ve savcılık iddianamesi tarafından da teyit edilmekte olduğunu vurguladılar. Öte yandan aileler, Cumhuriyet Savcılığı tarafından düzenlenen iddianame ile 13 kişinin yargılandığı dava konusunda “tüm sorumlulara” işaret ederek, “Marmara Park şirketinden, Kayı İnşaat’a, KALDEM’den, MİRATEK’e ve diğer sorumlulara kadar yargılamanın adil ve etkin sürdürülmesi için elimizden geleni yapacağız,” diyerek davalarının takipçisi olduklarını dile getirdiler.

Bugün görülen üçüncü duruşmada “tanıkların dinlenmeye devam edileceğini” belirten aileler, bir önceki duruşmada yaşadıklarını hatırlatarak, “yasaların kendilerine verdiği yükümlülükleri yerine getirmedikleri” gibi, duruşma sırasında da “herkesin sorumluluğu birbirine yıkmaya çalıştığını gördüklerini” ifade ettiler.

“İŞ KAZASI DEĞİL, CİNAYET”

“Adalet mücadelelerimizi sürdürmeyi gidenlere boyun borcumuz, geride kalan işçilere yükümlülüğümüz olarak görüyoruz,” diyen aileler açıklamalarını şu sözlerle sonlandırdılar: “Diğer iş cinayetlerinde hayatlarını kaybeden ailelerle, destek veren dostlarımız ve avukatlarımızla birlikte, Esenyurt’u unutmadık, unutturmayacağız. İş kazası değil, cinayet diyoruz! Bütün sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Adalet istiyoruz.”

Daha sonra ailelere destek için duruşmaya katılmak üzere orada bulunan Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel ailelerden sözü alarak destek dileklerini paylaştı. Topal, Demir, Nağmal aileleri de söz alarak konuştular. Yapılan konuşmaların ardından aileler, avukatları ve kendilerine destek verenlerle birlikte duruşma salonuna geçtiler.

DURUŞMADA YALANCI TANIKLIK İDDİASI

Duruşmada mahkeme tarafından tanık olarak dinlenmek üzere çağrılan aynı şantiyede çalışan ve çadırlarda kalan Cem Kılıç, İsmail Sarısüleyman, Nurtaç Kurada ifadelerinde ve kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri cevaplarda “herhangi bir iş güvenliği eğitimi almadıklarını, bu yönde de bir denetime rastlamadıklarını” beyan ettiler.

Sanık avukatlarının tanık olarak çağırdığı Fatih Türk adlı kişi dinlendi. Bu kişinin, “o işyerinde çalışmadığı halde, o gün orada bulunduğunu beyan ederek aslında çadırların yakılmış olabileceğine dair iddialarda bulunması” gerekçesiyle ailelerin avukatları tanık Fatih Türk hakkında “yalancı tanıklık” yaptığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Amcasını yangında kaybeden ve aynı şantiyede bir ay süreyle çalışmış olan Rüstem Keskin’in ifadesine başvuruldu. Tanık “bir ay boyunca sigortasız çalıştırıldığı için işten ayrıldığını, herhangi bir iş güvenliği eğitimi verilmediğini” beyan etti.

BİR SONRAKİ DURUŞMA 18 OCAK’TA

Avukatların görüş bildirmeleri sonrasında mahkeme heyeti tarafından,

1- Halen aranmakta olan KALDEM şirketinin ortaklarından Mehmet Altun’un yakalanmasının beklenmesine,

2- Diğer duruşmaya gelmeyen tanıkların zorla getirilmesine,

3- Fatih Türk adlı tanık hakkındaki suç duyurusunun daha sonra karara bağlanmasına,

4- Marmara Park ile Kayı İnşaat arasındaki sözleşmenin gereği olarak ilgili inşaat alanına dönük bir sigorta anlaşmasının olup olmadığının araştırılmasına,

5- İkinci duruşmada ilgili firmalardan talep edilen karşılıklı sözleşme örnekleri ve bütün bu şantiye alanını kapsayan iş güvenliği koordinasyon tutanaklarının istenmesine karar verilerek, duruşma 18.01.2013 günü saat 10.00’a bırakıldı.

İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri ve yakınları

19 Ekim 2012 Cuma

İşçi Aileleri Marmara Park AVM önünde “Unutmadık” dediler


İnşaatı sırasında 11 işçinin hayatını kaybettiği Marmara Park Alışveriş Merkezi bugün açılışını yaptı. 11 Mart 2012 tarihinde şantiyede kaldıkları çadırlarda çıkan yangın sonucu yaşamını yitiren işçilerin aileleri, AVM önünde bir araya gelerek açılışa olan tepkilerini dile getirdiler.

Çıkan yangın sonucunda hayatını kaybeden inşaat işçisi Barış Kıyak’ın kardeşi Damla Kıyak, aileler adına yaptığı basın açıklamasında, yapılan açılış için “İnsanda bir parça utanma ve haya olur” diyerek öfke ve acısını dile getirdi. Kıyak şunları ifade etti: “Acımız bu kadar tazeyken ve bu yapıyı inşa edenler sanık olarak mahkeme huzurunda yargılanırken, hiçbir şey olmamış gibi, hiç sorumlulukları yokmuş gibi davranılması canımızı acıtıyor.”

Sürmekte olan dava sürecine de dikkat çeken Kıyak, “Bilirkişi raporlarının olaya ilişkin ihmali ve denetimsizliği açıklıkla gözler önüne sermekte olduğunu, ancak sanıkların ifadelerinde sorumluluğu birbirine atmakta olduğunu” ifade ederek, “Sorumluların, raporlara rağmen gerekli önlemleri almadıklarını, işçileri çadırlarda balık istifi barındırdıklarını ve çadırların çıkış kapılarını kapattıklarını” da sözlerine ekledi.

Açıklama esnasında katılımcılar, İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenlerin Adalet Arayan Yakınları olarak “Ne çabuk unuttunuz!” yazılı bir pankart açarak “İş kazası değil, bu bir cinayet,” “Sorumlular belli, adalet istiyoruz” sloganlarını attılar.

Olayda hayatını kaybeden Seyfettin Topal’ın ağabeyi İdris Topal, “Ben burada kardeşimi kaybettim, yaptıklarına bakın. Bu hak mı? Daha senesi dolmadan, daha acımız dinmeden... Şu gelenlere bakın, insan kaynıyor... Bu bize yakışır mı? Gidenler gelmez giden zaten gitti, ama daha mahkeme sonuçlanmadan açılış yapıyorlar” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Devam eden davada şu anda 5’i tutuklu 13 sanık yer almakta. Davanın 3’üncü duruşması Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 23 Kasım 2012 tarihinde görülecek. Açıklamanın sonunda aileler, “vicdanı olan” herkesi bu duruşma öncesinde yapacakları basın açıklamasına ve bunun öncesinde 4 Kasım 2012 tarihinde 12’incisini gerçekleştirecekleri “Vicdan ve Adalet Nöbeti”ne davet ettiler.

İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenlerin Adalet Arayan Yakınları her ayın ilk pazar günü, Taksim Galatasaray Meydanı’nda saat 13.00’te buluşarak ilgili davalarda gelinen süreçleri kamuoyuyla paylaşıyorlar.