26 Nisan 2013 Cuma
Büyük resmin parçaları 5.1: CHP’den “cevap” ve “düzeltme”
Gülseren Onanç’ın Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteğiyle Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmesi, son CHP yazıma “cevap(!)” niteliği taşıyor. Bu yüzden yazımda bazı “düzeltmeler(!)” yapmam gerekiyor.
Eski CHP Halkla İlişkiler Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç, 12 Nisan 2013 tarihinde Malatya’da yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan ile yürütülen müzakere süreci hakkında “CHP’ye oy verdim diyenlerin yüzde 65'i süreci destekliyor. Sürecin neler içerdiğini bilmediği halde, bu sürecin barışa evrilmesi gerektiğine inanan bir CHP var. Bunun da CHP'nin sosyal demokrat tabanının barışa açlığının bir göstergesi olduğuna inanıyorum Bütün örgütlerimiz bu sürecin birer parçası da olacaktır”(1) demişti.
Ben de 16 Nisan 2013 tarihinde yayınladığım yazımda(2), bu sözlerin CHP’nin AKP ve PKK/BDP tarafından Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı ile ilgili müzakere sürecine ortak olduğunun göstergesi olduğunu ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu ortaklığı sağlaması için CHP Genel Başkanlığı koltuğuna getirildiğini yazmıştım.
Kılıçdaroğlu’nun “cevabı”
Yazımı yayınladığım gün CHP TBMM Grubu, Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Kılıçdaroğlu süreçle ilgili şöyle konuştu: “Bize soruyorlar: Barış istiyor musunuz? İstemeyen mi var? Huzur istiyor musunuz? İstemeyen mi var? Niye destek vermiyorsunuz? Neye destek verelim, bilen var mı? Senin Başkanlık sistemi için yaptığın çalışmalara mı destek vereceğiz, avucunu yalarsın Recep Tayyip Erdoğan.”(3)
“Netleşen tavır”
Bu sözlerin ardından Kılıçdaroğlu, Onanç ile görüşerek istifa etmesini istedi. Onanç, bu istek üzerine 18 Nisan 2013 tarihinde istifa etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin bu istifanın ardından, “Bundan sonra genel başkanımızın tavrı daha net olacak. Kimse başka mana aramasın. Bunu kendimize hakaret sayarız”(4) açıklamasında bulundu.
Onanç’ın yanıtı
Onanç ise istifasının ardından, “Bu noktada, parti yönetimiyle aynı doğrultuda politika yapma olanağımızın kalmadığına karar verdik. Bu fikir ayrılığından dolayı CHP'de yönetici olarak kalmamın doğru olmayacağını görüyorum”(5) dedi.
Onanç, 19 Nisan 2013 tarihli Takvim Gazetesi’nde yayınlanan özel demecinde “Türkiye genelinde insanların yüzde 65’i, CHP tabanında ise yüzde 63’ü sorunun müzakere edilerek çözülmesinden yana. Ben bölüneceğimiz endişesi taşımıyorum. CHP olarak halktan çok uzağız. Kalıcı barış için CHP’nin mutlaka sürece dahil olması gerekiyor. Başbakan Erdoğan, barışı getiren adam olmanın kendisine siyaseten nasıl büyük bir hareket alanı yaratacağının farkında”(6) ifadelerine yer verdi.
“Düzeltme(!)”
Bu süreç, konuyla ilgili ilk yazımda belirttiğimin aksine CHP’nin henüz tam olarak müzakere sürecine eklemlenemediğini gösteriyor. Bahsettiğim yazımda da belirttiğim üzere Onanç’ın “Kürt sorununa çözüm sürecini tüm parlamentonun katılacağı, parlamentoda kurulacak bir komisyonun, Akil İnsanlar Heyeti'nin götürmesini hedeflemiştik ancak durum böyle gitmiyor. Çözüm süreci şu anda iki parti arasında ve bir bilinmezlikle devam ediyor” sözlerinin gösterdiği bu eklenememe durumu Kılıçdaroğlu ve şürekasını çok ciddi rahatsız etmiş gözüküyor. Bu rahatsızlık o kadar büyük ki, partiyi yenilediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, yerine genel başkanlık koltuğuna oturduğu Deniz Baykal’ın söylemine dönüş yaptı.
Bu durum ise CHP’nin içinde var olan iki kutupluluğun iyice derinleşmesine sebep oluyor. 2007 Yerel Seçimleri döneminde İstanbul İl Başkanlığı görevindeyken Kılıçdaroğlu’nun tanıtımı için çabalayan Gürsel Tekin, Onanç’ın istifasından yaptığı açıklama ile de Kılıçdaroğlu’na sadakatini sergilemiş oldu.
Diğer tarafta "TR705"
WikiLeaks belgelerinde, “Gölge CIA” olarak tanınan düşünce kuruluşu Stratfor’un “TR705” olarak kodladığı ortaya çıkan CHP İnsan Hakları Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ise bu cephenin tam karşısında yer aldı.
Tanrıkulu, önce Habertürk’e konuk oldu ve “Onanç’ın görüşlerine tabii ki katılıyorum” dedikten sonra Kılıçdaroğlu’nun kararına ilişkin yorumlarda bulundu: “Genel Başkan, MYK üyeleri atıyor. Kendisi takdir ediyor. MYK üyeleri seçimle gelmiyor. Kararı kendisiyle ilgili bir mesele nedeniyle almış olabilir. Takdir Genel Başkanın.”(7)
Ertesi gün ise İzmir’de Vanlılar Derneği Hizmet Binası açılışında gülücükler savurup tozpembe bulutlar savurarak müzakere sürecine destek çağrısı yaptı: “Bugün burada yüzler gülüyor, gözlerde umut var. O umut ve sevinç, ölüm haberlerinin gelmemiş olmasıdır. Bütün İzmir’in, bütün Ege’nin buradaki havayı teneffüs etmesi lazım. Biz bu umutlu havayı bütün Türkiye’ye yaymalıyız. Barışla ve kardeşlikle Türkiye’yi yeniden inşa etmeliyiz.”(8)
CHP’deki “ayrılık”
CHP’de varolan bu ayrılık ve tartışma, bütünüyle küresel siyasete nasıl dahil olacağı ve bu sürecin siyasi rantından ne kadar pay alacağına ilişkindir. Kılıçdaroğlu yönetimindeki “Yeni CHP” de “büyük resim”in içinde. Sadece yerini netleştirmeye çalışıyor...
(1)NTV, 'CHP çözüm sürecinin parçası olacak', http://www.ntvmsnbc.com/id/25435405
(2)Soner Bahadır, ”Büyük resmin parçaları 5: Âkil, müzakereci, ‘yeni’ CHP”, http://serbestats.blogspot.com/2013/04/buyuk-resmin-parcalar-5-akil-muzakereci_16.html
(3)Yurt Gazetesi, ‘Cumhuriyet’i yıkmaya gücün yetmez!’, 18 Nisan 2013, sayfa 7
(4)CNN Türk, “Gülseren Onanç istifa etti”, http://www.cnnturk.com/2013/turkiye/04/18/gulseren.onanc.istifa.etti/704595.0/index.html
(5)A Haber, “CHP'li Onanç istifasının nedenini açıkladı” http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2013/04/18/chpli-onanc-istifasinin-nedenini-acikladi
(6)Takvim Gazetesi, “CHP halktan koptu”, 19 Nisan 2013, Anasayfa
(7)Sözcü Gazetesi, “Tanrıkulu Onanç’a destek verdi”, 20 Nisan 2013, Sayfa 4
(8)Türkiye Gazetesi, “Bu umutlu havayı bütün Türkiye’ye yaymalıyız”, 21 Nisan 2013, Sayfa 13
Soner Bahadır
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder