logo

12 Ocak 2012 Perşembe

Sosyal ve Siyasi Nefes Darlığı Çekiyoruz



Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği(TMMOB) Mimarlar Odası avukatlarından Can Atalay’ın da çeşitli platformlarda dile getirdiği üzere mevcut hükümet, çeşitli tutuklamalar, kanunlar, kanun hükmünde kararnameler(khk) ve sosyal baskılarla, siyaset yapılabilecek alanları daraltıyor. Bu daraltma artık o kadar büyüdü ki Türkiye’de siyasi ve sosyal olarak nefes almak olanaksız hale gelmeye başladı ve ülkede adeta bir nefes darlığı yaşanmaktadır.
                                                                                        
Muhalif kesimin yaygın olarak kullandığı ifadeyle, muhafazakar kesim üzerine yaptığı “mağdur edebiyatı” ile önce iktidar sonra da hegomonya kuran hükümet artık, “iktidar olduk ama muktedir olamadık” diyecek alan bulamamaktadır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle “kalfalık” dönemi olan 2. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti döneminde Ergenekon, Balyoz ve Devrimci Karargah gibi siyasi davalarla askeriye ve devlet mekanizması, Odatv Davası ve KCK Davası ile ilintilinerek basın kuruluşlarına yapılan baskınlar sonrası da haberciler tutuklanarak hükümetin muktedirliğine halel getirebilecek bütün seslerin gırtlağına çökülmüştür.

Yine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “ustalık dönemi” olarak adlandıracağı 3. hükümetleri arefesinde bir güç denemesi olarak ortaya attığı anayasa referandumundan zaferle çıkmasıyla yargı konusunda da iktidar, gayet muktedir konuma gelmiştir. Bu muktedirlik öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, hükümetin ustalık döneminin şimdiye kadarki kesitini tanımlayacak ifade olan sosyal baskı konusunda temel araç haline gelmiştir.

Beyoğlu’ndaki eğlence sektörü esnafının ekonomik abluka altına alınmasını Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği(Beyder) Başkanı Tarkan Konar şöyle değerlendirdi: “Önce mekanların önlerine masa ve sandalye konusunda müdahale ettiler. Dışarıda oturacak yer kalmadı, içerde de sigara içilmiyor. İyi, kötü dışarda oturacak yeri olan dükkanların da ısıtıcılarını kaldırmak, alkolde ÖTV artışı yapılması sektörü ekonomik olarak boğuyor.”(1)

Bu kadarıyla yetinmeyen hükümet, sanki sayın Konar’ı doğrulamak istercesine, Galatasaray taraftarları için büyük önem taşıyan ve maç öncesi toplanmanın adeta yazısız bir prosedür olduğu Nevizade ve Balık Pazarı’nda maç öncesi toplanma yasağı getirdi(2). Yetmezmiş gibi “artık bu kadarına da pes” dedirtecek biçimde, kapalı mekanlarda nargile içilmesine de yasak getirilmesini Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) gündemine getirmeye hazırlanıyor.(3)

Ergenekon Davası Tutuklusu İşçi Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’e sadece dava sırasında savunma yaparken sarfettiği sözlerden ötürü 5 dava açılmış, bu davalar sonucu 16 yıl hapis cezası verilmiş ve ayriyetten hakkında 26 yıl daha hapis cezası isteniyor. 


Ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Silivri Cezaevi’nde görülen Ergenekon Davası hakkında sarfettiği, “Parlamentoya gelerek, yeminlerini ederek Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde öngörülen görevlerini yapmak istiyorlar. Ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum. Çünkü yargıç, vicdanıyla haraket eden kişi demektir. İktidara muhalif olmanın bedeli, 21’inci yüzyılın Türkiyesi’nde Silivri’de toplama kampında olmaktır. Bu bir demokrasi ayıbıdır. Bu ayıbı ortadan kaldırmamız lazım. Türkiye’ye yakışmıyor.” sözleri üzerine “kurum halinde çalışan kamu görevlisine hakaret” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla soruşturma açılması için TBMM’ye fezleke verildi.(4) CHP milletvekilleri de buna karşılık, TBMM’den “dokunulmazlıklarımızı kaldırı” talebinde bulundu.(5)

Uzun lafın kısası, artık kimin nerde toplanacağına, ne içeceğine hatta ne iş yapacağına karar veren, gayet “muktedir” bir siyasi yapıyla karşı karşıyayız.  Hükümet, kendisine benzemeyen kimseye gün yüzü gösterme niyetinde değil. Bu durum giderek toplumdaki rahatsızlığı ve gerginliği arttırıyor. En siyasi ve devlet erkanı içerisinde olan kişiden, sokaktaki sıradan vatandaşa kadar herkes hükümetin gazabının hedefinde.

Siyasiler ve ünlü basın mensupları, kendilerine destek veren kitleleri nispetinde seslerini çıkarabiliyor. Fakat gittikçe gırtlağına basılan esnaf, hükümetin gazabından korkup gıkını çıkaramıyor, basit bir doğalgaz kesintisi hakkında bile konuşmak istemiyor.

Bu durum, ülkemizin içinde bulunduğu nefes darlığının giderek büyüyeceğini gösteriyor. Umarım güzel yurdum, can vermeden bu darboğazdan ve hastalıktan kurtulur.

Umudum var mı? Başka neyim var ki?

(1)Soner Bahadır, “Beyoğlu’nda bir esnaf operasyonu daha”, Aydınlık Gazetesi, 2 Ocak 2012, Sayfa 3
(2)Haber 365, “Galatasaray Taraftarına Nevizade Yasağı”,         http://www.haber365.com/Haber/Galatasaray_Taraftarina_Nevizade_Yasagi/
(3)Ekonometre, “Sigaradan Sonra Şimdi de Nargile Yasağı”, http://www.ekonometre.net/haber/sigaradan-sonra-simdi-de-nargile-yasagi
(4)Cem Tursun,” ‘Toplama kampı’ndan fezleke”, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19644595.asp
(5)Haber Vakti, “Meclis’te ‘dokun bana’ eylemi”, http://habervakti.com/?page=news_details&id=62865 

Soner Bahadır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder