Türk Mühendis ve Mimarlar
Odaları Birliği(TMMOB) Mimarlar Odası avukatlarından Can Atalay’ın da çeşitli
platformlarda dile getirdiği üzere mevcut hükümet, çeşitli tutuklamalar,
kanunlar, kanun hükmünde kararnameler(khk) ve sosyal baskılarla, siyaset
yapılabilecek alanları daraltıyor. Bu daraltma artık o kadar büyüdü ki
Türkiye’de siyasi ve sosyal olarak nefes almak olanaksız hale gelmeye başladı
ve ülkede adeta bir nefes darlığı yaşanmaktadır.
Muhalif kesimin yaygın olarak
kullandığı ifadeyle, muhafazakar kesim üzerine yaptığı “mağdur edebiyatı” ile
önce iktidar sonra da hegomonya kuran hükümet artık, “iktidar olduk ama
muktedir olamadık” diyecek alan bulamamaktadır. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın ifadesiyle “kalfalık” dönemi olan 2. Adalet ve Kalkınma Partisi
hükümeti döneminde Ergenekon, Balyoz ve Devrimci Karargah gibi siyasi davalarla
askeriye ve devlet mekanizması, Odatv Davası ve KCK Davası ile ilintilinerek
basın kuruluşlarına yapılan baskınlar sonrası da haberciler tutuklanarak hükümetin
muktedirliğine halel getirebilecek bütün seslerin gırtlağına çökülmüştür.
Yine Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın, “ustalık dönemi” olarak adlandıracağı 3. hükümetleri arefesinde bir
güç denemesi olarak ortaya attığı anayasa referandumundan zaferle çıkmasıyla
yargı konusunda da iktidar, gayet muktedir konuma gelmiştir. Bu muktedirlik
öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, hükümetin ustalık döneminin şimdiye kadarki
kesitini tanımlayacak ifade olan sosyal baskı konusunda temel araç haline
gelmiştir.
Beyoğlu’ndaki eğlence sektörü
esnafının ekonomik abluka altına alınmasını Beyoğlu Eğlence Yerleri
Derneği(Beyder) Başkanı Tarkan Konar şöyle değerlendirdi: “Önce mekanların önlerine masa ve sandalye konusunda müdahale ettiler.
Dışarıda oturacak yer kalmadı, içerde de sigara içilmiyor. İyi, kötü dışarda
oturacak yeri olan dükkanların da ısıtıcılarını kaldırmak, alkolde ÖTV artışı
yapılması sektörü ekonomik olarak boğuyor.”(1)
Bu kadarıyla yetinmeyen
hükümet, sanki sayın Konar’ı doğrulamak istercesine, Galatasaray taraftarları
için büyük önem taşıyan ve maç öncesi toplanmanın adeta yazısız bir prosedür
olduğu Nevizade ve Balık Pazarı’nda maç öncesi toplanma yasağı getirdi(2).
Yetmezmiş gibi “artık bu kadarına da pes” dedirtecek biçimde, kapalı mekanlarda
nargile içilmesine de yasak getirilmesini Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM)
gündemine getirmeye hazırlanıyor.(3)
Ergenekon Davası Tutuklusu
İşçi Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’e sadece dava sırasında savunma
yaparken sarfettiği sözlerden ötürü 5 dava açılmış, bu davalar sonucu 16 yıl
hapis cezası verilmiş ve ayriyetten hakkında 26 yıl daha hapis cezası
isteniyor.
Ana muhalefet partisi olan
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Silivri Cezaevi’nde
görülen Ergenekon Davası hakkında sarfettiği, “Parlamentoya gelerek, yeminlerini ederek Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde
öngörülen görevlerini yapmak istiyorlar. Ama bu görevler maalesef bazı
yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum.
Çünkü yargıç, vicdanıyla haraket eden kişi demektir. İktidara muhalif olmanın
bedeli, 21’inci yüzyılın Türkiyesi’nde Silivri’de toplama kampında olmaktır. Bu
bir demokrasi ayıbıdır. Bu ayıbı ortadan kaldırmamız lazım. Türkiye’ye
yakışmıyor.” sözleri üzerine “kurum halinde çalışan kamu görevlisine
hakaret” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla soruşturma
açılması için TBMM’ye fezleke verildi.(4) CHP milletvekilleri de buna karşılık,
TBMM’den “dokunulmazlıklarımızı kaldırı” talebinde bulundu.(5)
Uzun lafın kısası, artık kimin nerde
toplanacağına, ne içeceğine hatta ne iş yapacağına karar veren, gayet
“muktedir” bir siyasi yapıyla karşı karşıyayız.
Hükümet, kendisine benzemeyen kimseye gün yüzü gösterme niyetinde değil.
Bu durum giderek toplumdaki rahatsızlığı ve gerginliği arttırıyor. En siyasi ve
devlet erkanı içerisinde olan kişiden, sokaktaki sıradan vatandaşa kadar herkes
hükümetin gazabının hedefinde.
Siyasiler ve ünlü basın mensupları,
kendilerine destek veren kitleleri nispetinde seslerini çıkarabiliyor. Fakat
gittikçe gırtlağına basılan esnaf, hükümetin gazabından korkup gıkını
çıkaramıyor, basit bir doğalgaz kesintisi hakkında bile konuşmak istemiyor.
Bu durum, ülkemizin içinde bulunduğu
nefes darlığının giderek büyüyeceğini gösteriyor. Umarım güzel yurdum, can
vermeden bu darboğazdan ve hastalıktan kurtulur.
Umudum var mı? Başka neyim var ki?
(1)Soner Bahadır, “Beyoğlu’nda bir esnaf operasyonu
daha”, Aydınlık Gazetesi, 2 Ocak 2012, Sayfa 3
(2)Haber 365, “Galatasaray Taraftarına Nevizade
Yasağı”, http://www.haber365.com/Haber/Galatasaray_Taraftarina_Nevizade_Yasagi/
(3)Ekonometre, “Sigaradan Sonra Şimdi de Nargile Yasağı”,
http://www.ekonometre.net/haber/sigaradan-sonra-simdi-de-nargile-yasagi
(4)Cem Tursun,” ‘Toplama kampı’ndan fezleke”, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19644595.asp
(5)Haber Vakti, “Meclis’te ‘dokun bana’ eylemi”, http://habervakti.com/?page=news_details&id=62865
Soner Bahadır

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder