Gün geçmiyor ki Türk medyasında bir skandal daha yaşanmasın. Yurdum insanı gayrı "İleri demokrasi" yi sırça köşklerinde oturan değerli büyüklerimiz ! ve onlara her defasında çanak tutmakdan kaçınmayan "yandaş" medya holdingleri sayesinde iliklerimize dek yaşıyoruz. Öyle ki o denli ileriye gittik ki neredeyse kulvarı tamamlayıp başa döndük. Aramızda sporcu arkadaşlarımız pekala bilir " Tur bindirme" kavramını. Acaba diyorum ki bizde demokrasiye tur mu bindirdik....
Başta biz İletişim Fakültesi, Gazetecilik bölümü öğrencileri olmak üzere iletişim dalında tüm önlisans ve lisans öğrencilerine okutulan bir ders var, " Medya Etiği" . Peki bu bol kredisi ve zorluk derecesi diğerlerine kıyasla biraz daha hacimli olan dersin içeriği ne ?
Şöyle ki kısaca değinmek gerekirse medya etiği : Toplumun bütünü ve tek tek bireyler için yaşamsal önem taşıyan kurallar ve bireylerin kişisel varlıklarıyla kitle iletişim araçlarının karşılıklı konumlarını, ilişkilerini, uzlaşmalarını ve çatışmalarını ve medyanın çalışmalarının toplumun beğenileri ile ilgili boyutunu kapsamaktadır. Medya etiği kapsamında çoğunlukla, kitle iletişim araçlarının yayınlarının toplum etiği ile örtüşüp örtüşmediği; toplumsal değerlerle çelişen noktaların hangi biçimde ortaya çıktığı, ortaya çıkan sorunların medyadan mı yoksa toplumdan mı kaynaklandığı; kimin sorumluluklarını yerine getirmediği konuları işlenmektedir.
Sanırım bu tanıma göre hafızalarınızda "Medya Etiği" konusunda bir kaç şey belirmişdir. Ha bunu demişken elbette ben ile beraber fakültede dirsek çürüten arkadaşlarımı ve değerli yurdum insanını tenzil ediyorum. Çünkü onlarda pekala bunun ne anlama geldiğini ve medya holdinglerinde nasıl işlendiğini gayet tabi biliyorlar....Sözüm bilmeyenlere, sektör dışında farklı uğraşlarla ilgilenen yurdum medyasına ve en nihayetinde "Haber Türk Gazetesine" Dün HT okuyan arkadaşlar görmüştür. Sürmanşet'e bir aile içi şiddet sonucunda magdur olan bir bayan vatandaşımız var. Kanlar içinde ve sırtının biraz alt kısmında saplanmış vaziyette bulunan kocaman bir bıçak bariz görülebiliyor. "Kadına şiddette son nokta" başlıklı haberini görür görmez önce bir kanım dondu ve " Medya Etiğinde geldiğimiz son nokta" başlığını attım bende beynimin sürmanşetine. Bir gazeteci adayı olarak bunu da mı görecektim deyip yakındım içten içe. Gel gör ki neye yarar...ben amatör bir blogger yayıncısı olarak dün gazetenin manşetinde yer alan o görüntüyü iznizle üzerinde biraz oynayarak veriyorum, medya etiği dersini alan bir Gazetecilik öğrencisi olarak...
Bir sosyal paylaşım sitesi olan twitter'dan takip edebildiğim kadarıyla yalnız bu dertten muzdarip ben değilmişim. Sayıları neredeyse binleri bulan okuyucular, HT'nin yaptığı bu etik dışı yayıncılığı sert bir üsluğ ile yerden yere vurarak eleştirdi. Bu eleştirileri sadece vatandaşlar değil, gazetenin yazar kadrosunda bulunan bir kaç isimde lafını esirgemedi. Bunların arasında Balçicek İLTER, Umur TALU ve Serdar Ali ÇELİKLER var. İşde bu deyişlerinden bir kaçı ;
Balçiçek İlter:
-Bütün eleştiriler haklı. Olacak şey değil. İki çocuk annesi o fotoğraf, basmışız umarsızca. Bırakın bizi, o çocuklar ne düşünür.
Umur Talu:
- Biz sizi hiç yazdıklarımızla utandırdık mı?
- Yazdıklarımızla sizi utandırdık mı sorusu, Habertürk'te bu işlere karar veren arkadaşlara sorulmuştu.
- Eğer yazarken, biz sizi utandırmamaya çalışıyorsak, siz bizi, hepimizi niye utandırıyorsunuz?
Serdar Ali Çeliker:
-Hakikaten çok rahatsız edici bi görüntü oluşmuş. Çocuklarım görmesin diye gazeteyi istem dışı ters çevirdiğimi farkettim.
Bunlar gazete içersinden bu talihsiz olayı dile getirilen isimler. Birde yine aynı konu hakkında görüşlerini açıklayana sektör içi çalışan çeşitli sivil toplum kuruluşları var. Bunlar içersinde de; Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gibi bilinen tanınlar ve itibar gören meslek kuruluşları var.
Basın Konseyi :
07.10.2011 tarihinde Habertürk Gazetesi’nin manşetinde “Kadına Şiddette Son Nokta” başlığı altında aile içi şiddete maruz kalarak, eşi tarafından bıçaklanmış bir kadının yaralı halde ve sedye üzerindeki fotoğrafının hiçbir gizleme veya buzlama yapılmaksızın tüm çıplaklığıyla ve pervasızca yayınlanmış olması kamuoyunda çok ciddi bir infiale yol açmıştır. Basın Konseyi’ni telefon, faks ve e-posta yağmuruna tutan çok sayıda yurttaşımız kadına yönelik şiddeti düşüncesizce manşete taşıyan bu haber ve fotoğraf hakkında şikâyetlerini bildirmişlerdir.
Basın Konseyi kamuoyu gündemine yerleşen ve çok ciddi bir tepki uyandıran bu fotoğraf ve haberle ilgili olarak Basın Meslek İlkeleri yönünden derhal bir inceleme başlatmıştır. Ayrıca konunun sürüncemede kalmaması ve en kısa zamanda karara bağlanabilmesi amacıyla Basın Konseyi Genel Sekreterliği, Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nu bu konuyu tek gündem maddesi olarak görüşmek üzere, acil toplantıya çağırmıştır. Kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur."
Basın Konseyi, HT'de yaşanan bu talihsiz olayın aradından üyelerini bir araya getirerek toplantı yaptı ve konuya ilişkin inceleme başlattığını duyurdu.
TGC Başkanı Orhan ERİNÇ :
Ne yazık ki iki kere iki medyada da her zaman dört etmiyor. Olasıdır ki habercilik adına yapılan tercih hem şiddete uğramış bir kadının özel yaşamına özensiz bir yaklaşım, hem de şiddetin yansıtılması olarak gündeme gelmiştir.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne aykırı olduğunu düşünüyorum.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, özel hayatın gizliliğinin geçersiz sayılabileceği durumları saptamıştır. “Sarsıcı durumlarda” gazetecinin doğru davranış kurallarını şöyle belirlemektedir:
“Sarsıcı durumlarda: Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda gazetecinin olaya yaklaşımı ve araştırması insani olmalı ve gizliliklere uyularak duygu sömürüsünden kaçınılmalıdır.”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'de yaptığı yazılı açıklama ile bu durumun Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni çiğnediğini belirtti. Temenim o ki bu Türk medyası için bir deneyim olur. Bir daha tiraj ve ticari kaygılarından ötürü bu ve buna benzer etik dışı yayıncılık yapmazlar...Aksi halde Fakültede bizlere büyük bir özveri ve içtenlikle emek veren, bilgi veren hocalarımızın emekleri karşılıksız kalır...
Saygılarımla Gökhan ÇELİK.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder