logo

Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2012 Pazar

Gergin Madrid derbisi Kraliyet’in

Sık sık dirseklerin konuştuğu ve şiddetli tartışmalara sahne olan maçta Real Madrid, Athletico Madrid’i 2-0 mağlup etti.

La Liga’nın 14. Haftası’nda dün, Santiago Barnabeau Stadı’nda Madrid kentinin iki takımı karşı karşıya geldi. Athletico Madrid’in son 2 sezondaki atılımından dünya spor basını bir “Madrid derbisi” yaratmaya kalksa da İspanya Krallığı’nın Başkent Madrid’deki takımı Real Madrid, yılların birikiminin farkını çok rahat bir biçimde ortaya serdi. Karşılaşmanın Hakemi Majenco ise basının derbi pompalamasının altında kalmışa benziyordu.

Milli futbolcularımızdan Athletico Futbolcusu Arda Turan, takımı gibi, etkili bir performans sergileyemedi vei 78. dakikada yerini Raul Garcia’ya bıraktı. Real’deki temsilcimiz Mesut Özil ise “gerektiği kadar”  maça ağırlığını koyarak görevini yerine getirdi ve 88. dakikada yerini Luca Fabric’e bıraktı. Özil’in kenara geldiği sırada Teknik Direktör Jose Mourinho’nun kendisini tebrik etmesi ise Mourinho’nun Özil’i gözden çıkardığı ve Özil’in Manchester United’a transfer olacağı dedikoduları ile birlikte okunduğunda ilginç bir anektod olarak notlara geçti.  

Maçın 15. dakikasında sol kanatta topla buluşan Christiano Ronaldo, seken topu  önüne atarak Arda Turan’a çalım atmak istedi. Arda ise, top çalmalarıyla ünlü NBA efsanesi Allen Iverson’a rahmet okutan bir biçimde eliyle topu kesince haklı olarak sarı kart gördü. 16. dakikada topun başına gelen Ronaldo, öyle bir serbest vuruş kullandı ki, sahanın diğer ucunda kalesinde duran Real Madrid Kalecisi Iker Casillas’ın bile ağzı açık kaldı. Bu vuruş, Real’i 1-0 öne geçirdi.

Bu dakikaya kadar dengeli bir görüntü çizen maçta, golden sonra ilk yarının sonuna kadar Real’in ofansif biçimde golün üzerine yatmasını izledik. İlk yarı 1-0 sona erdi.

İkinci yarı, çok daha hareketli ve gergin başladı

İlk yarıda Real kalesine doğru atılan uzun topta kale çizgisi önünde Real’in Savunma Oyuncusu Sergio Ramos, Athletico Forveti Diego Costa’yı perdelemiş, bu mücadelede Ramos, Costa’yı normalden fazla engelledi ve ikili arasındaki mücadele normalden fazla güç sarfiyatına neden oldu. Bu mücadelede Ramos’un kolunun Costa’ya doğru yönelmesinin ardından Costa, bir Capoeira hamlesiyle kendisini yere attı ve Ramos’un kendisine dirsek attığı iddiasında bulundu.   

52. dakikada Athletico’nun yine sağ kanattan kullandığı köşe vuruşu öncesi Costa, ilk yarıdaki pozisyonun intikamı olduğu görülen pozisyonda sırıtarak Ramos’un yüzüne elini savurması  tartışmasız bir biçimde kırmızı karttı fakat Majenco bu pozisyonu görmezden geldi.

Topun bir o kalede, bir bu kalede hale gelmesiyle karşılaşma adeta bir tenis maçına döndü. Maçın 66. dakikasında bu atmosferdeki bir karşı atakta topu önünde koşan Forvet Karin Benzema’ya atmak istedi. Bütün Athletico savunması Benzema’ya odaklanınca top Benzema’ya ulaşmadı. Fakat tekrar Ronaldo’ya dönen topta Ronaldo, Athletico savunmasının görmediği Mesut Özil’in penaltı noktası üzerinde beklediğini görünce topu anında Özil’e iletti ve Özil, topu düzeltip tek vuruşla Athletico kalesine gönderdi ve Real’i 2-0 öne geçirdi. Bu gölden sonra Real, sahip olduğu teknik kapasite farkını seyircilerine sergileyerek göstermeye başladı.

Ronaldo’nun direklerle imtihanı

1 gol 1 asist sahibi Christiano Ronaldo, başarılı performansının yanı sıra dün direkler karşısında da iki şanssızlık yaşadı.
Real, 75. dakikada ceza sahasının yarım metre dışarısında bir serbest vuruş kazandı. Topun başına Özil ve Ronaldo geçti. Kimin vuracağı merak edilen topa Ronaldo’nun yaptığı teknik kokan vuruş direkte patladı.

79. dakikada ise sağ kanattan bir karşı atak düzenleyen Real’de top sol kanattan kale sahasına giren Ronaldo’nun önüne geldi. Tek vuruşla topu kaleye yönlendiren Ronaldo, bir kez daha direği geçemedi.

Soner Bahadır

13 Eylül 2012 Perşembe

Milli takımlardan çifte zafer

Önceki gün, Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu maçı oynayan Basketbol ve Dünya Kupası Eleme Grubu maçı oynayan Futbol Milli Takımlarımız, maçlarından galip ayrıldılar. İşte maçların seyirleri...

12 Dev Adam “işini” yaptı.

Çek Cumhuriyeti ile karşılaşan Basketbol takımımız, 18 ve daha fazla sayıdan daha az farkla galip gelseydi grubu 3., 19 ve daha fazla sayı farkla galip gelmesi durumunda grubu 2. bitireceği maçı 81-56 skorun ardından 25 sayı farkla kazandı.

Basketbol takımımız, son çeyrek hariç karşılaşmanın her çeyreğinde skorda üstündü. 1.çeyrek 25-17, 2.çeyrek 19-9(44-26), 3.çeyrek 21-14(65-40) Türkiye üstünlüğü ile biterken, son çeyrek 16-16 berabere bitti.

Maçın ilk yarısında, her iki pota altında da gerek savunma, gerek hücum ve gerekse ribaundlar konusunda son derece üstün geçirdik. Bu üstünlük bize skorda da 18 sayılık bir üstünlük getirdi. Çek Cumhuriyeti, ikinci çeyreğin ilk yarısında hiç sayı bulamamıştı. Semih Erden ve İlkay Karaman ikilisi, üç saniye koridorunun kesin hükümdarlarıydı.

Bu hükümdarlık, 2. yarının başlarında da kendisini hissettirdi. Hatta 3. çeyrek, skor farkının da oluşturduğu rehavetle “Nasılsa pota altında Semih var” havasında geçti. Bu çeyrekte, özellikle Emir Preldzic ve Ender Arslan’ın bu havada çokça gereksiz şutu vardı. Ama Milli Takım’da sorun yoktu. Semih Erden’in hücum ribaundlarının yanı sıra, havada kendisine çarpan toplar bile basket oluyordu! Bu şekilde geçirdiğimiz çeyreğin ardından, grup ikinciliği için yeterli olan 25 sayılık üstünlüğe erişmiştik.

Bu skor üstünlüğü Milli Takımımızın özgüveninde patlama yaratmıştı. Dev Adamlar, Çek Cumhuriyeti’nin, skor farkını azaltmak için yöneldikleri üçlüklerden yararlanamayınca maçı antrenman havasına büründürdüler ve son 5 dakikaya 29 sayı farkla önde girdiler. Milliler, bu dakikadan sonra 3 dakikalığına adeta “şalteri indirdi.” Maçın son 5 dakikasında 29 sayı olan fark, son 2 dakikaya girerken 19 sayıya inmişti. Grup ikinciliği sınırda bekliyordu. Milliler, “yumurta kapıya dayanınca”, tekrar “vidaları sıktılar” ve Çek Cumhuriyeti’nin yaptığı taktik faulleri değerlendirerek maçtan ikincilik için yeterli olan 25 sayı farkla galip ayrıldılar.

“Maestro” Arda görev başında!

Futbol Milli Takımımız ise, büyük tartışmalara neden olan “taktik gereği tercih”lerin de gölgesinde geçen 2-0’lık Hollanda bozgununun ardından çıktığı ikinci maçta Estonya’yı 3-0’la rahat geçti. 90 dakikanın ardından akıllarda kalan ilk şeyse “serbest adam” oynayan Arda’nın takımı tam bir “maestro” gibi yönetmesiydi.

Hollanda maçının kaybedilmesinin ardından, Selçuk İnan’ı oynatmadığı için futbol yazarları tarafından hedef tahtasına oturtulan Türkiye A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Selçuk’u “taktik gereği” oynatmadığını açıklamıştı. Maçın başında Avcı’nın taktiği değişmemişe benziyordu. En azından Avcı’nın maça başlangıç taktiğinde yine Selçuk’a yer yoktu...

Maç, iki takımın da oyuna geç ısınmasıyla başladı. Özellikle millilerimizin kafası maça geç adapte olmuştu. İlk dakikalarda Semih’in “dalgınlığı” yüzünden az daha mağlup duruma düşecektik. Neyse ki Mehmet Topuz pozisyonu toparladı.

Türkiye futbolunun tartışma yaratan figürü Selçuk İnan ise, 40. dakikada Teknik Direktör Abdullah Avcı tarafından ısınmaya gönderildi. O dakikada tribünlerden “Selçuk!” tezahüratları yükselmeye başladı. Bu tezahüratlar yalnızca 1 dakika sürebildi. Çünkü 41. dakikada sol kanattan tehlikeli bir atak geliştiriyorduk. Ceza sahasına ortalanan topta Burak’ın girdiği pozisyon “rakibi itme” gerekçesiyle faul verilerek kesildi. Burak o pozisyonda rakibini itmediği gibi, rakibiyle girdiği mücadelenin ardından attığı ve savunmanın müdahale ettiği şutta top gol çizgisini geçmişti. Yani, hakemin yanlış faul düdüğü bizi bir golden etmişti.

Ama A Milliler golün kokusunu almıştı. Bu pozisyonun hemen 2 dakika sonrasında, 43. dakikada Stoper Ömer – Forvet Arkası ve “Maestro” Arda ikili kombinasyonu, Ön Libero Emre Belözoğlu’na pozisyonu hazırladı. Belözoğlu ise teknik kapasitesini konuşturarak ilk yarının millilerimiz tarafından 1-0 önde kapatılmasını sağladı.

İkinci yarıya Milli Takımımız biraz “al gülüm, ver gülüm” havasında başladı. Ciddi bir atak çabası olmadan ayağa paslarla geçen süreç, 58. dakikada sol kanattan Selçuk’un ortasında Umut’un topu 90’lı yıllarda Hakan Şükür’den görmeye alışık olduğumuz türde bir vuruşla ağlara gönderip takımımızı 2-0 öne geçirmesiyle son buldu.

Avcı, bu dakikadan sonra “taktiğini” değiştirdi. 59. dakikada Selçuk, Tunay ile birlikte ısınmaya başlarken yine tribünlerden “Selçuk!” tezahüratları yükseldi. Bu tezahüratlar, 67. dakikada sahadaki yankısını buldu ve Selçuk, Tunay ile birlikte oyuna girdi. Oyuna giren Tunay, oyuna girdikten kısa bir süre sonra kendisine yapılan faulün ardından topu bırakıp, rakip futbolcuya yaptığı müdahale ile gerekirse Amerikan Güreşi Milli Takımı’nda da görev yapabileceğini gösterdi(!)

Skor 2-0’a gelince maç, Star TV’de maçı canlı yorumlayan Rıdvan Dilmen’in ifadesiyle “ciddi bir gol antrenmanı”na dönüştü. Bu dönüşüm, Avcı’nın da taktiğinin değişmesini sağladı. Avcı, bu “ciddi gol antrenmanı”nı 4-3-3 taktiğiyle oynadı. Bu taktikte Selçuk’un görevi orta üçlünün ortasıydı.

Bu taktikte Selçuk ve Arda’nın ikili kombinasyonlarının etkili olduğu görüldü. Hücumdaki top dağılımına “maestroluk” yapan arda, alışık olduğu sol kanatta topu, sol çizgide koşan Hasan Ali’nin kendi klasına yarışır biçimde yuvarladı. Hasan Ali sol kale çizgisinden tam yerine ortaladı ve tam yerinde topla buluşan Selçuk, sol ayağıyla tam yerine vurdu ve maçın skorunu 3-0 olarak belirledi.

Soner Bahadır