logo

Ali DEMİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali DEMİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2012 Perşembe

ÖSYM'ye eş zamanlı protesto

Gün geçmiyor ki ÖSYM'nin yaptığı hukuksuzlara karşı tepkiler artmasın. Güzel ülkemin güzel yurttaşları, gün ve gün hak arama yolunda onca zorluğa göğüs gererek tavırlarını mertçe, korkmadan dilendirmekten sakınmıyor. İşte o eylemlerin biri bugün ÖSYM'nin İstanbul 4.Levent'deki irtibat bürosunun önünde, diğeri ise Ankara Bilkent  ÖSYM Genel Merkezi'nin önünde gerçekleşti. İstanbulla eş zamanla yapılan eylemde KPSS mağdurları oturma eylemi yaparak tepkilerini kamoyu ile paylaştılar.

KPSS İptal Edilsin Grubunca organize edilen oturma eyleminde sadece KPSS mağdurları değil, farklı sektördeki emekçiler de destek verdi. Mühendisi, mimarı, öğrencisi, öğrtemeni, memuru  tek bir ağızdan, bir olarak birlik olarak yükseltiler seslerini. "KPSS iptal edilsin", "ÖSYM kaçma hakkımızı satma", Kopyacı şifreci Ali Demir istifa..."

İstanbul 4.Levent'teki yapılan eylemde grup adına basın açıklaması yapan KPSS mağduru Ayşegül ÖKMEN  konu ile ilgili şunları söyledi:

"Üniveristeden mezun olduktan sonra yaşadığımız gelecek kaygısı ve özel sektördeki esnek çalışma koşulları bizi görece daha güvenceli kamu kurumlarında çalışmak için KPSS ye mahkum ediyor. Sınırlı sayıda açılan kadrolar bizleri en yüksek puanı almak için ilkokuldan beri aşıltırıldığımız sınavlarla birbirimizle yarışmak zorunda bırakıyor. KPSS'nin getirilmesindeki amaç, kamu kurumlarında daha önce memur alımlarında yaşanan adam kayırmanın önüne geçmek hukmette hangi parti varsa o çevrenin kadrolaşmasını engellemek için olduğu ve bunun için merkezi sınav sistemi ile daha adil ve güvenilir bir atama yöntemi olduğu her sınav döneminde de konuşulur. Ancak 2010 KPSS ve sonrası yapılan pek çok merkezi sınavda ve bugünde 2012 KPSS bize göstermiştir ki sınav soruları sızdırılarak belirli çevrelerden insanlara dağıtılmış ve çeşitli spekülasyon yaratılarak açıkça çıkan delilleri üstü örtülmeye çalışılmıştır. Bu durum bizleri adalet duygusunu derinden zedelemiştir.

Taleplerimiz ;
  • ÖSYM başkanlığı dönemde adı şaibeli onlarca sınava karışan ALİ DEMİR istifa etmelidir.
  • KPSS 2012 de yapılan iki oturumda iptal edilmelidir.
  • Soruların kim tarafından sızdırıldığını, Beyaz Kalem yayınevinin daha önce yayınladığı soruları nasıl ele geçirdiği kapsamlı bir soruşturma ile aydınlatılmalıdır."
Yukarıda belirtildiği gibi merkezi sınav sistemi ile atama politikası çökmüştür. Bunun için hükumetin üniversite mezunu yüzbinler için yeni istihdam politikası oluşturması gerekmektedir. Bu istihdam politikasını devlet kurumlarında ne kadar personele ihtiyacı olduğunun planlanması ve üniversşte kontejyanlarını belirlenmesinde bu planlamanın baz alınması geleceğimiz için önem arz etmektedir. Hükumet nu planlamayı yaparken farklı meslek gruplarını temsil eden sendikalar, meslek örgütlerinin görüş ve önerilerini dikkate almalıdır."

Haber/Yorum: Gökhan Çelik
Fotoğraf: Soner Bahadır

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Kopyaları Parselleyip Satma Sınavı (KPSS)

Hemen hemen her sınavda ayrı bir skandala imza atan ÖSYM, özelikle memur atamalarının olduğu sınav sorularının servis edilmesi ve belli çevrelere sonulması geleneğini 2012 KPSS'de de devam ettirdi...

Özelikle son 3 senedir, devletin çeşitli kademlerinde görev alabilmek için yapılan sınavların birçoğunda bir usülsüzlük, bir hırsızlık süregidiyor. Daha iki yıl öncee polislik sınavından soruların çalınması ve bazı evlerde soruların ele geçirilmesi, ardından 2010 KPSS sorularının servis edilmesi, daha sonra TUS'ta yaşanan şaibeler, YGS de ortaya çıkan şifreler, hakimlik savcılık sınavlarında dereceye giren ve milletvekili yakını olan hukulçular, vaizlik sınavındaki yolsuzluk iddiaları, kazananlar listesinde yapılan değişiklikler ama hiç kimsenin bir şey iddia edemediği bir çok kamu görevlisi alımı... Hepsi farklı sınavlar fakat ortak noktaları aynı: Şaibe, Servis, Cemaat...

Bilindiği gibi 2010 KPSS ortaya çıkan skandalın sorumluları belli olmasına rağmen bir türlü her ne hikmetse sorumlulara dokunulmamıştır. Soruları gönderen mail adresleri belli, gönderen ve alan kişilerin ismi saptanmışken, çok ayıda bariz kanıt varken iki yıldır  soruşturma aşamasından, dava aşamasına geçilmemiş, göstermelik olarak sınavın sadece ikinci oturumu iptal edilmiştir. Sınavı şaibeli olduğu bariz olan kişilerin ataması yapılmış, hatta ne tessadüftür ki bazı kimseler eşleri ile birlikte aynı okula atanmış ve halen "öğretmen" sıfatıyla çalıştırılmaktadır.

2012 KPSS'de de benzer durum, aynı senaryo. Ancak ufak tefek farklar var. 2012 KPSS öncesi uygulama anı ve sonrasını değerlendirdiğimizde; Genel Yetenek-Genel Kültür sınavı saat 9.30 da başlamış 11.30'da sona ermiştir. Eğitim Bilimleri sınavı ise, 14.30'da başlayıp, 17.00'de sona ermiştir. Sınav henüz bitmemişken 15.45 sıralarında Beyaz Kalem yayınlarına ait sitede sınav soruları açıklanmaya başlanmış ve kısa süre içinde 60 soruluk sınavın 57 si açıklanmıştır. Ayrıca Google arama moturunun verilerine göre sınav sorularının cevaplarıyla ilgili sorgulamalarda sınavdan birgün önce geçmişe göre ani ve hızlı bir artış olmuştur. ÖSYM Başkanı Ali DEMİR iddialar üzerine şunları söyledi : "İnternet sitelerindeki yayınlanan sorular ile KPSS'deki sorular birbirleriyle bire bir aynı değil. Kelime farklılıkları var, değişiklikler çok açık. İmla hataları var. Bizim tespitimiz şu: adaylar kafalarında kalan soruları, çıkar çıkmaz bir kağıda yazdılar ve bunnu dersaneye ilettiler. Yanı zihinlerinde ne kaldıysa, bunu kağıda döktüler. Dersaneler böyle organizasyonlar yapıyor, adaylardan 1-2 soru ezberlemelerini istiyorlar. Zaten çarşamba günü sorular yayımlanınca göreceksinizi birebir aynı olmadığını. İçim rahat, sızma söz konusu değil, temiz bir sınav"

Bu açıklama sonraında 11 Temmuz Çarşamba günü ÖSYM sınav sorularını yayımlamış ve yapılan karşılaştırmalarda internette yayımlnan sorularla aynı oldukları görülmüştür. Hatta yazım yalnışarı dahi aynıdır.

Tüm bu çerçevede, birilerinin elinin, geleceğimiz üzerinde olduğu açıkca ortadadır. Bütün oklar hep aynı yönü işaret ediyor. Birileri bu ülkenin devlet kurumlarına  kendi istediği kişileri  yerleştirme konusunda çok ısrarcı. Kendilerinden olmayanlara hiç bir şans tanımayan amaca ulaşmak için her yolu mubah sayan, Machiavellist politikalara seyirici kalmamalıyız.  Bu durumu kanıksamayacağız, görmezden gelmeyeceğiz, emek hırsızlığına ve kul hakkı yiyenlere çanak tutmayacağız. Bu son yaşananlardan sonra tüm topluma sesleniyorum: 
GENÇLERE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ?