logo

19 Mayıs 2013 Pazar

İstanbul Barosu neden hedef alındı? 2: Baro, Kocasakal’a destek çıktı


AKP iktidarının elinde yargının adeta Demokles’in Kılcı’na döndüğü bugün aşikâr bir durumdur. İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşları, 13-14 Ekim 2012 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan seçimli olağan genel kurula hakkında açılan soruşturman kılıcının gölgesinde girdi.

Fakat İstanbul Barosu avukatları, Kocasakal ve arkadaşlarını yalnız bırakmadı, hatta Kocasakal ve ekibine destek çığ gibi büyüdü. 2010 yılında yapılan seçimlerde kullanılan 19 bin 816 oyun 6 bin 80’ini alarak başkan seçilen Ümit Kocasakal, oyların yaklaşık yüzde 30’unu almıştı. 2012 yılındaki seçimlerde kullanılan 22 bin 19 oyun 12 bin 836’sını alarak oy desteğini yaklaşık yüzde 60’a yükseltmiş oldu.    

AKP’ye uluslar arası hodri meydan!

31 Ocak tarihinde davanın açılmasıyla birlikte Ümit Kocasakal ve yönetim kurulu hakkında yönetimden düştükleri iddialarıyla hükümet çevrelerinde ve yandaş medyada ciddi bir kara propaganda faaliyeti başladı.

Baro Yönetimi, bu kara propagandaya karşı 17 Mart 2013 tarihinde “Zulme Karşı Adalet Şöleni” ismiyle seçimsiz bir olağanüstü kurula gitme kararı aldı. Ümit Kocasakal bu genel kurulda seçime gitme kararı alsalardı kendilerine karşı uygulanan hukuksuzluğa boyun eğmiş ve yönetimden düşmüş olduklarını kabul etmiş olacaklarını söylemişti.

Olağanüstü Genel Kurul, tam da Baro yönetiminin söylediği gibi bir “Adalet şöleni” ne dönüştü. Genel Kurul’a Türkiye’nin 40 ilinin baro başkanlarının yanı sıra Türkiye, Almanya, Bulgaristan ve Hırvatistan Barolar Birliği de destek verdi. Kurul’a katılanlar arasında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Ahsen Coşar, Türk Hukuk Kurumu Başkanı Sabih Kanadoğlu, Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu ve İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş’ın yanı sıra Uluslarası Avukatlar Birliği Başkan Yardımcısı Jean Jacque Bierdeieou ve Almanya Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Michael Krenzler de yer aldı.

Olağanüstü Kurul konuşmalarından satır başları

Kocasakal, Kurul’da yaptığı konuşmada, “Tarihin bazı dönemlerinde yargılama yapmak ağırlaşır, yargılanmak ise şeref verir. Mesleğimizin onuru için ne bedel ödememiz gerekiyorsa ödemeye hazırız. Şu an tarihi bir döneme şahitlik ediyoruz. Yaşanan bu tarih, sivil diktanın oluştuğu tarihtir. Artık eylem zamanıdır” demişti.

Metin Feyzioğlu, Kurul’da hukuka bağımsızlık yemini ettirmişti. Feyzioğlu konuşmasında, “Biz demokrasinin lokomotifiyiz. Bizi susturmak isteyenler hiçbir zaman başarılı olamadılar. Bizim pusulamız Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’dir. Biz gerekirse canımızı da veririz dedik. Buradan Türkiye üzerinde kirli senaryolar yazan tüm emperyal güçlere sesleniyorum: Başaramayacaksınız!” ifadelerine yer vermişti.

Jean Jacque Bierdeieou, avukatlara bağımsızlık çağrısında bulunarak, “İstanbul Barosu’na açılan dava, kurulundan yüzde 60 oy alan bir yönetimi düşürmez. Yaşasın baroların bağımsızlığı, yaşasın avukatların birliği” demişti.

Michael Krenzler ise avukatlığın bağımsız bir meslek olmasına vurgu yapmıştı. Krenzler, “Avukatların kendi kendilerini yönetme kurumları olan baroların bağımsızlığı demokratik ülkelerde anayasaların temel ilkesidir. Her şeyden önce avukatlık bağımsız bir meslektir” şeklinde konuşmuştu.   

Olağanüstü Kurul’dan olağanüstü manifesto!

Kurul sonunda bir bildiri okunarak AKP iktidarına ve ABD emperyalizmine meydan okunmuştu. Bildirinin girişinde, “İstanbul Barosu'nun 17 Mart 2013 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu, Türk Hukuk Tarihinin ‘olağanüstü’ nitelemesiyle anılacak çok özel bir zaman diliminde yapılmaktadır” denilmişti.

Bildiride, “Darbelerden, darbelerin sıkıyönetim mahkemelerinden, DGM'lerden, ÖYM'lerden aldığımız derslerin birikiminde oluşan gücümüzle hiç biat etmedik biz... 12 Martın 12 Eylülün işkencelerinde hiç bükülmedi bu levha... Örgütlü gücümüzü, Baromuzu da size teslim etmeyeceğiz. Özgür biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. 5 ay önce burada belirlediğimiz iradeyi yalnızca biz değiştirebiliriz” denilmişti.

Soner Bahadır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder