İleri Demokrasimizin "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" kıvamındaki projeleri istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Yeni ileri demokrasi emsali, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in "Kadına Yönelik Şiddete Sıfır Tolerans" projesi. Peki nedir bu proje? Kimleri kapsar, neleri içerir , amacı nedir?
Öncelikle 25 Kasım'a dek gelinen süreci ve bugünün tarihçesinden bahsedeyim. 25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti'nde,Salcedo'da Ojo de Agua adlı köyde doğmuş Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi'nin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin sistem tarafından katledildiği tarihtir. Mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür. Daha sonra 1985 yılında, Birlemiş Milletler(BM) tarafından "25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele" günü ilan edilir.1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar.
Başka bir deyişle 25 Kasım, kadına yönelik şiddet, toplum içinde ya da özel hayatta cinsiyete dayalı olarak kadının fiziksel, cinsel ve psikolojik zarar görmesi ve/veya acı çekmesi ile sonuçlanan ya da bu tür sonuçlara yol açabilecek olan tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi olarak engellenmesini kapsamaktadır. Şiddet hareketleri ve tehditleri, ister ev içinde ister toplumda meydana gelsin, veya Devlet tarafından uygulanmış, yapılmış ya da göz yumulmuş olsun, kadınların hayatına korku ve güvensizliği sokar . Taciz dahil şiddet korkusu kadının hareketliliğine sürekli baskı yapar ve haklarına erişimini kısıtlar.Kısaca, 25 Kasım dünyada Kadına Yönelik Şiddette Uluslararası Mücadelenin adıdır.
Tanımı BM tarafından belirlenen 25 Kasım'a bu durumda hiç şüphe yok ki en çok Türkiye'nin ihtiyacı var. Çünkü "Kadına Yönelik Şiddet" konusunu araştıran sivil toplum kuruluşları ve derneklerin raporuna göre Türkiye'de kadına şiddet son 10 yıl içinde % 1400 arttı. Bu ortalama ile Türkiye Avrupa'da kadına en çok şiddet uygulayan ülkeler arasında lider oldu. Ayrıca Dünya Ekonomik Formu'nun Küresel Cinsiyet Uçurumu 2012 Raporuna görede Türkiye 135 ülke arasında 124. sırada yer alıyor. 2012 Eylül ayı itibari ile Duygusal ve fiziksel şiddete maruz kalan 5 bin küsür kadın İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezine başvurdu. Ayrıca sayıları 40 'ı bulan kadınlarımız ise korku ve baskı gibi gerekçelerle şikayetçi olmadı.
İşte böylesi bir ortamda elbette hükumetin bu işe dur demesi, dolayısı ile projeler geliştirmesi gerekiyordu. Ki çok geçmeden böyle bir projeyi AKP'li vekil Fatma Şahin kamoyu ile paylaştı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, Swissotel'de düzenlediği gecede "Kadına Yönelik Şiddete Sıfır Tolerans" başlıklı projenin varlığını duyurdu. Projenin içeriğini "ülkenin yetiştirdiği değerli sanatçıların gücünü kullanarak beyinlerdeki algıyı değiştirmek" oluşturuyor kısaca. Eyvallah, buraya kadar bir sıkıntı yok. Asıl mevzû detayları öğrendiğimizde gün ışığına çıkıyor. Proje'yi kadın meselelerini erkeklerle birlikte çözüme kavuşturma fastı güzel, kulağa hoş geliyor. Ancak bu noktada bakan Şahin'in belirlediği sözüm ona "rol model sanatçılar" kim? Gelin dilerseniz onlara bir göz atalım;
Necati Şaşmaz. Nâm-ı Diğer: Polat Alemdar.
Kurtlar Vadisi Dizisini duymayanımız yoktur herhalde. Neredeyse her bölümünde karekterlerden çok silahların konuştuğu, kanın deyim yerindeyse gövdeyi götürdüğü, bolca vurdulu kırdılı sahnelerin olduğu 15 Ocak 2003 senesinde "Bu bir derin devlet ve mafya dizisidir" sloganıyla yayına başlayan dizi. Bu dizi öylesine yankı uyandır ki Tükiye Büyük Millet Meclis'i personeline verilen imaj tavsiyesinde, "Necati Şaşmaz gibi takım elbise giyin" denildi. Sonrasında diziden esinlenerek işlenen adam öldürme, yaralama suçlarının detaylarına hiç girmiyorum. İşte o dizinin karekteri Polat Alemdar rol model olarak ""Kadına Yönelik Şiddete Sıfır Tolerans" başlıklı projede yer alacak. Durun daha bitmedi.
İbrahim Tatlıses.
Mevcut İktidarın kadınlara davranış konusunda rol model seçtiği diğer bir isim ise Türkiye'de skandal olaylara imza atan "İbrahim Tatlıses". Tatlıses'in eski eşi olan Perihan Savaş'a uyguladığı şiddet, ha keza 13 yaşında çocuk bir hayranına "Küçük o..." dediğini bilmeyenimiz ve duymayanımız yoktur zannedersem.
Sonrasında bu olayı gündeme getiren ve köşesinde yazan gazeteci-yazar Balçicek İlter'e Tatlıses, canlı yayında "O kalemler kırılır" diyerek tehditkar söylemlerde bulunmuştu.
Velhasıl demem o ki, mevcut liberal-muhafazakar iktidarın bu projesi Türkiye'de kadına yönelik şiddeti azaltma konusunda hiçbir işe yaramaz. Fikir temelde hoş, lakin gelin görün ki içi boş... Bu rol modellerle bu işin çözülemeyeceği aşikârdır. Dolayısı ile başta siyasi partiler olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarına, kadın derneklerine sesleniyorum. Biran evvel bu rol modellerin değiştirilmesi için kamoyu oluşturun! En nihayetinde kadına şiddeti en aza indirgemek ve yok etmek için bu projeden derhal vazgeçilmesi gerekir. Sonuç olarak ayakları yere basan gerçekçi projeler üretilmeli, Kadın sığınma evleri çoğaltılmalı ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerekmektedir.
Gökhan ÇELİK
Öncelikle 25 Kasım'a dek gelinen süreci ve bugünün tarihçesinden bahsedeyim. 25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti'nde,Salcedo'da Ojo de Agua adlı köyde doğmuş Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi'nin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin sistem tarafından katledildiği tarihtir. Mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür. Daha sonra 1985 yılında, Birlemiş Milletler(BM) tarafından "25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele" günü ilan edilir.1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar.
Başka bir deyişle 25 Kasım, kadına yönelik şiddet, toplum içinde ya da özel hayatta cinsiyete dayalı olarak kadının fiziksel, cinsel ve psikolojik zarar görmesi ve/veya acı çekmesi ile sonuçlanan ya da bu tür sonuçlara yol açabilecek olan tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi olarak engellenmesini kapsamaktadır. Şiddet hareketleri ve tehditleri, ister ev içinde ister toplumda meydana gelsin, veya Devlet tarafından uygulanmış, yapılmış ya da göz yumulmuş olsun, kadınların hayatına korku ve güvensizliği sokar . Taciz dahil şiddet korkusu kadının hareketliliğine sürekli baskı yapar ve haklarına erişimini kısıtlar.Kısaca, 25 Kasım dünyada Kadına Yönelik Şiddette Uluslararası Mücadelenin adıdır.
Tanımı BM tarafından belirlenen 25 Kasım'a bu durumda hiç şüphe yok ki en çok Türkiye'nin ihtiyacı var. Çünkü "Kadına Yönelik Şiddet" konusunu araştıran sivil toplum kuruluşları ve derneklerin raporuna göre Türkiye'de kadına şiddet son 10 yıl içinde % 1400 arttı. Bu ortalama ile Türkiye Avrupa'da kadına en çok şiddet uygulayan ülkeler arasında lider oldu. Ayrıca Dünya Ekonomik Formu'nun Küresel Cinsiyet Uçurumu 2012 Raporuna görede Türkiye 135 ülke arasında 124. sırada yer alıyor. 2012 Eylül ayı itibari ile Duygusal ve fiziksel şiddete maruz kalan 5 bin küsür kadın İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezine başvurdu. Ayrıca sayıları 40 'ı bulan kadınlarımız ise korku ve baskı gibi gerekçelerle şikayetçi olmadı.
İşte böylesi bir ortamda elbette hükumetin bu işe dur demesi, dolayısı ile projeler geliştirmesi gerekiyordu. Ki çok geçmeden böyle bir projeyi AKP'li vekil Fatma Şahin kamoyu ile paylaştı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, Swissotel'de düzenlediği gecede "Kadına Yönelik Şiddete Sıfır Tolerans" başlıklı projenin varlığını duyurdu. Projenin içeriğini "ülkenin yetiştirdiği değerli sanatçıların gücünü kullanarak beyinlerdeki algıyı değiştirmek" oluşturuyor kısaca. Eyvallah, buraya kadar bir sıkıntı yok. Asıl mevzû detayları öğrendiğimizde gün ışığına çıkıyor. Proje'yi kadın meselelerini erkeklerle birlikte çözüme kavuşturma fastı güzel, kulağa hoş geliyor. Ancak bu noktada bakan Şahin'in belirlediği sözüm ona "rol model sanatçılar" kim? Gelin dilerseniz onlara bir göz atalım;
Necati Şaşmaz. Nâm-ı Diğer: Polat Alemdar.
Kurtlar Vadisi Dizisini duymayanımız yoktur herhalde. Neredeyse her bölümünde karekterlerden çok silahların konuştuğu, kanın deyim yerindeyse gövdeyi götürdüğü, bolca vurdulu kırdılı sahnelerin olduğu 15 Ocak 2003 senesinde "Bu bir derin devlet ve mafya dizisidir" sloganıyla yayına başlayan dizi. Bu dizi öylesine yankı uyandır ki Tükiye Büyük Millet Meclis'i personeline verilen imaj tavsiyesinde, "Necati Şaşmaz gibi takım elbise giyin" denildi. Sonrasında diziden esinlenerek işlenen adam öldürme, yaralama suçlarının detaylarına hiç girmiyorum. İşte o dizinin karekteri Polat Alemdar rol model olarak ""Kadına Yönelik Şiddete Sıfır Tolerans" başlıklı projede yer alacak. Durun daha bitmedi.
İbrahim Tatlıses.
Mevcut İktidarın kadınlara davranış konusunda rol model seçtiği diğer bir isim ise Türkiye'de skandal olaylara imza atan "İbrahim Tatlıses". Tatlıses'in eski eşi olan Perihan Savaş'a uyguladığı şiddet, ha keza 13 yaşında çocuk bir hayranına "Küçük o..." dediğini bilmeyenimiz ve duymayanımız yoktur zannedersem.
Sonrasında bu olayı gündeme getiren ve köşesinde yazan gazeteci-yazar Balçicek İlter'e Tatlıses, canlı yayında "O kalemler kırılır" diyerek tehditkar söylemlerde bulunmuştu.
Velhasıl demem o ki, mevcut liberal-muhafazakar iktidarın bu projesi Türkiye'de kadına yönelik şiddeti azaltma konusunda hiçbir işe yaramaz. Fikir temelde hoş, lakin gelin görün ki içi boş... Bu rol modellerle bu işin çözülemeyeceği aşikârdır. Dolayısı ile başta siyasi partiler olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarına, kadın derneklerine sesleniyorum. Biran evvel bu rol modellerin değiştirilmesi için kamoyu oluşturun! En nihayetinde kadına şiddeti en aza indirgemek ve yok etmek için bu projeden derhal vazgeçilmesi gerekir. Sonuç olarak ayakları yere basan gerçekçi projeler üretilmeli, Kadın sığınma evleri çoğaltılmalı ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerekmektedir.
Gökhan ÇELİK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder