PKK probagandası yapma, PKK'yı Öcalan'ı güçlü gösterme...
Yıllardır bölücü terör ve ve "Kürdistan projeleri" üzerine çalışan, önümüze konan "Öcalan'lı küçük kürdistan" , "Barzani'li büyük Kürdistan" senaryolarını gayet iyi bilen, her ikisini de şiddetle eleştiren beni, böyle bir suçlamanın içine dahil etmek;
6 Aylık bir esaret hayatımdan daha onur kırıcı bir yaklaşım, daha büyük bir zulümdür ki, iddia sahiplerine aynen iade ediyorum.
Böyle bir suçlama "Senin adın Müyesser değil, gerçekte Henry Berky, Graham Fuller, gerçeten haberin yok" demekten de farksızdır.
Açık söylüyorum veya itiraf ediyorum; ben suç aletleri alfabenin 29 harfi olan tek kişilik bir terör örgütüm. Ezeli ve Ebedi yegane Liderim Mustafa Kemal Atatürk'tür. Lakin değil Yalçın Küçük, Soner Yalçın yada Atam mezardan kalkıp, "PKK'yi öv" talimatı verse dinlemem!...
Yıllarca Meclis'te bulundum.
O Platformda PKK-BDP milletvekilleri ile tokalaşmayan, gördüğünde yolunu değiştiren kuliste oturduğum yere geldiklerinde orayı hemenn terk edeb yeğane kişi bendim diyebilirim.
Gazeteci arkadaşlarımda da şahittir. Sayın savcıların sanığın hak ve hukukunu savunmak gibi bir tutumu olsa, benim bu konudaki tavrımı,kendilerine yakın gazetcilere dahi sorsalar, iki dakikada öğrenirlerdi.
Ha, şimdi sakın birileri bu tutumu ayrımcılık, ırkçılık, gayri medenilik diye adletmesin. Bölücülük ve teröre ciddi anlamda tavır alan her insanın yapması budur. Kaldı ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, da 12 Haziran seçimleri sırasında gazetecilere, BDP için şunları söyledi: "Bunlara destek vermek, teröre destek vermek demektir. Bunların kesinlikle muhattap alınmaması gerekir. Ben daha önce medya yöneticilerine, bunlara prim verilmemesini söyledim. Siz kalkar bunları ekrana çıkarırsanız, karşınıza alıp onların arzu ettiği sorular sorup probagandaları için şahane zemin hazırlarsanız, bizim işimizi zorlaştırırsınız. Medya kendi arasında konsensus sağlamalı ve bunlara tavır almalıdır."
Görüyorsunuz, o kadar mualif değilim. En azından bu konuda Sayın Başbakanı dinlemişim.
Gerçekte PKK'yı canla başla savunan Öcalan'ın elini güçlendirilmesini isteyen, onu "peygamberlik" mertebesine eriştirilmek istenen bir gazeteci mi aranıyor ?
Şunlara ne dersiniz
Cengiz ÇANDAR ... PKK'ya silah bıraktırmanın raporunu yazıp, Öcalan'a "teröristbaşı" denmesinden vazgeçilmesini istedi mi ve onun Kürtlerin lideri olduğunu söylemedi mi ?
Hasan CEMAL... Ceviz ağacının gölgesinde Murat Karayılanın postacılığını yapmakla kalmayıp," Hem gazetecilik yapıyor, hemde çözüm arıyorum." demedi mi ?
Etyan MAHÇUPYAN... Devlet yetkililerinin yıllardan beri hem Öcalan, hem Kandil ile görüştüğünü yazıp, buna rağmen "Hukümet yanlısı medyanın" , PKK ya "Terörsit" Öcalan'a "Bölücübaşı" demeye devam etmesinden yakınmadı mı? (6 Temmuz 2011- Zaman)
Mümtaz'er TÜRKÖNE... 21 Temmuz 2011 tarihinde son iki seneyi Öcalan'ı muhatap alınması talepleri ile geçiridik. Sonunda da alındı. PEki ne oldu ? Öcalan'ın muhattap değil oyuncak olduğu ortaya çıktı. dedikten sonra 11 Agustos 2011 Tarihinde şunları yazmadı mı ? " Kitle desteğini arkasına almış bir silahlı kalkışma ile karşı karşıya iseniz, bu kalkışmanın liderine sıradan bir suçlu gibi davranamazsınız. PKK kitleselleşmiş ve siyasallaşmış bir hareket. Öcalan, PKK ve BDP'de vazgeçilmez bir otorite. Çünkü onun yerine ikame edebilecek hiç bir güç yok. Öcalan'la görüşmelerin devam etmesi lazım. Bugün Öcalan'ın hapishane şartlarının gözdeb geçirilmesi ve terörün azalması şartı ile dışarı ile araçsız ilişkiler kurması tartışılabilir."
İhsan DAĞI... 22 Temmuz 2011 tarihinde şöyle yazdı. " Kürt sorununu siyaseten çözmek yerine Öcalan'la anlaşmayı deneyenler önce Öcalan'ı destekleyip, yeniden örgüte hakim hale getirilmek zorundadalar. Yoksa Öcalan'la anlaşma yapmanın bir önemi yok. 16 Agustos 2011 tarihinde şöyle yazdı: "Devlet işi Öcalan'a bitirtmek niyetinde ise, önünü açmaktan fazlasını yapacaktır. İşinizi kolaylaştırıcı bir muhattap olmasını istiyorsanız ona destek de olursunuz." Bu satırları İhsan DAĞI yazmadı mı?
*****
Odatv'nin PKK ile haberlerinin " İç savaşı hedeflediğini" öne sürenlere yine bir gazetecinin, hemde zaman Gazetesin'den Ali ÜNAL'ın 11 Temmuz 2011 tarihli yazısıyla cevap vermek istiyorum. Ali Ünal, "Türkiye bu çizgide gittikçe ileride hemde Güneydoğu'da hem bölgede, hem de Türkiye'nin büyük şehirlerinde daha kanlı hadiseler şahit olacaktır." dedikten sonra sözü Cengiz CANDAR'ın raporuna getiriyor ve şöyle devam ediyor.
"Terörün Türkiye'yi yendiğini söyleyenler, Türkiye'nin terör diline teslim olmasını teklif ediyor, odaklıyor, teröre hak tanımış oluyor ve terörist güce taç giydiriyorlar."
Geçtim bunları; Sayın Savcılar Odatv'deki yazımlarından bir tekini dahi okumuş olsalar beni bu şekilde itham etmez, edemezdi...!
Öcalan'ın avukatları ile görüşmem...
Savcıların iddialarına göre Öcalan'ın avukatlarına, "Öcalan, AKP'ye sıcak mesajlar versin" demişdim. Aldığım "talimat" böyle imiş.
Avukat Medhi Öztüzün ile neden görüştüğümü ayrıca anlatacağım. o yüzden burada sadece şunu vurgulamak istiyorum. Öcalan'ın iki güne bir "Gül'e mektup yazdım, Erdoğan'a mektup gönderdim" dediği bir dönemde, "sıcak mesajlar" için benim gibi bir ricacıya mı ihtiyacı varmış ?
*****
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder