logo

20 Kasım 2011 Pazar

Sosyalizm için Milli Burjuva Devrimleri Şart mı?


Bazı sol ve sosyalist çevrelere göre, ulusal burjuvazi yaratılıp burjuva demokratik devrimleri yapılmadan sosyalist devrim yapılamaz. Bu çevreler, düşüncelerini Karl Marx’ın tarih felsefesine ve ekonomi politik anlayışına dayandırırlar.

Marx’ın ekonomi politik anlayışına göre, ekonomik altyapı; sosyal, siyasal ve hukuki  üstyapıyı belirler. Yani siyaset ve hukuk, ekonomik sistemin bu alanlara yansımasıyla şekillenir. Yine Marx’ın tarih felsefesine göre de tarih, ekonomik üretim ilişkileri doğrultusunda şekillenir ve tarihte ekonomik ve siyasal sistemler bu ilişkilerin getirdiği sonuçlara göre değişir. Ekonomik sistem ne zaman sosyal yapıya cevap veremez hale gelir, o zaman ekonomik sistem ve dolayısıyla siyasal sistem değişir. Bu değişim de sırasıyla feodalizm, kapitalizm ve sosyalizm şeklinde olacaktır.

Karl Marx bu analizleri, yaşadığı döneme(19.yüzyıl) kadarki ekonomi politik ilişkileri inceleyerek, döneminin batılı modern sanayi toplumları için yapmıştır. Marx’ın doğu toplumları üzerine, batılı toplumlar hakkında yaptığı kadar ayrıntılı analizleri yoktur. Bu sebeple Marx’ın yaptığı analizler üzerinden sanayi toplumu haline gelmemiş doğu toplumları üzerine “doğrudan” fikir üretmek pek başarılı bir yol olmayacaktır. Ayrıca 20. yüzyılda ekonomik ve siyasi alanda yaşanan değişmeler karşısında Marx’ın fikirlerinin ana hatları doğruluğunu korurken, başta metod olmak üzere sosyalist teoride ince ayrıntılarda değişiklik yapmak gerekmiştir.

Bu değişiklikler, Rosa Luxemburg ve Lenin’in öncülük ettiği II. Enternasyonel sonucunda “emperyalizm” kavramıyla somutlaştırılmıştır. Sanayileşmiş kapitalist ülkelerin, geri kalmış toplumları ekonomik olarak sömürmesi anlamına gelen emperyalizmin ortaya çıkmasıyla ekonomik sömürü ulusal boyutu aşmış ve uluslarası bir hal almıştır. Sınıflar arası sömürü, ülkeler hatta bölgeler arası sömürüye dönüşmüştür. Dolayısıyla gelişmiş batı toplumları için yapılan feodalizm-kapitalizm-sosyalizm sıralaması, geri kalmış doğu toplumları için sosyalist bakış açısına pek de uygun bir sıralama değildir. Geri kalmış doğu toplumlarının milli burjuva devrimlerini gerçekleştirmesini beklemek ve amaçlamak kapitalizmin ömrünü uzatmaktan başka bir sonuç getirmeyecektir.

Bahsettiğim çevreler, toplumların gelişimini ekonomik ilişkilerin gelişiminin oluşturduğu, sınıf savaşımı keskinleşmeden devrimin olamayacağı ve sanayileşme olmadan sınıf savaşımının keskinleşemeyeceği, dolayısıyla devrim için sanayileşmiş kapitalist toplumun inşasının şart olduğu gibi savunmalarla bu fikre karşı çıkabilirler. Bu karşı çıkışa Başbakan Erdoğan’ın “Bakkal devri bitti, birleşip alışveriş merkezi kurun”  sözleriyle açıkladığı esnafçılıkla, her iktidarın övünçle bahsettiği tarımımızda çalışan sayısının çölde açıkta kalmış buzdağı gibi erimesiyle bu işsizlerin yeni bir alanda istihdam edilememesiyle, “sırtını yasla kendini kurtar” denilen devlet kurumlarının yok pahasına, çalışanlarının yarısının işten çıkarılarak ve geriye kalan işçilerin de hayat standartlarının yarıya çekilerek satılmasıyla ve ülkemiz ekonomisinin yüzde 70’inin yabancı sermaye yatırımlarından oluştuğuyla yanıt verilebilir sanırım.

Marx’ın söylediği gibi bugünün tarihi de tarih sınıf savaşımı tarihidir. Tarih bugün ekonomik sistem olarak kapitalizmi gösteriyor. Bu tarihi akışı durdurmanın ve insanlığın bütününün huzurunu sağlamanın yolu sınıflı toplumu yok etmektir. Bu yol da sanayileşmiş ve sosyal refahını oturtmuş batı toplumlarından değil, geri kalmış ve uluslarası sermaye tekellerine sömürge haline gelmiş doğu toplumlarından geçer...

Soner Bahadır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder