Yıllardan bu yana süre gelen büyük bir aldatmaca...Türkiye ile Ermenistan arasında sürekli soğuk rüzgarlar estiren sözde soykırım...Öncelikle Soykırım (jenosit )ne demek onu açıklayalım. Öncelikle bu kavramı ilk olarak, Polonyalı hukukçu Raphael Lemkin tarafından ortaya atılmışdır. Lemkin bu kavramı yunaca "genos" (Soy,Kavim) ve latincede "cidus" (öldüren) kelimelerini bir araya getirerel oluşturmuştur. Tanım olarak "Soykırım" belli kurum, kuruluş ve kişilerin belirli etnik kökene sahip topluluğun yok edilmesi, dünya üzerinden soylarını tam olarak silinmesi anlmaına gelir...Birleşmiş Milletler Genel kurulu dünyada soykırımı önlemek ve cezalandırmak için 1948 yılında "Soykırım Sözleşmesi"ni kabul etmiş ve ülkemizde bu sözleşmeye 1950 senesinde dahil olmuştur.
Tarih sahnesinde Ermeniler ve Türkler
Tarihde ilk defa Ermeni-Türk ilişkileri Osmanlı imparatorluğu öncesinde, Anadolu'ya keşif amaçlı gelen çeşitli Türk kavimleri ile gerçekleşmiştir. Kimi kaynaklara göre 1018 yılından önce Türkler ile Ermenilerin Kafkaslar ve Anadolu'da karşı karşıya geldikleri bilinmektedir. Bir rivayete göre ise Ermeniler ile Türkler ilk olarak Çağrı Beyin Anadolu seferinde Vaspuragan Ermeni prensliğini işgal ettiğini ve o güne dek asla Türk atlı birliğini (Süvari) görmeyen Ermeniler büyük bir şaşkınlıkla uzun saç örükleri, ok ve yaydan ibaret silahları olan bu birliği hayretle seyrettikleri kimi kaynaklarda geçmektedir. Osmanlı Beyligi'nin Anadolu'ya gelip burada hakimiyet kurması ile buradaki etnik gruplar azınlık statüsüne girmiş ve varlıklarını idame ettirebilmişlerdir. Ama bahis ettiğim bu azınlıklar içinde imtiyazlı bir etnik grup vardı. Elbette tahmin ettiğiniz üzere bu etnik köken Ermenilerden başkası değil.
Osmanlı toprakları içinde Ermenilere tanınan bazı imtiyazlar
1. Ermeni cemaat dini ve dünyevî işlerini yürütmek üzere bir reis (patrik) seçme hakkına sahiptir.
2. Kilise, hasta hane, yetimhane, mezarlık ve buna benzer dini ve hayri kurumların inşa, bakım ve idaresi cemaate aittir.
3. Dini ve dünyevî işleri yürütmek üzere patrik, meclisler teşkil eder ve icrai kararlar alabilir.
4. Ermeni cemaat okullar açmak ve Ermenice olarak eğitim - öğretim yapmak hakkına sahiptir.
5. Suç işleyen din adamlarının yeminli ifadeleri mahkemece makbul olup tevkif edildiklerinde ayrı bir yere kapatılırlar.
6. Suç işlemesi halinde, bir papazın muhakemesi, dini ise, dini meclisçe, dünyevi ise karma meclisçe yapılır.
7. Evlenme, boşanma. cehiz, nafaka ve mirasla ilgili işlemler patrikhane tarafından ifa edilir.
8. Ölen bir din adamının mirası. birincisi cemaat hayır kurumlarına, ikincisi patrikhanenin masraflarını karşılayacak binaların inşasına, üçüncüsü ise mirasçılara bırakılmak üzere üçlü özel bir statüye bağlanmıştır.
9. Ihtida durumunda ise, Islamiyet'i benimseyen kişi için papazın, ebeveyninin veya velisinin nasihatları alınır, ısrar edecek olursa, bu konudaki Islami formalite yerine getirilir.
Osmanlı impararatorluğu yöneticilerince müslüman olmayanlara tanınan ayrıcalıklar, tarihte 1839 Fermanı, 1878 Berlin kongresi, 1863 Nizamname-i Millet-i Ermeniyan, 1461'de Fatih'in tanıdığı hak ve imtiyazlar ve1908 Anayasası'nın doğurduğu düzenlemelerle genişletilmiştir. Böylece Batı teminatı altında bu durum Uluslararası bir durum söz konusu olmuştur.
Özde olmayan Sözde Soykırım
Osmanlı devletinin o dönemde idareyi elinde bulunduran İttihat ve Terraki yönetiminin, 1.Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Doğuda düşman birlikleri ile işbirliği yapmaları ve bu yönde devlet bekasını gözetme dolayısı ile sürgün (1915 Tehcir Kanunu) yolu ile gerçekleştirilen politikadır. Bu sürgün esnasında zaman zaman gerek Türk akıncılarının ve gerekse sürgün esnasında başta, tifo, dizanteri, emes gibi salgın hastalıktan ötürü kimi kaynaklara göre ölen Ermenilerin toplam sayısı 1,5 milyon (?) kişidir. Yine kimi kaynaklar II. Abdülhamit döneminde Hamidiye Alaylarının gerçekleştirdiği katliamları da buna dahil etmektedirler...Türkiye Cumhurriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sözde Soykırımla ilgili şu sözleri durumu açıkca özetlemektedir.
"Kuşku edilmemek gerekir ki, Ermeni kırımı üzerine söylenen sözler gerçeğe uygun değildir. Tam tersine güney bölgelerinde yabancı kuvvetlerce silahlandırılan Ermeniler, koruyucularından yüz bularak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. Öç alma düşüncesiyle her yerde acımasızca öldürme ve yok etme yolunu tutmakta idiler"
Ermeni Şarkıcı Charles Aznavour' u Seviyor ve Saygı duyuyorum...
Fransa'da özel bir televizyon kanalında ‘Vivement Dimanche’ isimli programda, “Soykırım kelimesi beni rahatsız ediyor, Türk-Ermeni sınırının açılması ve Türklerin diyalog istemesi için başka bir kelime bulmak gerekir. Türkiye’yi ziyaret etmenin rüyasını görüyorum. Çünkü Türkler söylendiğinden çok farklı, iyi insanlar’’ demişti. Aznavour, izleyicilere dönüp, “Burada Türk var mı, hesap soralım’’ diyen sunucuya da “Türkler iyi insanlardır. Eğer buradaysalar onlar da hoş gelmişlerdir’’ diyerek tepki göstermişti. Bu barış ve iyimser açıklamadan sonra Aznavur gerek kendi ülkesinde, gerekse uluslararası ermeni lobilerinde esefle kınanmış ve deyim yerindeyse günah keçisi muamelesi görmüştür. Açıklamanın ardından bazı Ermenilerin, Fransa’daki derneklerinin internet sitelerine mesajlar göndererek, ünlü şarkıcıyı eleştirdiği, bazılarının da Aznavour’a destek verdiği oldu. Ünlü şarkıcıya tepki gösteren Ermeniler, Aznavour’u, ‘inkarcılık’ ve ‘davalarına ihanetle’ suçladı.
Son olarak evrensel litaretüre göre bir olaya soykırım denilmesi için, Yaşanılan o durumun devlet politakası olarak sürekli o ülkenin bütün kara parçasında hüküm sürmesi gerekir. Esasında bir olayın soykırım ile adlandırılması için Faşizm gereklidir. Birleşmiş Milletlerce soykırım olarak tanınan dünyada üç olay mevcuttur ki bunlar; Ruanda Almanya ve Yugoslavya soykırımlarıdır. Şimdi hal böyle iken Türkiye'ye yöneltilen suçlamalar gerek BM tanımına gerekse Evrensel tanımla uyuşmazlar Buradan bile açıkca bu durumun bir komplo olduğu kanısına varabiliriz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder